behcet necatigil 


kapat
  1. turk sair. döneminin garip ve toplumcu gerçekçi şiir akımlarına rağmen daha çok bağımsız bir söyleyiş özelliği gösterdi. çok sayıda radyo oyunu ve çevirileri de bulunmaktadır. besiktas semti insanıdır. bir süre yildiz teknik universitesi bünyesinde 'türkçe' okutmanlığı görevinde bulunmuştur.

    (bkz: behçet necatigil şiir ödülü)
    http://www.necatigil.com/
    (vernon sullivan, 24.02.2006 15:17 ~ 03.07.2006 15:40)
  2. 16 Nisan 1916 tarihinde istanbul'da doğdu. istanbul yuksek ogretmen okulu nu bitirdi 1940 Kars Lisesi'nde başladığı edebiyat öğretmenliğini istanbul egitim enstitusu'nde (1960-Ekim 1972) sona erdirdi. 13 Aralık 1979 tarihinde öldü, zincirlikuyu mezarligi'nda gömülü.ilk şiiri lisede öğrenciyken, varlik dergisinde çıkmıştı (Ekim 1935). Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler, onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler.

    ESERLERi
    Şiir kitapları:
    Kapalı çarşı (1945), Çevre (1951), Evler (1953), Eski Toprak (1956), Arada (1958), Dar Çağ (1960), Yaz Dönemi (1963), Divançe (1965), iki Başına Yürümek (1968), En/Cam (1970), Zebra (1973), Kareler Aklar (1975), Beyler (1978), Söyleriz (1980).Sevgilerde (1976) son üç kitabı dışında, öncekikitaplarından seçmelerdir.

    Düzyazılarından bazılarını Bile/Yazdı (1979) kitabında topladı.

    Almancadan çevirileri de olan Necatigil radyo oyunları da yazdı, bu alandaki çabalarını Yıldızlara Bakmak (iki oyun, 1965), Gece Aşevi (beş oyun, 1967), Üç turunçlar (altı oyun, 1970), Pencere (dört oyun, 1975), kitaplarında topladı.

    Edebiyatımızda isimler Sözlüğü (1960) ile 220 Türk yazarından 750 roman, hikaye kitabı ve oyunun konu özetlerini veren Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü (1979), onun, öğretmenlik mesleğine ilişkin, ek çalışmalarıdır.

    Eski Toprak ile 1957 Yeditepe Şiir Armağanı'nı Yaz Dönemi kitabıyla da Türk Dil Kurumu 1964 Şiir Ödülü'nü kazandı.Hilmi Yavuz ve Ali Tanyeri'nin hazırladığı Bütün Eserleri Cem yayınevi tarafından basıldı. (I, 1981; II-III, 1982; IV-V, 1983; VI, 1984; VII, 1985). Mektuplar'ı (1989) yayımlandı. Çeviri şiirleri Yalnızlık Bir Yağmura Benzer adlı kitapta toplandı (1984).

    Bütün eserleri Yapı Kredi Yayınlarınca yeniden yayınlanıyor.Ölümünden sonra ailesi tarafından konulan Necatigil Şiir Ödülü 1980'den beri verilmektedir.
    (rsbrnch, 11.05.2006 02:26 ~ 02:30)
  3. SEVGiLERDE

    Sevgileri yarınlara bıraktınız
    Çekingen, tutuk, saygılı
    Bütün yakınlarınız
    Sizi yanlış tanıdı.

    Bitmeyen işler yüzünden
    (siz böyle olsun istemezdiniz)
    Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
    Kalbinizi dolduran duygular
    Kalbinizde kaldı.

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz
    Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
    Geçecegi aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı,
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vakit olmadı.

