bugün

entry'ler (112)

bir konu tartışılırken başka bir konu açmak

acaba ben de 'o değil de' dediğimde insanlar beni tokatlamak istiyor mudur? çok sık söylüyorum birde ha. ama bir sorun neden öyle diyorsun diye.. sorun sorun. şöyle ki o an söyleyeceğim şey çok önemli, dahiyane falan geliyor -asla değil- ve o an söylemezsem muhtemelen unuturum. beni bu konuda tokatlamak isteyen insanlardn buradan özür diliyorum.

sözlük yazarlarının itirafları

kendime aptal dediğim zamanlar zeki dediğim zamanlardan daha fazla. yahu ben aptal mıyım acaba?topluma göre zekiyiz falan da.. hayır yani kendime aptal demekten de zevk alıyorum biliyor musunuz? bilmiyorsunuz tabii. nerden bileceksiniz..

tanrı var mıdır sorunsalı

mantıken var ya da yok diyemeyiz. ancak inanmayı tercih ederiz. ki bu ya korkudan ya da ihtiyaçtandır özünde. tabii bireysel olarak bir vahiy aldıysanız o ayrı. herhalde bu inanmayı daha kolaylaştırır. insanlar genelde kendi küçük dünyalarını baz alarak evreni anlamlandırmaya çalışıyor. bunda hiçbir sıkıntı yok. şayet ihtiyacınız varsa bu hâl ortadan kalkana kadar en doğrusu bu.
şimdi çıkıp tanrının kendisi çeşitli mucizeler gösterip tanrı olduğunu iddia etse bile bu tanrının varlığını kanıtlamaz. bu ancak bizden üstün bir varlık olduğunu gösterebilir. her şeye gücü yeten tanrının varlığının kanıtı ancak onun dünyasına girmekle mümkün olabilir. burada dünya kelimesi mecazi. aksi takdirde sadece bizden üstün bir varlık olarak kabul edilebilir. ha biz tanrının dünyasına girebilir miyiz? onu algılayabiliyorsak tanrı tanrı mıdır? açıkçası bunlar şu anın soruları değil. çünkü ortada bunu düşünmek için bir sebep yok. şimdi diyeceksiniz ki bizden üstün ise tanrı sayılamaz mı? elbette sayabiliriz. bizi yaratmış ise bizim dünyamızda tanrı olarak varsayılması saçma olmaz. fakat her şeye gücü yeten, tek gibi sıfatlar havada kalır. neden? günümüz dünyasından çok basit bir ihtimal vereyim; bizim bu tanrı dediğimiz varlık insan soyunun sadece bir üst modeli olabilir ve biz bu soyun ortaya çıkardığı bir oyunun karakterleri olabiliriz. belki bazılarımız veya hepimiz onların da oyuna dahil olduğu karakterlerdir ve sadece canları sıkıldığı için bu oyunu oynuyor olabilirler. bu mümkün mü? evet. bu yalanlanabilir mi? şu anki bilgiler dahilinde hayır. aynı Tanrı kavramı gibi değil mi? şimdi bu ihtimallerin binlerce olduğunu düşünün. ki sadece iki ihtimalin varlığı bile tanrı fikrinin kesin olmadığının bir göstergesidir. aynı şekilde tanrı yoktur diyemeyiz. çünkü her zaman tanrının var olma ihtimali olacaktır. bizi bir tanrı yaratmasa bile tanrı yoktur diyemeyiz hiçbir zaman. öyle yani.

yazarların bugünkü mutluluk sebebi

öksürüğümün azalması. ne kadar mutluyum anlatamam..

ilkokuldaki haksızlıklar

boyum ortalamanın biraz üstünde olduğu için ben de arkalara oturmuştum çoğu zaman ama şöyle bir şey var; boyu benimle eşdeğer olan kızların ön ya da orta sıraya oturduğunu da görüyordum aynı dönem. alın size gerçek bir haksızlık. bunun dışında sınıftaki tüm kızlar yan yana oturtulurdu ama ben çoğunlukla sınıfın en yaramaz erkeğinin yanına oturtulurdum. açıklama neydi? güya ben sessiz sakin olduğum için onun yaramazlığını dengeleyeckmişim. işte benim sınıftaki ulvi görevim. ayrıca şöyle bi dipnot geçeyim. bu saygıdeğer (!) hocalar anneme benim çok içedönük olduğumu ve biraz diğer çocuklarla kaynaşmam gerektiğini söylüyordu. önce beni dışlayıp sonra da neden yalnız olduğumu sorgulayan zeki insanlarla çevriliydi etrafım. bunun gibi çok haksızlık yaşadım. şayet zeki biri olmasaydım oldukça düşük notlarım olacaktı ve okul hayatım bitecekti. buna eminim. bazı öğretmenler öğretmen olmayı hak etmiyor bence.

