bugün
- karton toplayan çocuk16
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- sözlükteki ayakçılar9
- romanya52
- almanya25
- sözlük kızlarının ojeleri17
- otel odası6
- nick vermeden bir yazara seslen14
- güzel memelerin öpülmeye değer olması4
- açılı nude5
- kadınların sapık olması10
- pencere açık uyumak2
- meme yalarken düşünülen şeyler2
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- türkiye23
- nikola tesla'nın kürt olması10
- hiçbir şeyin sarmaması10
- fatma betül sayan kaya39
- yunanistan12
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- sarallar çetesi2
- mal mısın sorusuna verilebilecek alternatifler3
- fon soruşturmasında tedbirlerin kaldırılması3
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- dünya61
- gilded ile yağan yağmuru izlemek3
- 4 büyükler bu transferleri nasıl yapıyor3
- domates ve haşlanmış yumurtayı birlikte yemek2
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- çok uykum var3
- meksika açmazı macerası11
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- lookinin yeni nicki2
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- hentbol5
- turizm3
- judas'ın cesedi2
- offf çok sıkıldım sözlük4
- judas adlı yazarın 50 yaşlarında olması2
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- adidas3
- mehdinin en sevdiği balık7
- butlancıların birbirine girmesi5
- bulgaristan4
- kapalı hava bağımlılığı2
- anın görüntüsü31
- yarın iş var5
- amerika birleşik devletleri31
sonbaharın ilk günlerini hep sevdiğimi sanmıştım.
bundan bir yıl öncesine dek severdim de.
şimdi sonbahar, bana asla gerçekleşmeyecek hayallerimin kalıntısı gibi geliyor gözüme.
çirkin, yaşlanmış ve yorulmuş bir bedene hapsetmek o yaprakların ritmini..
sonbaharı severdim ben.
hem benim sonbahar renkli kabanım da vardı. yakışırdı ağaçlara.
o kabanla kendimi mavi tuna gibi hissederdim.
oysa maviliğini kaybetmiş, buharlaşmış bir göl kadar "yok" idim.
****
yokluğuyla yaşamaya çalışıyordum.
hani o hiç olmayışınızın verdiği bi ağırlık vardır.
onu taşımaya çalışıyordum.
-ben çok mu kötüyüm? dedi.
-nasıl yani?
durup dururken, tamamiyle farklı bir konu üzerinde konuşuyorken bir dakika önce, böyle sorular sorup şaşırtırdı insanı.
-birilerinin arkadaşı olamayacak kadar kötü müyüm? dedi.
haydaa.
bu nerden çıktı?
+hayır değilsin. seni pohpohlamayacağım. kısa ve net olarak söylüyorum. hayır. dedim.
düşüncelerimin önemli olduğunu bilirdim. sanki rahatlamıştı bu sözlerimden sonra.
-etrafımdaki herkesi kaybettim. seni dahi.. dedi.
başımı kaldıramadım.
utancımdan, sinirimden değil.
gözyaşlarımı görmesini istemediğimden.
-evet, sanırım kaybettin beni. dedim.
sözlerim kanatlanamadı. ona uçmaya çalışırken kırıldı, parçalandı zeminde.
duymasını istemedim gerçekleri..
****
sonbaharda arap şükrü çok güzeldir.
curcuna olmaz her zamanki gibi. asıl insanları kalmıştır oranın. asıl müşterileri.
gittim. oturdum bir masaya. açtırdım bir küçük.
bir bahar akşamı çaldı seni düşünürken.
gülümsedim.
kaderime gülümsedim sanki o an.
yokluğuna da bir kadeh doldurdum.
senin şerefine kadeh kaldırdık.
sensizliğe.
ve senin bir daha hiç olmayacağın gerçeğine.
****
-unutlmak benim kaderimde var. biliyorum, sen de unutacaksın. dedim.
kızdı.
eskiden olsa üzülürdüm. çok üzülürdüm kızdırdım diye onu.
şimdi ise pek umursamıyorum.
evet.
umursamıyorum.
-evet, seni unuttuğum için konuşuyoruz şu anda değil mi? dedi.
saçmaladığının farkında değildi.
-hep sevdim ben. şu beş yıl boyunca dostum dediğim insanların sayısını hatırlamıyorum bile. kim kaldı geriye yalnızlıktan başka? dedim.
halimden anlamadı yine. anlayacak gibi değildi.
-boşver. dedim.
yine sarıldım yalnızlığa, eski dosta.
bir de, peşimi hiç bırakmayacak olan, ve esasında kendisine aşık olduğum "aşk"a.
****
kuşkusuz aşk, aşk kuşkusuz!
odur saran yüreği coşku
her bakışta yaratılan o yaman duygu.
ruhun sıyrılıp karanlıktan
sevgilinin göklerine yükselişi.
yasemin dallarından kayarak yüreğin en genç saatlerinde titreyişi.
ve ölümden zerre kadar sakınmayışı!
aşk, kuşkusuz akştır o!
soluklanarak düş gücünün doruklarında
içilen yaşam suyu
ölümsüzlüğün zehirli fısıltılarında
ve sevgilinin öptüğü aslında
kuşkusuz aşk, aşktır kuşkusuz.
ancak yüreği öpülürse,
öpülürse yüreği duyulur sesi
ruhun gizli sularında
sessizce uyuyan derinlerde
aşk, kuşkusuz aşktır o!