    Behçet Necatigil
    (Jassemine, 11.05.2006 02:50 ~ 02:51)
  4. --spoiler--
    ben kendini kendisi ve çevresinden uzakta tutabilen, sadece kelimelerin saltanat ve sefasını sürmek isteyen sanatçıları her zaman yadırgamışımdır. usta şair iseler hayranlık duymuş, ama hiçbir zaman içten sevememişimdir. bu şelikde, kendimi ve zamanımı hiçe sayan bir sanatçı olmaktansa, eserlerinde çağından kopmamış, çağının gölgesini satırlarda sürüklemiş bir sıra adamı olmayı tercih ederim. Mallerme'nin sözü doğru tabi; şiir duygulardan değil, kelimelerden doğar. ama seçtiği kelimelere şair kendinden ötede, uzakta, bağımsız; gündelik yaşantılarından, saplantılarından kopmuş, boşlukta bir dünyayı değil; katıldığı, çekim alanı içinde bulunduğu şeyleri koyacaktır. şairin sadece bir hüner olduğunu sanmıyorum.
    --spoiler--

    *
    (steril mikrop, 05.10.2006 00:55)
  5. SOLGUN BiR GÜL DOKUNUNCA

    Çoklarından düşüyor da bunca
    Görmüyor gelip geçenler
    Eğilip alıyorum
    Solgun bir gül oluyor dokununca.

    Ya büyük şehirlerin birinde
    Geziniyor kalabalık duraklarda
    Ya yurdun uzak bir yerinde
    Kahve, otel köşesinde
    Nereye gitse bu akşam vakti
    Ellerini ceplerine sokuyor
    Sigaralar, kâğıtlar
    Arasından kayıyor usulca
    Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
    Solgun bir gül oluyor dokununca.

    Ya da yalnız bir kızın
    Sildiği dudak boyasında
    Eşiğinde yine yorgun gecenin
    Başını yastıklara koyunca.

    Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
    En çok güz ayları ve yağmur yağınca
    Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
    Uzanıp alıyorum kimse olmuyor
    Solgun bir gül oluyor dokununca.

    Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
    Akşamlara gerili ağlara takılıyor
    Yaralı hayvanlar gibi soluyor
    Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
    Yollar, ya da anılar boyunca.

    Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
    Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
    Solgun bir gül oluyor dokununca.
    (handushka, 07.10.2006 21:19)
  6. türk şiirinin önemli kalemlerinden birisidir.ayrıca kabatas erkek lisesinde edebiyat öğretmenliği de yapmıştır.
    (vurusaga, 13.12.2006 03:53)
  7. bayram ziyareti

    gidecek yeri olmayan biri
    aslanları görmeye gitti.

    aslanlar taştan
    o bir insan
    nasıl anlaşırlar?

    anlaştılar.
    (nikim yok benim, 18.04.2007 00:19)
  8. gizli sevda

    hani bir sevgilin vardı
    yedi sekiz sene önce,
    dün yolda rasladım
    sevindi beni görünce.

    sokakta ayaküstü
    konuştuk ordan burdan,
    evlenmiş, çocukları olmuş
    bir kız bir oğlan.

    seni sordu
    hiç değişmedi, dedim
    bildiğin gibi..
    anlıyordu.

    mesutmuş, kocasını seviyormuş,
    kendilerininmiş evleri...
    bir suçlu gibi ezik,
    sana yalan söyledi.
    (nikim yok benim, 18.04.2007 00:23)
  9. akşam şiiri

    birden hatırlarsın,
    o da seni-birden bazan:
    nerde, ne yapar şimdi
    parlar bir özlem anılar arasından.

    bu akşam ne garip sözcük
    sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
    akşam. bilmem bulur muyum
    yollara baksam?

    söner yangın birazdan
    yatışır özlem.
    bir gün karşılaşırız
    bir gün, bir yarım akşam.
    (nikim yok benim, 25.04.2007 00:26)
  10. sık sık beşiktaş çarşısında rastlanırdı necatigil' e. birinci sigarasını asla ağzından düşürmezdi, serserilerle sohbet eder, çocuklarla şakalşır, sürekli şiir yazardı.
    şiirlerinin buhranla dolu gecelerde, kabuslarının sözcüsü olduğunu dile getirendir. onun şiirlerinde mutluluk pırıltılarının üstü kapalıdır.
    *
    (abberline, 10.06.2007 06:49)
  11. şair hakkında yazılmış üç kitabın değerlendirme yazısı için:
    http://www.zaman.com.tr/w...tr/yazar.do?yazino=485119
    (meister writer, 13.06.2007 18:00)
  12. "ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz. ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz."
    behcet necatigil
    (desiree, 15.08.2007 15:00)
  13. 16 Nisan 1916'da istanbul'da doğdu. 13 Aralık 1979'da istanbul'da yaşamını yitirdi. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. istanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Kars, Zonguldak liseleriyle istanbul Kabataş Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. istanbul Eğitim Enstitüsü'nde edebiyat dersleri verdi. "Gece ve Yas" isimli ilk şiiri lise öğrenciliği yıllarında 1835'te Varlık Dergisi'nde yayınlandı. Ardından Yenilik, Yeditepe, Türk Dili, Yeni Dergi, Yeni Edebiyat, Cumhuriyet gibi dergi ve gazetelerde çıkan şiirleriyle tanındı. Sekizi Knut Hamsun olmak üzere otuza yakın kitap çevirdi. Radyo oyunları yazdı, edebiyat tarihiyle ilgili çalışmalar yaptı. ilk şiir kitapları "Kapalıçarşı" (1945), "Çevre"nin (1951) ardından yayınlanan "Evler"de (1953) divan ve halk şiirlerini sıcak bir lirizmle bir araya getirdiği şiirleri yer alır. Ölümünden sonra ailesi tarafından konulan Necatigil Şiir Ödülü 1980'den beri veriliyor.
    (leggare, 18.08.2007 13:14)
  14. önde gelen şiirleri;

