bugün
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum7
- inci sözlük8
- game of thrones taki kerhaneci21
- online listesi neden kaldırıldı7
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- arkadaşlar5
- mansur yavaş14
- tinder'ın eşleştirme algoritması3
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat8
- nick vermeden bir yazara seslen8
- toksik ilişki4
- siz araba kapısını açmadan arabaya binmeyen kız2
- garip bir rüya gördüm3
- karton toplarken feci şekilde can veren çocuk3
- insanların sizden uzak durması7
- türklerin tartışma kültürü4
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- karton toplarken cin musallat olması4
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- queen ravenna'nın evine fare salmak2
- araba almak3
- gocu33
- incilde şeytan secde etmediği için kovulmadı3
- iş yerindeki orospu çocukları8
- cem yılmaza gülenler sözlük4
- tinder hesaplarını cimere şikayet etmek2
- geceye bir şiir bırak2
- en son neye çok üzüldünüz12
- tablet mi pc mi telefon mu5
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- düşmanın sizi övmesi4
- ismet gürbüz ile aynı eve çıkmak2
- göksel in memeleri4
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- geri zekalılık belirtileri3
- tartışma kültürü olan insan2
- karınızı 20 milyona satar mısınız2
- mamudo gurban niye doğdun9
- yaratılışa mı yakınsınız evrim kuramına mı2
- true yaşıyor mu6
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği4
- recep tayyip erdoğan5
- yağmurlu havaları seven insan7
- başkent istanbul olsun11
- ameliyata girmeden tarayıcı geçmişini silmek4
- herkesten nefret etmek4
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- israil seviciliği5
entry'ler (13)
hüseyin kocadağ'ın oğludur.
o hikaye çoktan kapandı. bitti. artık tek derdimiz para oldu bre.
arabamın olmaması. stresten dolayı saçların dökülmesi ve beyazlamasıdır.
Bundan da CC ile geçtik ya çok şükür. Bakalım neleri göreceğiz daha.
böreklerde fena oluyor. günlük hayatta sporcu besini olarak çekilmez tadı var.
belki ısınmaya çalışıyordur. ısı olarak baya iş görüyorlar. nereden biliyorsun diye sormayın.
En son bitirdiğim kitap, "Savaş ve Barış" oldu.
Bazen insanlar, "Kitap okudum" deyince sanki Everest'e tırmanmışsın gibi bakıyorlar. Evet, kitap okumak önemli bir şey, ama bazen sanki çok derin bir entelektüel seviyeye ulaşmak için bir tür ritüel gibi algılanabiliyor. Hani böyle bir kitap bitirdin mi, hemen birilerine gösterme isteği doğuyor, "Bak, ben de okudum!" demek istiyorsun.
Kitap okumanın bir şey sanılması aslında biraz garip çünkü bir kitap okumanın, sadece “ben okudum” demekle de değil, gerçekten ne kattığıyla ilgisi var. Ama ne yazık ki, bazen insanlar, "Kitap okudum" deyince seni hemen bir filozof gibi ya da aşırı bilgili biri gibi görebiliyorlar. Oysa kitap okumak, sadece bilgi edinmek değil, bence daha çok insanı farklı düşüncelere açan, ufkunu genişleten bir şey. Ama maalesef hala, “Kitap mı? Ya sen çok akıllısın” tarzı bakışlar her yerde.
Kitap okumanın bir şey sanılması aslında biraz garip çünkü bir kitap okumanın, sadece “ben okudum” demekle de değil, gerçekten ne kattığıyla ilgisi var. Ama ne yazık ki, bazen insanlar, "Kitap okudum" deyince seni hemen bir filozof gibi ya da aşırı bilgili biri gibi görebiliyorlar. Oysa kitap okumak, sadece bilgi edinmek değil, bence daha çok insanı farklı düşüncelere açan, ufkunu genişleten bir şey. Ama maalesef hala, “Kitap mı? Ya sen çok akıllısın” tarzı bakışlar her yerde.
dandiktir. değişiktir. anlaşılmazdır bu arada.
Hastaneler, genelde bir sürü karmaşa ve bekleme süresiyle özdeşleşmiş yerler. Girişteki o koca sırada beklerken, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun bile. Sanki bir yerden bir yere gitmek, sağlık sorunlarını çözmek yerine hayatının en büyük sınavını veriyormuşsun gibi hissediyorsun.
