bugün
- kadın olmanın avantajları12
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler8
- askerde 200 metre atışı yapmak11
- türkiye'ye geldim9
- trans kadın çekiciliği5
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey6
- her şeyi açıklayan en kısa cümle6
- nervio20
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek3
- her kıza yazan erkek3
- kadıköy solcusu2
- frankyfourfingers2
- kadınları anlamak4
- kedi sidiği kokmak5
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- kurtar bizi müsavat16
- alevi kızların alev alev yanması13
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması2
- zayıflama çayına inanan insan2
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- aleksey batrakov5
- şişman insanlardan tiksinmek2
- mehdi türkiye de3
- ben uyuyacağım sözlük2
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- karıncayiyen beslemek2
- tanrı vs şeytan3
- mabel matiz3
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- johnny depp olmak isterken kral abdullah olmak2
- sanatsepeti2
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü3
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- wilfried singo3
- ellerim bos gonlum hos10
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- devran dönecek8
- çü be3
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- la taverne des yeux3
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- kolonya kültürünün yok olması2
- aptallara tahammül edememek2
- ahmet baran yazgan10
- korkusuz korkak filmindeki herif3
- atla gel şaban filminde şaban olmaması3
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- okan buruk12
- baharın uzayıp yazın gelmemesi4
entry'ler (1)
Dünya çapında tanınan bir bilim insanı olan ve yakın zaman önce vefat eden Prof. Edward Said, bundan tam 16 yıl önce Lübnan sınırından israil karakoluna taş atar. Fotoğrafı yayınlanır. Malumumuz, Filistin meselesinde sembol olmuş eylem biçimlerinden biridir ‘taş atmak.’ Said’in amacı bu taşla israil’in uygulamalarını protesto etmektir. Said o esnada Columbia Üniversitesi’nde çalışmaktadır. Tabii taş, Amerikan sağcılarını ve tahmin edilebilecek ‘lobileri’ harekete geçirir. Said’in üniversitedeki görevine son verilmesi yönünde talepler olur. Bunun üzerine üniversite yöneticisi (bildiğim kadarıyla rektör yardımcısı konumunda) Jonathan R. Cole, Said’i savunan bir yazı kaleme alır.
Uzunca yazının özü, şu ifadelerdedir: “Bir üniversite için, bireyin siyaseten baskın bir ideolojinin titreten/felç edici etkisinden korkmaksızın, görüşünü ifade etmekte kendisini özgür hissetmesinin güvence altında olmasından daha temel bir ikinci şey yoktur. John Stuart Mill, ‘On Liberty‘ (Özgürlük Üzerine) adlı eşsiz makalesinde, bize hoş gelmeyen fikirlerin ifade edilebilmesini desteklememizin özgürlük kavramı açısından niye çok önemli olduğunu belagatle ortaya koyar ki o fikirler bizim fikrimize aykırı olabilir veya fikrimizi tehdit eder görünebilir… Fikirler, sınıf içinde veya dışında kamusal ifade buldukça anlam taşır; bazı fikirler bize çirkin gelebilir, ‘doğruluk‘ mefhumumuza aykırı düşebilir, yargılarımıza veya kabullerimize meydan okuyabilir, ama ne olursa olsun akademik düzenimizin temel yapısını tehdit etmedikçe güvence altında olmaları gerekir… Bu nedenle, Said’in etrafında süregiden son tartışma da bizi rahatsız etmemelidir; yeter ki tartışma özgür fikir alışverişine zincir vurma veya Profesör Said’e yaptırım uygulama çanlarını içerir hale gelmesin. Hepimizi ve akademik özgürlüğü tehdit eden işte tam da Said’in ifade özgürlüğünü ya da eleştirilerini sınırlama düşüncesinin kendisidir… Eğer Said’in özgürce yazma ve konuşmasını güvence altında tutmayı reddedeceksek, bir sonraki bastırılanın kim olacağını da, kimin fikirlerini çekinmeden ifade edeceğini belirleyen engizisyon üyesinin kim olacağını da şimdiden düşünmeye başlamamız yerinde olmaz mı?.. Ne var ki, ifade özgürlüğünü içeren akademik özgürlük söz konusu olduğunda, bir öğrenciye sunulanla Said’e sunulan güvenceler açısından bir fark yoktur. Nasıl Said meselesinde ifade ve eylem özgürlüğünü savunuyorsam, öğrencilerin haklarını da aynı şekilde savunurum. Ve Said hakkında üniversitenin uygulayacağı herhangi bir yaptırım olduğuna inanmadığımı da ifade etmek isterim.” (Alıntı, Radikal, 24 Eylül 2005)
Uzunca yazının özü, şu ifadelerdedir: “Bir üniversite için, bireyin siyaseten baskın bir ideolojinin titreten/felç edici etkisinden korkmaksızın, görüşünü ifade etmekte kendisini özgür hissetmesinin güvence altında olmasından daha temel bir ikinci şey yoktur. John Stuart Mill, ‘On Liberty‘ (Özgürlük Üzerine) adlı eşsiz makalesinde, bize hoş gelmeyen fikirlerin ifade edilebilmesini desteklememizin özgürlük kavramı açısından niye çok önemli olduğunu belagatle ortaya koyar ki o fikirler bizim fikrimize aykırı olabilir veya fikrimizi tehdit eder görünebilir… Fikirler, sınıf içinde veya dışında kamusal ifade buldukça anlam taşır; bazı fikirler bize çirkin gelebilir, ‘doğruluk‘ mefhumumuza aykırı düşebilir, yargılarımıza veya kabullerimize meydan okuyabilir, ama ne olursa olsun akademik düzenimizin temel yapısını tehdit etmedikçe güvence altında olmaları gerekir… Bu nedenle, Said’in etrafında süregiden son tartışma da bizi rahatsız etmemelidir; yeter ki tartışma özgür fikir alışverişine zincir vurma veya Profesör Said’e yaptırım uygulama çanlarını içerir hale gelmesin. Hepimizi ve akademik özgürlüğü tehdit eden işte tam da Said’in ifade özgürlüğünü ya da eleştirilerini sınırlama düşüncesinin kendisidir… Eğer Said’in özgürce yazma ve konuşmasını güvence altında tutmayı reddedeceksek, bir sonraki bastırılanın kim olacağını da, kimin fikirlerini çekinmeden ifade edeceğini belirleyen engizisyon üyesinin kim olacağını da şimdiden düşünmeye başlamamız yerinde olmaz mı?.. Ne var ki, ifade özgürlüğünü içeren akademik özgürlük söz konusu olduğunda, bir öğrenciye sunulanla Said’e sunulan güvenceler açısından bir fark yoktur. Nasıl Said meselesinde ifade ve eylem özgürlüğünü savunuyorsam, öğrencilerin haklarını da aynı şekilde savunurum. Ve Said hakkında üniversitenin uygulayacağı herhangi bir yaptırım olduğuna inanmadığımı da ifade etmek isterim.” (Alıntı, Radikal, 24 Eylül 2005)