    gizli sevda
    solgun bir gul dokununca
    tatil
    incir yapraklari
    korku cicekleri
    nerde neden
    yine
    donmus dallarda cicek
    karantina
    donme dolap
    parilti
    siir dollemesi
    semender
    ask duyarligi
    cagin tanigi olmak
    sevgilerde
    astar
    varyete
    yay
    kirli soru
    (leggare, 18.08.2007 13:16)
  15. ilhan berk 'in ölü bir ozanın sevgili karısını görmeye gitmek' sindeki ölü ozandır.
    kult kitap 'ta şöyle anlatılır bu:
    necatigil'in evi benim hep girip çıktığım- birkaç- sevgili evlerden biridir. geçen öğle sonu(cenazesi hala halkmamış gibi) büyük bir ıssızlık içindeki apartmanın merdivenlerini çıktım, kapıyı çaldım. ıssızlığın içinden açılan kapı beni daha büyük bir ıssızlığa attı, bıraktı. salonda her zamanki yerime oturup sevgili karısının dönmesini beklemeye başladım. elimdeki üç beyaz gülü masaya bıraktım.. ev, giden ölüyle doluydu sanki: hiçbir eşya sanki yerinden kımıldatılmamış gibi duruyordu. kedileri ezik, gelip bana sürtündü. onca yaşam dolu eşi huriye hanım geldiğinde: birden ölümü gördüm. necatigil'in her zaman gördüğüm odasını, ölümünden sonra da görmek istedim. odaya girdiğimde her şey açıktı: yoktu o. 'işte, dedi, hangi kitaı çeksem şiirler çıkıyor arasından!' bir ozanın karısı, geride başka neler bulabilirdi ki? onun da bulduğu onlardı. çıktım. necatigil'i, ölümü aşan bir şey kaldı bende. sonra da her şey silindi gitti. yeniden hakikarnassos'a döndüğümde birden sevgili karısının sözleri gelip vurdu: işte hangi kitabı çeksem arasından şiirler çıkıyor!

    ÖLÜ BiR OZANIN SEVGiLi KARISINI GÖRMEYE GiTMEK

    'Kâğıtlar, kitaplar, dedi, nereye elimi atsam.
    kiminde yarım kalmış, nasılsa bitmiş bir şiir
    Kiminde. Hem her şey şiirlerde değil miydi?
    Bir gök şiirde ağar, bir sokak şiirlerde
    Gider gelirdi.
    Böyle yaşayıp gidiyorduk.'

    Sesi,
    sanki çok ötelerden gelirmiş gibi
    Ezik, suskun odaları dolaştı durdu.
    Masada açık duran bir kitabı gösterdi sonra
    Ölünün, son kez elini sürdüğü ve kaldığı.
    'Burada işte oturmuş şu kitabı okuyordu,
    Elinden kitabın düştüğünü gördük sonra.
    Hepsi bu.'