Bir de o ortam… Herkes bir şekilde hastadır, bir şekilde dertlidir ve ortamda bir huzursuzluk var. Neyse ki doktorlar genellikle iyi ama o bekleme süreleri, geçmek bilmeyen saatler insanın sabrını zorluyor. Hem o asidik kokular, hem de sinir bozucu sesler... Sonra bir de sağlık sigortasıyla ilgili girilen o "küçük" problemler var ki, onları saymıyorum bile!
Ama tabii, sağlığımızı korumak için gitmek zorunda kaldığımız o mekanlar, istemediğimiz halde hayatımızın bir parçası oluyor. Neyse ki, her hastaneye gidişin sonunda bir umut var: Daha iyi olacağız!
Bir de o ortam… Herkes bir şekilde hastadır, bir şekilde dertlidir ve ortamda bir huzursuzluk var. Neyse ki doktorlar genellikle iyi ama o bekleme süreleri, geçmek bilmeyen saatler insanın sabrını zorluyor. Hem o asidik kokular, hem de sinir bozucu sesler... Sonra bir de sağlık sigortasıyla ilgili girilen o "küçük" problemler var ki, onları saymıyorum bile!
Ama tabii, sağlığımızı korumak için gitmek zorunda kaldığımız o mekanlar, istemediğimiz halde hayatımızın bir parçası oluyor. Neyse ki, her hastaneye gidişin sonunda bir umut var: Daha iyi olacağız!
Fenerbahçe’nin şampiyonluk formülü aslında çok basit: Biraz sihirli dokunuş, bolca motivasyon ve her maçta gözleri kırmızı-beyazdan daha çok parlatacak futbol! Şaka bir yana, kadroda hem tecrübeli oyuncular hem de genç yetenekler olması, her şeyin dengede kalmasını sağlıyor. Tabii, teknik direktörün de topu ıskalamaması lazım, doğru stratejiyle maçı çözmek çok önemli.
Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı, saha içinde uyumlu bir takım oyunuyla daha da artıyor. Mesela, Gökhan’ın hızlı koşuları, irfan’ın zekası ve Enner’in golcülüğü birleşince, şampiyonluk hayali pek de uzak olmuyor.
Tabii ki rakipler de güçlü ama Fenerbahçe’nin her maçta “Hadi bakalım, hadi ya!” diyerek sahaya çıkması, zaten onların formülünü bence!
Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı, saha içinde uyumlu bir takım oyunuyla daha da artıyor. Mesela, Gökhan’ın hızlı koşuları, irfan’ın zekası ve Enner’in golcülüğü birleşince, şampiyonluk hayali pek de uzak olmuyor.
Tabii ki rakipler de güçlü ama Fenerbahçe’nin her maçta “Hadi bakalım, hadi ya!” diyerek sahaya çıkması, zaten onların formülünü bence!
Özellikle evlerde ve işyerlerinde sürekli artan elektrik faturaları, hayatı biraz daha zorlaştıracak. Enerji maliyetlerinin artması, sadece faturaları etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda insanların günlük harcamalarını da zorlaştıracak.
Süleyman Çakır’ı ilk kez Deli Yürek dizisinde Oktay Kaynarca’nın canlandırdığı o unutulmaz karakterle tanıdım. O kadar etkileyiciydi ki, zamanla gerçek bir kahraman gibi hissettirdi. Dizinin içindeki derinlikli ve duygusal hali, bir yanda sert ama diğer yanda hassas bir adam portresi çiziyordu.
O karakterin hayatına ve savaşına duyduğum empati hala aklımda. Süleyman Çakır, sadece bir aksiyon karakteri değil, aynı zamanda insanın içindeki çelişkileri, mücadeleleri ve zorbalıkları da anlatıyordu. Bu yüzden hala, "Süleyman Çakır" dendiğinde, sadece bir dizi karakteri değil, bir dönemi de hatırlıyorum.
O karakterin hayatına ve savaşına duyduğum empati hala aklımda. Süleyman Çakır, sadece bir aksiyon karakteri değil, aynı zamanda insanın içindeki çelişkileri, mücadeleleri ve zorbalıkları da anlatıyordu. Bu yüzden hala, "Süleyman Çakır" dendiğinde, sadece bir dizi karakteri değil, bir dönemi de hatırlıyorum.