geri dönse ne derdiniz

açıkçası özel olarak bir şey diyesim yok. zaten olsa ben yazardım ona. çünkü neden gittiği ile ilgili bütün olasılıkları düşündüm -kendi bilgim dahilinde- ve geçmiş durumumuza bakarak beni aptal yerine koymadan şaşırtacak bir şey -düşünmediğim bir şey- söyleyeceğini düşünmüyorum. konuşacak olursak arkadaşça konuşurduk muhtemelen. tabii her zaman beni şaşırtacak bir şey söyleme ihtimali de var. demek istediğim kötü yaklaşmazdım. çünkü ona saygı duyuyorum en başında. en fazla birraz soğuk davranırdım.

depersonalizasyon

kişinin kendinden kopuk hissetmesi olarak geçen kavram. bu bir farkındalık meselesi değil ama. gerçek manada bunu hissediyorsunuz. vücudum normal hareketlerini yapıyordu fakat zihnim çok başka bir alemdeydi. hareketlerime oranla aşırı yavaşlamış ve sanki bu vücuda ait değilmiş gibi olayları gözlemliyordu. bu durumu lise zamanında yaşamıştım. ciddi ciddi lise arkadaşlarıma ve öğretmenime bile anlatmıştım bir fikirleri vardır diye. içime cin girdiğini düşünmüşlerdi. komik. neyse sonunda buna isim koyulduğunu görünce mutlu olmuştum. havada kalmamış oldu.

kitap alıntıları

görsel

hayatın anlamı

hasta olduğunuzda dahi önemini kaybetmeyen bir şey varsa o'dur diyebilir miyiz efenim? hep mi göreceli olur yaaa.

kiraz sapı çayı

benim favori bitki çayım. muhtemelen tadı çoğu kişiye hitap etmiyordur ama ben seviyorum. ödem attığını falan söylüyorlar. bende çok büyük farklar olmadı ama doğru olabilir. öyle.

ensest ilişkilerde kabul edilebilir ilişkilerdir

belki öyle olabilir. aşırı katı değilim bu konuda ama şöyle bir durum var;
bu durum kötüye kullanılmaya çok açık. aile içi cinsellik normal görüldüğü takdirde şu an bir olan sapkınlıklar yarın bin olacak. sapkınlıktan kastım çocukların küçük yaşta tecavüze uğraması. bu noktada artık çocuklar aynı evde yaşadığı insanlara karşı bile büyük bir güvensizlik duyacak. şu an bir sürü insan ensest ilişki normal kabul edilmediği için kendini tutuyordur eminim. bunun normalleşmesi hiç iyi olmaz o yüzden. elbette ki burada rızadan bahsediliyor ama bunun birde arka planda olup biteni var. insanların aklına bunun olma ihtimalinin bile sokulması çok büyük yıkımlar ortaya çıkaracaktır. o yüzden kesinlikle destekleyeceğimi sanmıyorum bu durumu. özelinde insanlar istediğini yaşasın ama bu toplum içinde normalleştirilmemeli.

çikolatalı pasta vs meyveli pasta

çikolatalı pasta da güzeldir ama frambuazlı pasta ayrı bi güzel şimdi. neyse canım banane..

hem akıllı hem de zeki olmak

akıllı olmak çok göreceli değil mi? zeki birisin ve her şeyi diğer insanlardan daha çabuk kavrıyorsun. zekan arttıkça gerçeklerle daha da iç içe geçiyorsun. sonraki aşama olarak bir şeyleri uygulamaya koyman gerekiyor. yani öyle bir beklenti var. biliyorsan harekete geçmelisin. e o zaman aklını kullanıp doğru ve yanlışı ayırt etmelisin. bu bağlamda bir karar verilmeli ama bu o kadar kolay mı? doğru ve yanlış diye bir şey var mı? nasıl şüphe etmeden bir karar verdim diyebileceksin? akıllı olmak çıkar gözetmektir - çıkar gözetmek sadece olumsuz düşünülmemeli- ve yeri geldiğinde gerçeklerden vazgeçmeyi gerektirir. gerçekten zeki biri bunu yapabilir mi veya yapmak ister mi? zeki diyince insanların aklında ortalama bir zeka canlanıyorsa -ki bunu normal bulurum- bir şey diyemiycem ama bence üst düzey bir zeka bunları aşmış biri olur. düşünecek o kadar fazla şey varken, aa hadi bugün sağlığım için yarım saat spor yapayım demez. gerçeklerle yüzleşmeyi çok hafife alıryorsunuz bence. bunu ortalama zekaya sahip biri de gözlemleyebilir. bir şeyi üst düzey düşünmek zekilere mahsus değil sonuçta. mesela sevgiliniz sizi aldattı. siz bu olayı tüm yönleriyle düşünmez misiniz? ne zaman, nasıl yaptı? kafayı yersiniz ya. olayı çözümleyene kadar yemeden içmeden kesilirsiniz. bunun gibi bir sürü örnek verilebilir. siz bunu dönem dönem yaşarsınız. zeki birinin hayatı ise bunun üstüne kuruludur. hayal etmeye çalışın biraz. kolay değil ama empati kurulabilir. evet, şimdi size kaynağının götüm olduğu bir bilgi vericem. bence akıllı olmak ortalama zekaya sahip insanların işidir. tabii burada ortaya başka sorular çıkacak ama önemi yok. canım burada bitirmek istiyor.

yazarların en çok saygı duyduğu insanlar

sanırım bahane bulmayan insanlara saygı duyuyorum.

yer çekimi varsa dünya bizi niye içine çekmiyor

çünkü dünyanın canı bizi çekmiyor.

pickmesu

aklıma meysu meyve suyuları geldi. tamam en aç benim.

makyaj yapan kızlara kokona diyen alfa kız

alfalık becerilerini gösterememiş kızdır. eğer makyaj dünyasına yeni bi soluk getirseydi liderlik vasfını yerine getirmiş olabilirdi ama kendisi erkeksi davranmayı alfalık saydığı için klasik kız davranışlarını göstermemeyi direkt olarak alfalık olarak değerlendirip rezil olduğuyla kalır. bu entry başlık baz alınarak yazılmıştır. ciddiye almayınız.

oğuz türkleri hazarların etkisyle yahudi olabilrdi

belki biz de pax hazarika gibi bir çağ yaşayabilirdik şu an. ah ah hayaller ve de hayatlar diyorum.. neyse biz önümüze bakalım.

me before you

hiç benlik olmayan romantik komedi filmi. adamı yakışıklı diye koymuşlar. kıza da zorlama bir hayatı kucaklama enerjisi vermişler. güya adamın o bitikliğiyle kızın enerjisi birbirini tamamlayacak. filmin akışını da beğenmedim. bana bir türlü bütünlük hissiyatını vermedi. kötüydü yani. hiç tavsiye etmiyorum.

araba sevdası

beklentilerimin üstünde bir kitaptı.. sanırım isminden dolayı biraz önyargılı yaklaşmıştım ama sonuç olarak kitabın konusu ve dili hoşuma gitti. ne çok basit bir dil kullanılmıştı ne de anlayamayacağım derecede ağır bir dil (bazı kitaplarda çok fazla eski kelime oluyor ). Fransızca kelime ve cümleler ile desteklenmesi ise ayrı bir hava katmıştı.
bihruz beyin olmayan aşkının acısını çekmesini anlatıyordu.
hele de periveş hanım hakkındaki düşüncelerinin büsbütün yanlış olması ayrı komikti.
Recaizade mahmut Ekrem tarafından yazılan ilk realist romanımızdır.
ayrıca yanlış batılılaşma hareketlerini bihruz bey üstünden güzel bir şekilde işlemiş yazarımız. açıkçası ilk başta bihruz beyi sinir bozucu bulmuştum ama sonrasında niyeyse bir bağ kurdum. sanırım yaşadığı duygu geçişlerini güzel işlemiş yazar. bu kadar.