    Böyle dedi, yüzüne kapayıp ellerini
    Alınmış gibi bir bulutun yer değiştirmesinden.
    (usuyitik, 22.08.2007 23:23)
  16. Cumhuriyet döneminin önde gelen şairlerindendir. içe kapanık bir kişilik olduğu söylenir. Belki de bu nedenle şiirlerinde ev teması önemli bir yer tutar. Ev içleri, odalar, içten içe bir yalnızlık hissi kendini belli eder. Necatigil ulusal kültür ve onun mirasından yararlanır. Şiirleri kültürel özle iç içedir. Kendisinden sonra gelen bazı şairleri de etkilemiştir.
    Necatigil aynı zamanda iyi bir çevirmendir. Almancadan yaptığı Rilke, Hamsun çevirileri ilk akla gelenlerdir. Şahsi kütüphanesi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen edebiyat fakültesi'ndedir. Binlerce kitaplık arşiv eşinin isteğiyle bağışlanmıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Necatigil'e imzaladığı "şiirler" kitabında aynen şunlar yazar: "Has Şair necatigil'e sevgilerimle" Bu kitap da üniversite'nin kütüphanesindedir.
    Ne yazmamış ki.

    Ne peygamber, ne de çan çiçekleri
    Ne de buhurumeryem;
    Hep korku çiçekleri
    Oldu saksılarımızı süsleyen.

    Ürkek bezgin baktığımız göklerden
    Yarınlara güvendi umduğumuz.
    Çocuklar, evler ve ekmek...
    Ama mutlu muyuz?

    Zehirli, yeşerirse toprakta
    Bir tohum, içtiği baldırlardan
    Açar korku çiçekleri, yozlaşmış tür.
    Bizden geçmiştir.

    Vardığımız her çizgi bir duvar kesildi
    Kaygan küfler aşamayınca.
    Ve ne olur bilirsin
    Ve güzeldir dünya...
    Yaşamayınca!

    (Korku çiçekleri)
    (heathcliff, 22.08.2007 23:50)
  17. Filigran

    Kimi kâğıtlar
    Aydınlığa tutsanız
    Çizgi, resim, bir şekil.
    Ya da gizli mürekkeple yazılmış
    Boş görünen sayfa
    Okunur ısıya yaklaştırınca.
    `Kimi şiirler
    Okunur arkasında
    Kendi ateşiniz varsa`
    (handushka, 14.11.2007 19:51)
  18. uzayacaga benzer tutustugumuz lades
    isi gucu birakip mesarliga nazir bi eve tasindim
    Ölüm, sen beni aldatamazsin. aklimda!
    b.necatigil bunu yazdiginda 26 yasindaydi. 37 yil sureyle olume hep lades dedi.
    (littleblackdress, 15.04.2008 12:20)
  19. (...)Behçet Necatigil'i kalabalık yerlerde, toplantılarda görmek pek mümkün değildir. Ancak sevdiği birkaç arkadaşıyla -pek seyrek olarak- oturup sohbet etmesini, birkaç kadeh içmesini sever. Bütün günlerini öğretmenlik yaptığı okullarda ve evinde çalışmakla geçirir. Çok mükemmel bir baba olduğu için, işi gücü evine bir şeyler taşımaktır. Çarşı Pazar işlerinden çok iyi anlar. Alışverişlerde malın iyisini kötüsünden büyük bir titizlikle ayırt etmesini bilir. Boş zamanlarında, tatil günlerinde kollarını sıvar mutfağa girer, nefis yemekler pişirir. Bir iki defa yaptığımız kır gezintilerinden bilirim, sofra hazırlamakta, salata yapmakta pek mahirdir.
    (...)

    Baki Süha Ediboğlu,

    "Bizim Kuşak ve Ötekiler", Varlık Yayınları, 1968, s.179-180
    (usuyitik, 16.04.2008 22:00)

© 2008 - uludağ sözlük

feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. yukarıda yazanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir.

» ilk 11 i tamamen degistirmek » nazli » geometri » opusurken sevgili tarafindan ucurumdan itilmek » hans von aachen » istanbul kitaplari arka kapaklari » karin » osururken sicmak » zubin mehta » pinhani » kanser » yasama ugrasi » yayla lezzet testi » baskasi bakmasin diye cirkin sevgili edinmek » mentalist » sozlugu bir tek kadin memesine satarim » hilmar orn hilmarsson » darvinizm » donemecte » 230 » mercedes bmw » ask dersi » ashes in your mouth » makina muhendisi » dot net framework » piyanistin onundeki notalari ceviren eleman » ege » turk » el mutadid a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa