bugün 769 başlık

pablo neruda

  1. 1 1
    tanıma fırsatım olsaydı keşke diye hayıflandığım şair.
    ne çok şey yazmış, nasıl yazmış sorup öğrenmek istediğim ama
    "bir şey sorma bana
    bir şey bilmiyorum"u okuduktan sonra vazgeçtiğim.
    "artık bir şey sormuyorum kimseye
    ama her gün daha az biliyorum" demesini ta içimde hissettiğim.
    içinde "yorulalım fransa'ya gitmemekten" sözleri geçen öyle bir yorgunluk şiirinde yapamadıklarıyla yorulan; insanları, kendini, beni anlatan; beyninin içinde daha neler dolaşabilir ki bir insanın diye kendimi düşünmekten alamadığım ve hep onunla düşündüğüm...
    "nerde uyudu da kömür böyle karanlık uyandı?
    .
    ne zaman öğrendi uçnayı duman?
    .
    neden zehirlidir akrep, fil iyi yürekli?
    .
    nereye çekilir gölge?" onun merak ettikleriydi, benim meraklarım oldu artık...
    #6108602
  2. 0 0
    şili' li ünlü şair, ayrıca kendisini konu alan postacı adlı bir film vardır.
    #6453816
  3. 5 5
    BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞiiRi YAZABiLiRiM

    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
    Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
    Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
    Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
    Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
    Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
    Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
    Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
    O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
    Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
    Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
    Ota düşen çiğ gibi, düşmekle şiir cana
    Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
    Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
    Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri.
    Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
    Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
    Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

    Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
    Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
    Ellere yar olur. Öpmemden önceki gibi.
    O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
    Artık sevmiyorum ya severim belki yine
    Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
    Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
    Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

    Belki bana verdiği son acıdır bu acı
    Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
    #6480739
  4. 1 1
    how i met your mother dizisinde kulakları çınlatılan ünlü şair.
    #6480775
  5. 2 0
    Kelimelerin dünyaya neden hitap etmesini bize anlatıyor ve kelimelerin en güzelinin sosyalistlere ait olması insanı bir başka sevince boğuyor...

    seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,çünkü hayat iki yüzüyle çıkar karşına hayat.
    bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın ateşde pay alır kendine soğuktan...
    seni sevmeye başlamak için seviyorum seni,sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak bir yolculuğa yeniden başlamak için;bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni...
    sanki ellerimdeymiş gibi mutluluğun ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarları hem seviyorum, hem de sevmiyorum seni...
    sevgimin iki canı var seni sevmeye...
    bu yüzden sevmezken seviyorum seni ve bu yüzden severken seviyorum seni...

    pablo neruda
    #6886204
  6. 2 1
    Kim istemez katı bir ruhu?
    Kim dövmedi ruhunda keskin bir hançer?
    Daha göz açar açmaz gördüysek kini
    Ve yürümeye başlarken düşürdülerse bizi,
    Ve sevmek isterken sevgi düşmanımız olduysa
    Ve tek bir dokunma yaraladıysa bizi.
    Neruda.
    #6909675
  7. 2 2
    Nazım'a Bir Göz Çelengi

    Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
    ne yapacağız şimdi?
    Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
    bulabilecek miyiz bir daha?
    Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
    ne yapacağız?
    Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
    ateşle suyun birleştiği
    Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
    Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler
    kazandırdın bana
    Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
    Bulutlar gibi, yaprak gibi uçarlar
    Düşerlerdi orada, uzakta.
    Yaşarken kendine seçtiğin
    Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa.

    Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet
    sunuyorum
    Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayan
    Halkların kavgasını ve kavgamı benim
    Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...
    Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da
    yalnızım sensiz.
    Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen
    yüzünden yoksun
    dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
    rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan
    Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
    Kuyu gibi kapkara zindanlardan
    Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
    Ellerinde izi vardı eziyetlerin
    Hınç oklarını aradım gözlerinde
    Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
    Yaralar ve ışıklar içinde.

    Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır
    Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya
    Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
    Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
    Teşekkürler, böyle olduğun için!
    Teşekkürler o ateş için
    Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.
    #6946036
  8. 0 0
    (bkz: pablo neruda lamalar)
    #6946041
  9. 2 2
    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
    Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
    Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
    Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
    Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
    Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
    Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
    Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
    O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
    Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
    Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
    Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
    Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
    Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
    Hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
    Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
    Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
    Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

    Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
    Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
    Ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
    O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
    Artık sevmiyorum ya severim belki yine
    Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
    Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
    Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

    Belki bana verdiği son acıdır bu acı
    Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona

    PABLO NERUDA
    #7053396
  10. 0 0
    12 temmuz 1904 yılında şili'de doğan şair ve diplomat. siyasi kimliği, şiirleri ve duruşuyla tarihin önemli şairlerindendir. şili'nin nazım'ı olarak da tanınır. özgür tiyatro oyuncuları tarafından, şair ile postacı isimli oyunla çok güzel anlatılmıştır.

    Bayraklarımız her zaman böyle doğmuştur.
    Halk işlemiştir onları
    Tüm sevgisiyle
    Onun parçalarını dikmiştir
    Bütün yoksulluğuyla
    Ve yıldızı çivilemiştir
    Canı gönülden
    Gökte ya da gömlekte vatanın yıldızı için
    Bir mavi kesmiştir
    Ve damla damla
    Kırmızı doğmuştur .
    #7356433
  11. 2 2
    Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;
    Karanlıktan çıkıp gelen her haber
    Gereken acıyı verdi bize:
    Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
    Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
    Değişime uğradı acılar.
    Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
    Ağırdı sessizliğin çuvalı. *

    pablo neruda
    #7416508
  12. 1 1
    Öldüğünde Türkiye de ki sol kesimi büyük hüzne boğan, dönemin de etkisiyle türk gençliğine şairlik yapmış bir adam.
    #7436902
  13. 2 2
    --spoiler--

    şili'de demiryolu işçisi bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. annesini çok küçükken kaybetti. 13 yaşındayken yerel "la mañana" gazetesindeki bazı makalelerle katkıda bulunmaya başladı. 1920'de "selva austral" isimli edebiyat dergisinde "pablo neruda" adıyla yazmaya başladı. şair, bu takma ismi çek şair jan neruda'da anısına seçmişti. daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır. ilk kitabı crepusculario 1923 yılında yayınladı. sonraki sene şairin en tanınmış ve pek çok dile çevrilmiş olan eserlerinden yirmi aşk şiiri ve umutsuz bir şarkı(veinte poemas de amor y una cancion desesperada) basıldı. edebi çalışmalarına devam ederken, bir yandan da santiago'daki şili üniversitesi'nde fransızca ve pedagoji okudu. 1927-1935 arası hükümetin elçisi oldu ve burma, seylan, java, singapur, buenos aires, barselona ve madrid'te görev yaptı. bu dönemde yazdığı şiirler ezoterik sürrealist şiir kitabı "residencia en la tierra" (1933)da toplanmıştır

    --spoiler--

    tuzun gülü gibi ya da topaz gibi
    ya da ateşi çoğaltan karanfillerin oku gibi sevmem seni:
    karanlık bazı şeylerin, gizlice, gölgeyle ruh arasında,
    sevildiği gibi severim seni.

    çiçeklerin ışığını içinde gizleyen
    çiçeklenmeyen bitki gibi severim seni,
    ve teşekkürler aşkına, kasvetle bedenimde
    yaşar topraktan yükselen kesif rayiha.

    severim seni bilmeden nasıl, ne zaman, nereden,
    basitçe severim seni, sorunsuz ve gurursuz,
    başka türlü sevmeyi bilmediğim için böyle severim seni.

    fakat ne sen varsın ne de ben,
    öyle yoğun ki sevdamız, bağrımdaki elin elimdir,
    öyle yoğun ki, uyuduğumda kapanan gözlerindir...
    #7630960
  14. 0 0
    şiirleriyle yeni tanıştığım, fakat ismine aşinalığım olan şili'li büyük şair, ispanyolca öğrenmek için bir sebep. işin ilginç noktası ise; türkçe çeviri olmalarına ve şiirin başka bir dile çevrilmesinin sıkıntılarına rağmen, şiirlerinde duygular oldukça yoğun. tabii, bu işte çevirmenlerin de katkısı büyük, göz ardı etmemek lazım.
    #7631056
  15. 1 1
    yirmi aşk şiiri ve bir umutsuz şarkı derleme kitabındaki 20. şiir. birçok versiyonu mu var, bana mı öyle geliyor bilemedim.

    XX.

    bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim

    şöyle diyebilirim: ''yıldızlı bir alemdir gece,
    ve o mavi kümeler titreşir uzaklarda.''

    bir şarkı tutturmuş dolanır gökte gece rüzgarı.

    bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
    sevdim onu ben, severmiş o da beni meğer.

    böyle gecelerdeydi, sardım onu kollarımın arasında.
    öptüm, kim bilir kaç kere, altında sonsuz göğün.

    sevdi beni o, meğer ben de sevmişim onu.
    yürek bu, nasıl dayansın o iri, durgun gözlere.

    bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
    düşünüp benim olmadığını. hissedip yitirdiğimi.

    kulak vermek engin geceye, daha da engin o gidince.
    ardından bir dize düşer gönle, çimende çiğ misali.

    ne gelir elden sevdam onu tutmaya yetmediyse.
    yıldızlı bir alemdir gece, yoktur yanımda o sevgili.

    işte hepsi bu. şarkı söylüyor biri uzaktan uzağa.
    yitirişimle onu ruhum da yitirdi neşesini.

    gözlerim arar onu peşinden yetişsin diye.
    bu yürek arar, ama yoktur artık o sevgili.

    aynı gecedir ağartan aynı saçları.
    biz eski biz değiliz ne var ki.

    sevmiyorum artık onu, doğrudur, ama ne sevmiştim.
    gözlerdi sesim kendini ona götürecek yeli.

    ne çare başkasının olacak. öpüşlerimden önceki gibi.
    sesi, pırıltılı bedeni. o sonsuz gözleri.

    sevmiyorum artık onu, doğrudur, derim de yine bilemem.
    kısacık bir sevdanın unutması böyle seneler mi sürer.

    budur bana çektirdiği acıların sonuncusu,
    ve bunlar onun için yazdığım son dizeler.*
    #7911687
  16. 0 0
    Senin sayende yaptığım her hata için Tanrı'ya şükrediyorum. Çünkü her biri, beni sana götürdü.

    Gecenin anlamını istemiyorum. Bekliyorum, o beni sarsın diye. Tıpkı senin, ekmeğin, ışığın ve gölgelerin
    sarmasını beklediğim gibi.

    dizelerinin sahibi.
    #8063570
  17. 0 0
    kitaplarını sıkıcı bulduğum fakat şiirlerini bir nebze sevebildiğim şili'li şair.
    #8453544
  18. 0 0
    "bir hastalığı ertesinde şili'nin paris büyükelçiliğinde karşılaştığım neruda'ya ilişkin izlenimim

    pablo neruda
    yüzünde ağır bir yorgunluğun izleri
    oturun
    mösyeler, dedi.
    nobele filan
    boşverin
    bana nazım'dan
    söz edin şimdi."

    ataol behramoğlu - 1973 (ne yağmur... ne şiirler...)
    #8472026
  19. 3 3
    yavaş yavaş ölürler... seyahat etmeyenler,
    yavaş yavaş ölürler...okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
    vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar.
    yavaş yavaş ölürler...alışkanlıklara esir olanlar,
    her gün aynı yolları yürüyenler,
    ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
    elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
    veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
    yavaş yavaş ölürler...
    aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
    rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
    dışına çıkmamış olanlar.
    #8578944
  20. 0 0
    şair ile postacı adlı tiyatro oyunuyla daha bir sevdiğim şair, diplomat, nazım..
    #8687594
  21. 0 0
    o kadar çok ki ölümüz
    ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
    ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
    ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
    ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.
    (pablo neruda)
    #8855710
  22. 0 0
    ''neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler'' diyen, şili'nin nazımı.
    enteresan bir millet olduğumuzu tescillemek adına; nazımı sürgüne yollayıp, ardından ankara'da adına park yaptırdığımız şair.
    #8927662
  23. 0 0
    ''Unuttuğum erdemlerden yeni bir giysi
    dikebilir miyim kendime?

    Niçin en güzeli ırmakların
    tam da Fransa'da akıyor?

    Che Guevara'nın gecesinden sonra
    niçin şafak doğmuyor Bolivya'da?

    Titreşip duruyor mu öldürülmüş yüreği
    ve arıyor mu katillerini orada?

    Önce gözyaşlarının tadına mı bürünür
    sürgünlüğün siyah üzümleri?..''
    #9661857
  24. 2 2
    Unutuşun taşından başka nedir ölüm.
    Ben, seni seviyorum, ağzından kıvancı öpüyorum.
    Odun olalım. Dağda bir ateş yakalım..

    Hiç'im yok diyorum, çünkü farklıydım,
    farklıyım, farklı olacağım. ve değişen aşkın adına
    saflığı savunuyorum.

    Ne hiç'im var ne hep'im artık.
    #9750752
  25. 0 0
    1921 yılında santiago'da fransızca öğretmenliği öğrenimi görürken rosa albertina isimli hatuna vurulan yazar.
    sevgilisi albertina'ya deli gibi aşık olan pablo, ona lirik metinler bile yazdı.
    (bkz: yirmi aşk şiiri ve umutsuz bir şarkı)
    #9751355