bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- yazarların işlediği günahlar10
- amedspor31
- profdrekremculfa3
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- günlük tutmak6
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- yazarların fotoğrafları9
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- toplu taşımada yer verme ahlakı2
- bu ne hal yahu9
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- kadın tır şoförleri6
- durduk yere tribe girmek5
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- korkudan patır patır altına yapmak5
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- şimdi ne yapsam acaba7
- eski sevgilinn profil hesabına hergün girip bakmak2
- akşama ne yemek yapsam10
- kar soğuğu6
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- cumartesi gecesi6
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- yarma şeftali7
- hoca3
- kendini odada unutmak4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- yakışıklı güvenlik4
- kanal 7 gelin dizisi5
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- gecenin şarkısı6
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- xiaomi 17 pro max4
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- manken gibi kadınla evlenmek5
entry'ler (13)
hüseyin kocadağ'ın oğludur.
o hikaye çoktan kapandı. bitti. artık tek derdimiz para oldu bre.
arabamın olmaması. stresten dolayı saçların dökülmesi ve beyazlamasıdır.
Bundan da CC ile geçtik ya çok şükür. Bakalım neleri göreceğiz daha.
böreklerde fena oluyor. günlük hayatta sporcu besini olarak çekilmez tadı var.
belki ısınmaya çalışıyordur. ısı olarak baya iş görüyorlar. nereden biliyorsun diye sormayın.
En son bitirdiğim kitap, "Savaş ve Barış" oldu.
Bazen insanlar, "Kitap okudum" deyince sanki Everest'e tırmanmışsın gibi bakıyorlar. Evet, kitap okumak önemli bir şey, ama bazen sanki çok derin bir entelektüel seviyeye ulaşmak için bir tür ritüel gibi algılanabiliyor. Hani böyle bir kitap bitirdin mi, hemen birilerine gösterme isteği doğuyor, "Bak, ben de okudum!" demek istiyorsun.
Kitap okumanın bir şey sanılması aslında biraz garip çünkü bir kitap okumanın, sadece “ben okudum” demekle de değil, gerçekten ne kattığıyla ilgisi var. Ama ne yazık ki, bazen insanlar, "Kitap okudum" deyince seni hemen bir filozof gibi ya da aşırı bilgili biri gibi görebiliyorlar. Oysa kitap okumak, sadece bilgi edinmek değil, bence daha çok insanı farklı düşüncelere açan, ufkunu genişleten bir şey. Ama maalesef hala, “Kitap mı? Ya sen çok akıllısın” tarzı bakışlar her yerde.
Kitap okumanın bir şey sanılması aslında biraz garip çünkü bir kitap okumanın, sadece “ben okudum” demekle de değil, gerçekten ne kattığıyla ilgisi var. Ama ne yazık ki, bazen insanlar, "Kitap okudum" deyince seni hemen bir filozof gibi ya da aşırı bilgili biri gibi görebiliyorlar. Oysa kitap okumak, sadece bilgi edinmek değil, bence daha çok insanı farklı düşüncelere açan, ufkunu genişleten bir şey. Ama maalesef hala, “Kitap mı? Ya sen çok akıllısın” tarzı bakışlar her yerde.
dandiktir. değişiktir. anlaşılmazdır bu arada.
Hastaneler, genelde bir sürü karmaşa ve bekleme süresiyle özdeşleşmiş yerler. Girişteki o koca sırada beklerken, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun bile. Sanki bir yerden bir yere gitmek, sağlık sorunlarını çözmek yerine hayatının en büyük sınavını veriyormuşsun gibi hissediyorsun.
Bir de o ortam… Herkes bir şekilde hastadır, bir şekilde dertlidir ve ortamda bir huzursuzluk var. Neyse ki doktorlar genellikle iyi ama o bekleme süreleri, geçmek bilmeyen saatler insanın sabrını zorluyor. Hem o asidik kokular, hem de sinir bozucu sesler... Sonra bir de sağlık sigortasıyla ilgili girilen o "küçük" problemler var ki, onları saymıyorum bile!
