leyla ipekci 


kapat
  1. yazar. kadın sorunları konusunda gerçekçi ve 'yoğun' yorumları olan kişi.
    #960285 (cryptic, 06.12.2006 21:49)
  2. bana çok sempatik geliyor. yazıları da çok hoş..

    bu da fotoğrafı:
    http://kitapzamani.zaman....ages/2007/02/05/leyla.jpg
    #2007396 (keserim ulan topunuzu, 25.07.2007 15:40 ~ 15.08.2007 11:40)
  3. 1966 istanbul doğumlu gazeteci, yazar. saint michel ardından boğaziçi üniversitesi sosyoloji bölümünü bitirdi. 85 ve 98 yılları arasında gazete ve dergilerde muhabir ve editör olarak çalıştı. ilk kitabı maya 1998 yılında yayımlandı.

    kitapları;

    (bkz: maya)
    (bkz: sinan ın mayası)
    (bkz: ilk kötülük)
    (bkz: şölen sofrası)( denemeler)
    (bkz: başkası olduğun yer)
    (bkz: bir sevgili gibi yaşamak)
    #2095797 (fata morgana, 08.08.2007 22:19)
  4. bugünkü yazısıyla bir kez daha büyük bir alkışı hak eden değerli insan... işte o yazı:

    --spoiler--

    taraf gazetesi nasil islamci ve akp yanlisi oldu

    Ergenekon çetesinin şifreleri çözüldükçe bu çeteden sevimli, zararsız, üzerine şakalar bile yapılabilen, sıradan ve çok olağan bir oluşummuş gibi bahsedenlerin 'güdümlü' bir siyasetin izdüşümü olarak, onların en kanlı eylemlerini nasıl ele aldıklarını -hatta almadıklarını- ibretle izliyoruz.
    Son olarak hayretle izlediğim bir yaftalama biçimi daha var ki, giderek kendini kanıksatmaya başlıyor. Radikal gazetesinde bir süredir şu ibareye rastlıyoruz: "islamcı basın olayı nasıl değerlendirdi?" "Dinci" diye sıralanan bizimki gibi "malum" gazeteler arasında Taraf gazetesi de var. Yani içinden geçtiğimiz şu kritik günlerde Radikal gazetesi, Taraf gibi dinî bir referansı olmayan bir gazeteyi islamcı basın olarak kategorize etmeyi başarmış. Dün ise daha 'açılımlı' bir yol izleyerek Taraf'ı "AKP yandaşı medya" kategorisinde değerlendirdiklerini gördük.

    Nasıl bir cepheleşmeye hizmet ediyor bu? Salt imalara dayalı bir hakikat arayışıyla adalet duygumuza hizmet etmek mümkün mü? Dinle veya bir siyasi partiyle hiç yakınlığı olmayan bir gazeteyi bile sırf olayların üzerine cesurca gittiği için siyasetin hamasi diline hapsetme çabasının altında yatan ne?

    Koltuklarını koruma uğruna halkının kanını dökmekten, bomba ve cinayetten medet umanların yaptıklarını manşetlerine taşıdığı için veya barış yanlısı tutumları sayfalarında yansıttığı için: Bu gazeteyi belli bir siyasi projeye alet etmekle ittihatçı zihniyetin faşizan eylemlerini meşru gösterenlere hizmet etmiş olmuyor musunuz? Ya Sabah, Star, Y. Şafak gibi yine aynı kategoriye indirgenen gazetelerdeki birçok 'kendinden menkul' yazarın habire 'kaba hurafeler'le pişkince hedef gösterilmesinden kimler siyasi rant elde ediyor?

    Biz de Zaman'da yazıyoruz diye işbirlikçi olduk, Soros'çu, Fethullahçı, ılımlı islamcı, AKP sözcüsü, vatan satıcısı, hain, yabancı dölü, Amerikan uşağı dediler. Her şey olduk. Yazdıklarımız net ve apaçık ortadayken hem de.

    Kalbin ideolojik örtüleri yoktur. Onun yalın sesini işitmek, içerilere bakmak, zorbalığın bizlere yansıyan biçimine dikkat çekmek gibi niyetlerle yazanları en sığ söylemlerle sınıflandırırken kendi kalbinizi nasıl mühürlediğinizi görmüyor musunuz? insanların çoğu hakikate yaklaşma çabasıyla nasılsa vakit kaybetmiyor diye, istediğiniz kişiye ve kuruma istediğiniz yakıştırmayı ima etme lüksüne sahip olabilir misiniz kolayca?

    Bir de ideolojik örtülerini vicdani süslemelerle bezemeye çalışanların kullandığı dil var. "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP uzlaşsaydı bugün partisi kapatılmaya çalışılmazdı" diyorlar. Devlet ve sosyal hayat içinde çöreklenen ve görünmez iktidarını en kanlı oyunlarla, en alçak muhbirliklerle korumaya kalkışan Ergenekon yapılanmasını hiç ama hiç ağzına almaksızın, uzlaşsaydı diyorlar. 27 Nisan muhtırasına, vesayet rejiminin baskılarına karşı sussaydı. Hakkaniyet ve adalet duygumuzu zedelemek pahasına.

    Ne olacaktı? Ergenekon sessiz sedasız hakimiyetini sürdürecekti. Bunu tercih ediyorlar apaçık. Sorun çıkmazdı, ortalık toz duman olmazdı. Parti kapatma davası da açılmazdı. Hakkı hakikat ile ölçebilir misiniz bu yaklaşımınızla? Parti kapatılabilir diyenlerle kapatılamaz diyenlere 'eşit seyir imkanı' tanıyarak mı iktidar bekçiliğinizi sürdüreceksiniz? Bu yüzden mi haktan ve hukuktan yana taraf olanları saptırılmış imalarla yıpratmaya çalışıyorsunuz? Vicdani duruş, kesin ve net bir dille, berrak bir üslup bekler. Eyyamcılık, kıvırtma, dengeli davranma, kıvamlı pozisyon alma gibi ikiyüzlü versiyonlar attırmayı değil.

    Birileri devletin iktidarını kimseyle paylaşmasın diye nice kuşak eğitim hakkını kullanamadı. Nice memur, asker iftira yoluyla işinden atıldı, birçok gazeteci ve aydının faili meçhul kaldı, sayısız genç küle dönmüş toprağından uzaklara sürgüne gitti. Kayıplar bulunamadı. Zalimler cezalandırılmadı. Biz hâlâ hiç sormayalım mı böylesine kanlı bir yapılanmanın dikte ettiği hangi ideoloji zulmetmenin, iftira atmanın, muhbirliğin, darbeciliğin, fişlemenin, işkencenin gerekçesi olabilir? Bunları ceset ve kül miktarıyla meşrulaştırmaya yarayabilir?
    --spoiler--
    #3190443 (bugulu atlas, 25.03.2008 23:45)
  5. turkiye yazarlar birligi tarafından yilin yazar odulunü alan yazar.
    #3211405 (holysin, 30.03.2008 21:17)
  6. bir zamanlar radikalde yazan, simdiki zaman yazari, hayat gorusu yillar icinde buyuk dogrultu degistirmis insan.
    her cumlesinden birikmini hissettiren farkli biri.
    #3379319 (yalnizlik mavisi, 10.05.2008 13:58)
  7. zarif bir hanımefendidir kendileri, incitmekten korkarım her kelimemle lakin onun her kelimesi yola çıkmaya çabalayan, müzmin yolcu beni incitmekte. tuhaf bir keyif almaktayım ama, açlığın o garip huzurunda:

    "ayni anin icinde sonsuz karsilasma imkâni

    Aslında hep aynı anın içinde tutar bizi gitmek. bir kez gitmek sonsuzdur. Geride kalan her şeye anlamını veren gitmektir. Kalanlar, ancak bu niteleme içerisinde kendi adlarına ve sıfatlarına bürünmeye başlarlar yeniden. Bazen yavaş yavaş. Bazen hemen. kirik bir gonul hikayesi. genclik anilari...

    Ya da üç dakika süren bir karsilasma ani...

    Kalanlar genellikle geçmiş zamanda anılırlar. Bu yüzdendir ki daima bugüne, şimdiki zamana taşınırlar. Biçim, görüntü ve sık sık algı değiştirirler. Eşlik edebilmek için bize. bellegimize...

    Anılar, olaylar ve nesnelerin yanı sıra geçmiş zamandan bugüne taşınan 'kalanlar' o kadar çoktur ki. Kişiler de kalır mesela. Bazıları kalmayı yeğler, evet. Gidenlerin el sallayıp gitmesinden sonra neler olup bittiğini ancak kalanlar bilir. Yaşamsal alanı kalanlar genişletir. Böyle düşünürüm kendi adıma.

    kalanlar

    Kalmanın hayatı kavramaya iten bir başka yanı daha vardır. sabretmek. Ayrılık kalan kişi için iki kere zordur. Gidenin hüznünü de paylaşır, özlemini de. Öte yandan kalmanın sorumluluğu giderek terbiye eder kişiyi. Zamana ve mekana bakışını kökünden dönüştürebilir bazen. Gitmek evet hüzünlüdür. Ama kalanın sabır eşiğinin genişlemesinde gidenin hüzün, özlem, kavuşma arzusu gibi tüm 'haller'ini üstlenmesinin rolü büyüktür. Kalan, biraz da tüm zamanları kuşatandır aynı zamanda.

    Giden kişi bazen keşfetmeye gider, bazen de bildiklerini doğrulamaya gitmektedir. Bilmediğine teslim olmayı bilen ise kalan kişi olur çoğunlukla. Ancak kalan bilir bilmediğini. Bu bilgi; tam bir kalp ilmidir. Kalmakla açığa çıkar insanda. Öğrenilmesi gerekmez. zaten icindedir.

    Gidenin kalp ilmi daha farklı açılışlara imkan tanır. Sözgelimi başkası olmaya gitmektedir kişi. Sorsanız evet der gidenler, başka dünyaları keşfettikçe başkası olur insan. Ötekilerle arasındaki mesafe kalkar. Aynı zamanda da 'kendi olmaya' giden yola çıkmış olur giden kişi. Çünkü insanın kendi olma serüveninde kaçınılmaz olarak baskalari vardır. Başkası olma hallerimiz vardır... Hepimizin yolcu olduğu bir hakikatin dehlizlerinde bata çıka gezinme hevesi belki daha fazladır gidenin. Bazen.

    Gitmek ufkunu genişletir insanın. Kalanlar ise umut ederler durmaksızın. Beklemek, insanı gelecek zaman kipinde tutar. Ve umudun eşiğinde. Tabii şu da var. Gidebilme umudunu kalanlar taşır genellikle. Gelenleri karşılamak da onlara düşer. Nihayetinde kalanlar da bir başka yolculuğu, yani bir başka gitme işlemini gerçekleştirmektedirler kendilerine göre. Daha farklı bir biçimde...
    Müzmin bir 'kalan' olarak, doğduğum yerde yaşıyorum ben. insanlar geliyorlar. Değişimlerin içinden geçiyoruz. Savruluyor, dönüşüyoruz. gidiyorlar. Büyük gitmelere ve büyük gelmelere tanık oluyorum durduğum yerde. kalp hicretlerine, hac yolculuklarına, kisisel miraclara, ruh hicretlerine yakın duruyorum ister istemez. Yani 'kalan'ların kalarak yol almalarının hikayesine...

    Hakikat içinde ayrıntı gibi duran veya görünmez bir boyutta algılanan birçok şeyin aslında 'gitmekte' olduğunu sezebiliyorum kaldığım yerden. Tabii buna bağlı olarak kendi 'gitme' eylemlerim de daha çok görünmez ama hissedilebilir bir boyutta vücut buluyor. Hicretler daha fazla içselleşebiliyor. Her zaman değil. Bazen.

    ben de gidiyorum kisacasi. Kendime ait bir biçimde. giderim. Ama bu gitmekliğim bile bir 'kalan'ın gidişidir. Geride bıraktıklarımı içerdiğimi, hep aynı anın sonsuzluğunda onların da beni kuşattığını hissederim. hic birakmam gecip gittiklerimi.

    Benimle çoğalır, nadiren azalırlar. Nihayetinde zaman geçtikçe taşıma kapasitem de genişliyor geçip gittiklerimi. Eksilmekten, yük boşaltmaktan filan hiç söz edemem gittiğimde. Gitmek: her seferinde bir kez daha kalmaktır benim için.

    Ve anlarım ki, insanın kendindeki en kıymetli şeyi giderken kendisinde kalanlardır. Kimse bunu alamaz ondan. Çalamaz. beni ben yapan bende kalanlardir. Bir gündüzden, bir sanat eserinden, bir düşünce tarzından veya bir insandan bende kalanlar. Tabii bunun değerini en çok giderken anlarım. gitmekle.

    Kavuşmanın öncesi, sonrası

    Kavuşma anından bir önceki durumdur aslında gitmek. Kavuşma anından sonra yine gidilecektir gerçi. Bir kez daha. esas kavusmaya... Böyle bakacak olursak, hepimiz kavuştuktan sonra koptuğumuz, ayrı düştüğümüz için metaforik olarak hep gitmeklerdeyiz.

    Ta ki, bu gidişlerin aslında bir dönüş yolu olduğunu fark edene dek. Gidişlerimiz sonsuza dek yeni anlamlara açılarak hakikat algımızı genişletecekler. Evet. Ama gidişlerimizin istikameti metaforik olarak cennete yaklaştıracak bizi. ilk dustugumuz yere.

    Aynı şekilde kalışlarımız da bir iple ilk kıpırdadığımız yere bizi bağlıyor. Tüm yer değiştirmelerimizi ve dönüşümlerimizi içeren, henüz gitmediklerimizi, henüz kalmadıklarımızı da içeren o çokluğun bir'liğinde, şah damarımızdan yakın olana kavuşmak bizim için en uzun yolculuk oluyor... Böylesine bir gitmek: Hep aynı zaman diliminde ve hep aynı anın sonsuzluğunda tutuyor aslında bizi: Varoluş (veya yok oluş) hakikatinde.

    gidiyorum belki evet. Ayrı düşmeden. Hakikatin bize iki parmak bile bosluk bırakmadığına teslim olarak. Aynı anın içindeki sonsuz imkanlarda defalarca karşılaşmak için... Kaldıklarımızla, gittiklerimizle."

    uzun upuzun bir yazı, link belki slikon vadisini boylar diye bu sayfada ölümsüzleştirmek istedim, yoksa kelimeler anlatır meramını. gerisi laf ü güzaf!
    ( http://pazar.zaman.com.tr/?bl=14&hn=2310 )
    #3518778 (oyuncakdunya, 10.06.2008 11:45)
  8. radikalden zamana gecti şimdi de tarafta.

    neden zaman ı bırakti bilmiyorum;ama gazete seçiminde kaliteden ödün vermediği ortada.
    #3569220 (bilgehan, 22.06.2008 11:19)
  9. bundan böyle taraf gazetesi'nde köşe yazarlığı yapacak ama zaman gazetesinin yorum sayfalarında da yazmaya devam edecek olan yazar. yazılarında modern insanın sıklıkla duymadığı ya da sürekli duyduğu için artık sıradanlaşıp gerçek anlamını kavramaktan uzaklaştığı kavramlarla yer vermesi yazılarına ayrı bir değer verme nedenidir.
    #3589328 (teknick47, 27.06.2008 17:33)

© 2008 - uludağ sözlük

leyla ipekci başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. leyla ipekci ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu leyla ipekci nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» michael skibbe » murekkep » manuel pasqual » rumlar dan akp ye destek » grand ekinoks » special k » key odemeleri » karma kasmak » setuskur » kadinlarin ortak ozellikleri a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games