vitrinde duran icki siseleri 


kapat
  1. her zaman dikkatimi celbeden süs eşyaları. özellikle daha küçücük bir çocukken vat69 şişesine hayrandım. daha sonra bembeyaz, palmiye ağaçlı malibu şişesi dikkatimi celbetti. ve o ağır karizmasıyla ballantineş. ballantineş hakkaten aralarında bir ağır abi gibi duruyodu. j&b'nin ise uçuk, kaçık deli dolu bi havası vardı. peki içlerinde ne vardı bunların? kimler içiyodu? nerden gelmişlerdi? kim getirmişti?

    ilk zamanlarda büyük bir itinayla yaklaştım kendilerine. sadece uzaktan gözlüyordum. tasarımlarındaki o müthiş deha beni benden alıp başka diyarlara götürüyordu. allahım dışı bu kadar güzelse allah bilir içinde ne vardı. ama artık gözüm yavaş yavaş alışmaya başlıyordu. sadece uzaktan kesmek kesmiyordu beni. onlara dokunmak, o mükemmellikleini hissetmek istiyordum. ancak cesaret edemiyordum. üstelik bazıları boyumun henüz yetemeyeceği mesafelerdeydiler. hem boyumun yettiği yerdekilere de ulaşmam için önemde masa ve sandalyeler gibi engeller vardı.

    ancak bi gün geldi ki artık dayanamadım. en aşağıda duranı, malibu'yu gözüme kestirmiştim. ona ulaşacaktım. tüm engelleri büyük bir kararlılıkla aştım. ve o nadide şişeyi elime aldım. ama durun biraz içinde hiç bişey yok gibiydi. üstelik çok hafifti. aman allahım kapağını bir açtım ki, korktuğum başıma gelmişti. içi boştu!! bunca emek, bunca stres boşuna mıydı? hem madem boştu niye hala vitrinde tutuluyordu. -sonradan düşündüm de bu estetik güzelliğe büyüklerimizde kayıtsız kalamamışlardı- ancak çabalarımın hepsi boşa gitmişti diyemem. o güzelim koku halen şişede mevcuttu. bu kokuyu içime çektim, çektim, çektim ama doyamadım. -koku biraz toz kokusu ile karışmışsa da yine de harikaydı-

    artık boyum büyüyor serpiliyordum. üst raflardaki şişelere de ulaşabilecektim. sırada mağrur duruşuyla dikkatimi her zaman celbetmiş olan ballantineş vardı. ona ulaşacaktım evet. hayallerimi gerçek yapacaktım. idealime ulaşacaktım. yine her zamanki engelleri aştım. bunları aşmak artık daha kolaydı benim için. şişeyi elime aldım. işte buydu, üstelik şişe doluydu. dünyalar benim olmuştu. sadece görüntüleri, sadece kokuları değil şimdi tatları ile de celbedeceklerdi beni. kapağı usulca açtım. ancak açmakta biraz zorlandım açıkçası. çünkü tozlar kapak ile şişenin ağzı arasına sıkışmıştı ve açımı zorlaştrıyorlardı. ancak yine de yılmadım. tadına bakacaktım. vitrindeki desenli çay bardaklarından bi tane aldım -artık orada öylecene durmakta olan bu bardaklarda bir işe yarayacaklardı böylece- bardağın içine o güzel aromayı boşalttım. daha sonra kalbim güp güp atarak ağzıma doğru götürmeye başladım. ancak kokusu o kadar güzel gelmiyordu nedense. en sonunda bardağı ağzıma ulaştırabildim -ki bu desenli çay bardağının ilk defa bir ağza ulaşmasaydı-
    hay ulaştıramaz olaydım. bu ömrümde tattığım en iğrenç tattı. nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum. bundan sonra şişelere olan tüm hayranlığım yıkılmıştı. o mağrur ve kendinden emim ballantineşin tadı bile böyleyse onlara hayranlık duymak artık boşunaydı. hayallerim yıkılmıştı.

    ve aradan yıllaaar geçti. lipton, ice tea adlı bir ürünü piyasaya çıkardı. merak ettim aldım. tadına baktım. ve inanamadım bu tadı bi yerlerden hatırlıyordum evet, evet evet bu yıllar önce tatığım ballantineşin tadı idi. meğersem içine çay doldurup vitrine koymuşlardı şişeyi. ve o günden sonra vitrinde duran içki şişelerine karşı beslediğim derin saygı duygusuna tekrar kavuştum. her ne kadar o muazzam meraktan eser kalmasa bile. çünkü biliyorum ki içlerinde soğuk çay var...
    #1544970 (ethempertevefendi, 19.04.2007 22:29)
  2. vitrinden ciktiktan sonra icen kisinin "vitrinde durdugu gibi durmuyomus meret" demesiyle sonuclanacak durumdur.
    #1545155 (SHeLOFT, 19.04.2007 23:19)
  3. (bkz: durmayan desek ona)
    #1548091 (MansonicAddiction, 20.04.2007 19:08)
  4. genelde boş olur bunlar. içilmiştir çoğu.
    #1548402 (the black pill, 20.04.2007 20:28)
  5. evin içine bohem bir hava katmak adına ziyan olmuş şişelerdir. evin çocukları aile evde olmadığı zamanlarda bu içkiler ufak ufak içilir. çocukluğun en extream olaylarındandır.
    #1548812 (vasifsiz isci, 20.04.2007 22:34)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

vitrinde duran icki siseleri başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. vitrinde duran icki siseleri ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu vitrinde duran icki siseleri nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about vitrinde duran icki siseleri. Copyright of the articles are belong to their authors.

» bairam hoshtempo » annihilation by the hands of god » macit ozcan » dusunen » forward mail » yazarlarin moderator adaylari » let s pogo » kafam girsin » stewie griffin » uludag sozluk yazarlarinin yuzde 93 u aptaldir » wraiths of roanoke » cavlagi cekmek » kuntayi kinteleyen adam » baslik acmak evlenme teklif etmek gibidir » kemalizm dini » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » huseyin altun » futbol asla sadece futbol degildir » alkol » caylak olunca kendini entry takibe veren gammaz » 2046 » sms in yillar sonra atacagi ilk eski sevgili » ahmet turk un annesinin adinin turkiye olmasi » tasak gecmek » terorizm » isvec kraliyet bilimler akademisi » elf prensesi » ucu ortasi belli olmamak » sozlukte kaliteli kiz yazarin bulunmamasi » kaz dagi milli parki » zap suyu siiri