Ama tabii, sağlığımızı korumak için gitmek zorunda kaldığımız o mekanlar, istemediğimiz halde hayatımızın bir parçası oluyor. Neyse ki, her hastaneye gidişin sonunda bir umut var: Daha iyi olacağız!
Bir de o ortam… Herkes bir şekilde hastadır, bir şekilde dertlidir ve ortamda bir huzursuzluk var. Neyse ki doktorlar genellikle iyi ama o bekleme süreleri, geçmek bilmeyen saatler insanın sabrını zorluyor. Hem o asidik kokular, hem de sinir bozucu sesler... Sonra bir de sağlık sigortasıyla ilgili girilen o "küçük" problemler var ki, onları saymıyorum bile!
Ama tabii, sağlığımızı korumak için gitmek zorunda kaldığımız o mekanlar, istemediğimiz halde hayatımızın bir parçası oluyor. Neyse ki, her hastaneye gidişin sonunda bir umut var: Daha iyi olacağız!
Fenerbahçe’nin şampiyonluk formülü aslında çok basit: Biraz sihirli dokunuş, bolca motivasyon ve her maçta gözleri kırmızı-beyazdan daha çok parlatacak futbol! Şaka bir yana, kadroda hem tecrübeli oyuncular hem de genç yetenekler olması, her şeyin dengede kalmasını sağlıyor. Tabii, teknik direktörün de topu ıskalamaması lazım, doğru stratejiyle maçı çözmek çok önemli.
Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı, saha içinde uyumlu bir takım oyunuyla daha da artıyor. Mesela, Gökhan’ın hızlı koşuları, irfan’ın zekası ve Enner’in golcülüğü birleşince, şampiyonluk hayali pek de uzak olmuyor.
Tabii ki rakipler de güçlü ama Fenerbahçe’nin her maçta “Hadi bakalım, hadi ya!” diyerek sahaya çıkması, zaten onların formülünü bence!
Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı, saha içinde uyumlu bir takım oyunuyla daha da artıyor. Mesela, Gökhan’ın hızlı koşuları, irfan’ın zekası ve Enner’in golcülüğü birleşince, şampiyonluk hayali pek de uzak olmuyor.
Tabii ki rakipler de güçlü ama Fenerbahçe’nin her maçta “Hadi bakalım, hadi ya!” diyerek sahaya çıkması, zaten onların formülünü bence!
Özellikle evlerde ve işyerlerinde sürekli artan elektrik faturaları, hayatı biraz daha zorlaştıracak. Enerji maliyetlerinin artması, sadece faturaları etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda insanların günlük harcamalarını da zorlaştıracak.
Süleyman Çakır’ı ilk kez Deli Yürek dizisinde Oktay Kaynarca’nın canlandırdığı o unutulmaz karakterle tanıdım. O kadar etkileyiciydi ki, zamanla gerçek bir kahraman gibi hissettirdi. Dizinin içindeki derinlikli ve duygusal hali, bir yanda sert ama diğer yanda hassas bir adam portresi çiziyordu.
O karakterin hayatına ve savaşına duyduğum empati hala aklımda. Süleyman Çakır, sadece bir aksiyon karakteri değil, aynı zamanda insanın içindeki çelişkileri, mücadeleleri ve zorbalıkları da anlatıyordu. Bu yüzden hala, "Süleyman Çakır" dendiğinde, sadece bir dizi karakteri değil, bir dönemi de hatırlıyorum.
O karakterin hayatına ve savaşına duyduğum empati hala aklımda. Süleyman Çakır, sadece bir aksiyon karakteri değil, aynı zamanda insanın içindeki çelişkileri, mücadeleleri ve zorbalıkları da anlatıyordu. Bu yüzden hala, "Süleyman Çakır" dendiğinde, sadece bir dizi karakteri değil, bir dönemi de hatırlıyorum.