the portrait of a lady 


kapat
  1. bir jane campion filmi.

    Yarım kalan portre

    Kadının, kendi dünyasına bakışı, o dünyanın sınırlarını yorumlaması ve duyulan iç sesleri işiterek onları yüzeye taşıması, bir erkeğin sığ ön görüsünden daha derin ve güçlü hisler ile çevrelenmesinden ileri gelmektedir. Kadın duygusallığının yada kırılganlığının veya asilliğinin resmini ortaya koyacak en doğru adres yine bir kadın olacaktır. Çünkü kendiside aynı hisleri yaşamış ve hayata aynı gözlerden bakmıştır. Sinemada genelde erkek egemen bir üst tabaka olsa da ve ilk yıllardan bu güne kadının perdeye aksettirilmesi erkek gözüyle ve bakış açısı ile gerçekleşse de, samimiyetin ve doğru irdelemenin gerçek adresi kanımca, kadımım hem cinsleri tarafından betimlenmesi ile olacaktır. Ne yazık ki kadın yönetmenlerin azınlıkta olması bu olanağın gerçekleşmesini engellemiş ve erkek eliyle yapıla gelen kadın merkezli veya kadını özne olarak alan filmleri, öznelerini bir yerden sonra nesneye evirdikleri bir yan yola sapma hatasıyla baş başa bırakmıştır. Sayıları az olsa da sinema alanında boy gösteren kadınlar neyse ki mevcuttur ve yeterli olmasa da yukarıda belirttiğim ironik çarpıklığı düzeltmek için çaba sarf etmektedirler. işte bu kadın yönetmenlerden biri de Yeni Zelanda'lı Jane Campion'dur. Filmografisinde The Piano, Sweetie, An Angel at My Table, In the Cut gibi kadın odaklı filmler yer alan yönetmen, kadının farklı hallerini tasvir etmektedir. 1996 yapımı The Portrait of a Lady( Bir Kadının Portresi) filminde de aynı dokunaklı anlatımın yer ettiği görülmekte ve bu eserinde hüzünlü bir hava estirilmektedir.

    Toplumda sadece, türün devamını sağlama ve erkeğin kölesi oldurularak, onun arzu ve isteklerini yerine getirme işlevi varmış gibi lanse edilmeye çalışılan kadın, özgürlüğünün ve birinci sınıf insan olduğunun bilinmesi ve görülmesi için doğumundan yetişkin bir birey oluncaya kadar, kendi üstünde kurulan baskıların ve ahlaki yahut toplumsal iki yüzlü yaklaşımların bertaraf edilmesinin ve kemikleşmiş eşitsizlik çarkının kırılmasının mücadelesini vermiştir. Bu çoğu zaman, sessiz kalınarak gözlerin ardına sığınılıp yüreğin duvarlar ile çevrelenmesi neticesini doğurmuş, bazen de kendi doğrularının peşine düşülmesine kapı aralayarak, üstüne çevrilen gözlerden sakınılmasıyla ve uzatılan ellerin savrulmasıyla sonuçlanmıştır. iradenin demir kıvamında ki yapısı ise; arayışların ve tutkuların merkezinde kaybolmayı önlemiş ve kadına kendi kararını vermede önemi yadsınamaz bir direnç sağlamıştır. "Bir Kadının Portresi", bu direnci sonuna kadar muhafaza etmek isteyen ve önünde uzayıp giden hayatın bir birinden bilinmez sırlarını keşfetmek ve yaşamak için yanıp tutuşan genç bir kadının; kimi zaman genelleşen yargılarla ve kimi zaman da içine düştüğü duygu girdapları ve kararsızlıklarla, bazen de seçeneklerin karşısında kendini savunmasız ve çaresiz hissedip gelgitlerin odağına savruluş neticesinde, yaşadığı açmazlar resmedilmektedir.

    Amerikalı genç ve güzel isabel, ingiltere'ye akrabalarının yanına gelmiştir. Güzelliği yanında zeki ve akıllıdır da. içinde karşı konulmaz bir gezgin ruhu vardır ve kısıtlanma duygusu onu ürkütmekte, ne bir yere nede bir eşe bağlanmayı düşünmektedir. Önünde uçsuz bucaksız bir bilinmezlik vardır. Belki onu güzellikler beklemektedir belki de çirkinlikler ama o, bunları yaşamak istemekte ve hayatının kısıtlanıp belli bir kalıba sokulmasını istememektedir. Her defasında önüne sevgisini ilan eden ve ilgisini beyan eden erkekler çıkmakta oysa o, bunları kabul etmeyerek kaçmayı seçmekte ve belki de gerçek aşkı aramaktadır. Ruhunun derinliklerinde bir yerde kazınmış olan sanata ilgisi ona yol göstermekte ve karşı konulmaz bir çekiciliği içinde barındırmaktadır. Saflığı ise ona türlü oyunlar oynamış, gözü hırs bürünen bir başka kadının entrikaları sonucu karşısına iki yüzlü bir adam çıkmıştır ve isabel, görünür maskenin ardında ki gerçek yüzü görememiş, gördüğü zaman ise yitip gidenlerin ardından umutsuzca göz yaşı dökmüştür.

    Hüzünlü, tarajik ve umutsuz bir hikaye şekillenmektedir,Campion'un Bir Kadının Portresi'nde. Açmazlarla örülü hayatların derin bir muhakemesi yapılmaktadır adeta. Kadın ne istemektedir ?, neden istemektedir ?ve bu isteğini ne şekilde gerçekleştirecektir ? yönlü sorulara cevap aranmakta ve bulunmaya çalışılmaktadır. Çevrenin etkisi altında kalmayan, kendi etkinliğini yaşamının sürdürülmesi önünde etkin kılmayı amaçlayan bir karakter yaratılmıştır. Gözü açık bir kadın vardır karşımızda, tutkularına ket vuran ve önce hayat ile özgürlük diyen bir kadın. Arayışları olan, kendini ifade etmek isteyen, doğrularını şekillendiren, sıradan bir görünümden öte bilinçli ve kendi farkındalığının farkında olan bir birey. Ama kırılganlığın eksenine çekilip duygusal bir boşalmada yaşamaktadır. Narin bedenin kanatılmaya açık savunmasızlığı, kadının başlıca sorunudur ve filmde bu, kadının kendisini özel hissetmesini sağlayan süslü sözlerin büyüsünün esiri oldurulması ile anlatılmaktadır. Çoğu zaman sinema perdesine yansıyan ve salt beden olarak sunulan kadın, artık insan olarak sunulmaktadır. Tabi her insanda olduğu gibi kadınında bocalama evreleri vardır. ifade etmek isteyip de edemediği özlemleri, duyguları, arzuları, beklentileri bulunmaktadır. Filmde bu, üç erkeğin arasında kalmak ve hangisinin hislerine cevap vereceğinin bilinememesi olarak ortaya konulmuştur. Arayışın sonunda karşılaşılan suretin tekiniz yapısı, saflığın kutsiyetinde gediklerin açılmasına meyletmiş, yanlış tercihlerin geçte olsa, hayattan alıp götürdüğü güzelliklerin farkına varılmasına yol vermiş ve belki de yeni bir başlangıç için uzağa değil yakına bakılmasına ve gerçek sevginin orada aranmasının gerekliliğine işaret edilmiştir.

    Jane Campion, hikayenin oluşturulmasında kadının güçlü ve güçsüz iki yüzüne ışık tutmuştur. Birincisinde, bedeninin ve duygularının prangaya vurulup tutsak edilmesine karşı çıkan bir kadın portresi vardır. Erkeğe direnebildiği kadar direnen ve etrafından yardım almadan kendi ayakları üstünde durmayı deneyen ve başaran bir kadın. ikincisinde ise; eleştirel bir üslup kullanarak, kadının kandırılmasına giden süreç betimlenmeye çalışılmıştır. Bir yanda toplumun kendisine biçtiği anaç ve edilgen kadın rolüne direnen ama diğer yandan da en ufak iltifat yada ruhu okşayan bir söz, davranış veya yaklaşım karşısında, savunmasını geri plana itip kendini teslim eden, öbür yüze karşıt görünüş. ironi ile bezeli bu farklı iki ortaya koyuş yönetmenin kadının bilinmezliğine, belki de kendi bilinmezliğinden pay alarak çıktığı bir yolculuk olmaktadır. Feminist tonları mevcuttur, eserin olay örgüsünde. Ama bu bir süre sonra tamamen dağılarak yerini çaresizliğe bırakmaktadır. Tabi bu çaresizlik salt seçimler üzerinedir, belki de ne aradığını bilmemekten kaynaklanmaktadır. Bir bocalama yaşamaktadır filmde kadın, nasıl adım atacağını bilmemekte ama bunun yanında da bakışı açık ve rotası bellidir. Her halükarda sevilmek istemektedir. işte burada yönetmen bu isteğin en büyük güçsüzlük olduğuna işaret etmekte, sevgiye giden yolun özgürlükten feragat edilerek inşa edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Kadın ile erkek arasındaki bakış açısının farklılığı da ortaya konulmaktadır. Özellikle Johm Malkovich'in canlandırdığı karakterin şeytansı cüretkarlığı ve iki yüzlü yaklaşımı, kötülüğün merkezinin bu karaktere yedirilen; duygudan yoksun, sadece çıkarlar ile bezeli bir kişiliğin vücuda getirilmesi şeklinde somutlaşmıştır. Nicole kidman'ın canlandırdığı karakter ise; tam tersi bir yapıda; saflığın, güzelliğin ve ne yazık ki deneyimsizliğin verdiği aldatılmaya açık kişiliğin yansıması olmaktadır. Senaryo sıradan gelebilir bazı izleyicilere ve yer yer sessiz işlemektedir ama gerek oyunculuklardaki durağanlığı yıkan ortaya koyuşlar, gerekse de dönemin atmosferinin ve mekanlarının başarılı dizaynı filmin etkinliğinin birkaç önemli noktası. Açığa çıkarılan kadının faklı sureti ise hiç kuşkusuz apayrı bir önemde.
    Bu filmi izlemek ile bu surete tanıklık etmek, sizin elinizde.

    ----- The Portrait of a Lady( bir kadinin portresi ) ---- *

    edit: gizli bakınız eklendi.
    #733568 (bluevelve, 13.10.2006 22:01 ~ 07.03.2008 22:44)

© 2008 - uludağ sözlük

the portrait of a lady başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. the portrait of a lady ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu the portrait of a lady nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» yazarlarin nicklerinin seksilik oranlari » bana bir masal anlat savci » volkan cucioglu » ecele etmeyin hepiz sicarsiz » paris summer » paterica » halis erturk » baba bugun sana gelmek istiyorum » yurtkur internet sitesi » the five people you meet in heaven a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games