çıplak bir iltifatın en latif
kıvrımlarında
harikulade,saf ve zarif
bana soucak olursanız tuhaf ve naif
en olmazın oluru, kıyametin neşesi
aşk, aşktır o, tanırsınız eninde sonunda.
bundan bir yıl öncesine dek severdim de.
şimdi sonbahar, bana asla gerçekleşmeyecek hayallerimin kalıntısı gibi geliyor gözüme.
çirkin, yaşlanmış ve yorulmuş bir bedene hapsetmek o yaprakların ritmini..
sonbaharı severdim ben.
hem benim sonbahar renkli kabanım da vardı. yakışırdı ağaçlara.
o kabanla kendimi mavi tuna gibi hissederdim.
oysa maviliğini kaybetmiş, buharlaşmış bir göl kadar "yok" idim.
****
yokluğuyla yaşamaya çalışıyordum.
hani o hiç olmayışınızın verdiği bi ağırlık vardır.
onu taşımaya çalışıyordum.
-ben çok mu kötüyüm? dedi.
-nasıl yani?
durup dururken, tamamiyle farklı bir konu üzerinde konuşuyorken bir dakika önce, böyle sorular sorup şaşırtırdı insanı.
-birilerinin arkadaşı olamayacak kadar kötü müyüm? dedi.
haydaa.
bu nerden çıktı?
+hayır değilsin. seni pohpohlamayacağım. kısa ve net olarak söylüyorum. hayır. dedim.
düşüncelerimin önemli olduğunu bilirdim. sanki rahatlamıştı bu sözlerimden sonra.
-etrafımdaki herkesi kaybettim. seni dahi.. dedi.
başımı kaldıramadım.
utancımdan, sinirimden değil.
gözyaşlarımı görmesini istemediğimden.
-evet, sanırım kaybettin beni. dedim.
sözlerim kanatlanamadı. ona uçmaya çalışırken kırıldı, parçalandı zeminde.
duymasını istemedim gerçekleri..
****
sonbaharda arap şükrü çok güzeldir.
curcuna olmaz her zamanki gibi. asıl insanları kalmıştır oranın. asıl müşterileri.
gittim. oturdum bir masaya. açtırdım bir küçük.
bir bahar akşamı çaldı seni düşünürken.
gülümsedim.
kaderime gülümsedim sanki o an.
yokluğuna da bir kadeh doldurdum.
senin şerefine kadeh kaldırdık.
sensizliğe.
ve senin bir daha hiç olmayacağın gerçeğine.
****
-unutlmak benim kaderimde var. biliyorum, sen de unutacaksın. dedim.
kızdı.
eskiden olsa üzülürdüm. çok üzülürdüm kızdırdım diye onu.
şimdi ise pek umursamıyorum.
evet.
umursamıyorum.
-evet, seni unuttuğum için konuşuyoruz şu anda değil mi? dedi.
saçmaladığının farkında değildi.
-hep sevdim ben. şu beş yıl boyunca dostum dediğim insanların sayısını hatırlamıyorum bile. kim kaldı geriye yalnızlıktan başka? dedim.
halimden anlamadı yine. anlayacak gibi değildi.
-boşver. dedim.
yine sarıldım yalnızlığa, eski dosta.
bir de, peşimi hiç bırakmayacak olan, ve esasında kendisine aşık olduğum "aşk"a.
****
kuşkusuz aşk, aşk kuşkusuz!
odur saran yüreği coşku
her bakışta yaratılan o yaman duygu.
ruhun sıyrılıp karanlıktan
sevgilinin göklerine yükselişi.
yasemin dallarından kayarak yüreğin en genç saatlerinde titreyişi.
ve ölümden zerre kadar sakınmayışı!
aşk, kuşkusuz akştır o!
soluklanarak düş gücünün doruklarında
içilen yaşam suyu
ölümsüzlüğün zehirli fısıltılarında
ve sevgilinin öptüğü aslında
kuşkusuz aşk, aşktır kuşkusuz.
ancak yüreği öpülürse,
öpülürse yüreği duyulur sesi
ruhun gizli sularında
sessizce uyuyan derinlerde
aşk, kuşkusuz aşktır o!
çıplak bir iltifatın en latif
kıvrımlarında
harikulade,saf ve zarif
bana soucak olursanız tuhaf ve naif
en olmazın oluru, kıyametin neşesi
aşk, aşktır o, tanırsınız eninde sonunda.
her zaman insanın canını acıtır diye devam ettirilesi.
yaşanması gereken en güzel duygu olmakla beraber içinde yalanların barınması durumunda bir hiçten ibarettir .
insanın ruhunu doyurur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar