hakki devrim 


/ 2
kapat
  1. Radikal gazetesinden takip ettiğim yazar. Tek başına bir sözlük olan, sözlükden ziyade ayırt edilebilecek tek yanının ise sevimli olmasıdır diyebileceğim isa'nın yerine geçmiş olduğu mesih.
    (msnden devam edelim, 21.02.2006 21:25 ~ 09.07.2007 10:11)
  2. dün gece yayınlanan televizyon makinası programında, ahu tugba nın bu aralar televizyonlarda sık sık enteresan aşk hikayeleriyle gözükmesine verdiği saçma sapan cevaplara ve okan bayulgen in lafı ağzında gevelemesine dayanamayarak, kızgın bir yüz ifadesiyle "bu nedir ya, amacı nedir bunların?" diyerek takdir kazanmış, ahu tugba nın gözlerinin yaşarmasına ve okan bayülgen in ortamı yumuşatmak için ahu tuğba ya diller dökmesine sebep olmuştur.
    (don kişot, 09.04.2006 15:21)
  3. tv makinası programında ne işe yaradığını anlamadığım insandır.ayrıca ayak uzvundan da tiksinmektedir.
    (grand ekinoks, 25.05.2006 02:38)
  4. flash tv spikerinin, çıktığı bir televizyon makinası'ndan sonra, hakkında: "bu saatte hakkı dedenin ne işi var tvde, bırakın uyusun" teklifinden sonra programın kadrolusu olmuş kimsedir
    (hidrojen, 25.05.2006 02:43)
  5. (bkz: hakkı dede)
    (organizma, 25.05.2006 03:03)
  6. o yaştaki adamın gecenin 3'ünde ayakta olması hakketen inanılmaz.
    (bkz: cihannüma)
    (azorka, 31.05.2006 15:27)
  7. kabataş mezunudur aynı zamanda.
    (ne olsun bilmem ki, 24.06.2006 16:27)
  8. radikal gazetesi'nde cihannuma adlı köşede yazan, dil yaresi başlıklı yazıları ile türkçe sorunlarına değinen yazar.
    (oylumunelumune, 24.06.2006 16:46)
  9. inanılmaz bir enerjiyle hayata sıkı sıkıya bağlı olan, türkçe kullanımı üst seviyede olan soyu tükenmeye yüz tutmuş köşe yazarlarımızdan.
    (shyer, 24.06.2006 16:48)
  10. tv makinesinin kadrolu elemanı.güzel ses tonu ve hoş anlatımıyla da gençlerin gönlünde es geçilemez bir yere sahiptir.
    (fayaka, 24.06.2006 17:56)
  11. ilk başlarda çoğu şahsın "bu yaşlı başlı adamın ne işi var Tv makinesinde" dediği fakat zamanla mükemmel bir performans sergileyerek bir vazgeçilmez olan yüce kişilik.Ayrıca zeka ve kültürü asla hafife alınmaması gereken , gerektiği yerde gerektiği gibi davranmasını bilen örnek insan...
    (darkerway, 09.07.2006 14:28)
  12. okan bayulgenin kendisi için kullandığı "canımız ciğerimiz hakkı abimiz." ifadesini sonuna kadar desteklediğim mükemmel insan.
    (arude50, 04.08.2006 17:47)
  13. istanbul üniversitesi devlet konservatuvarının ilk verdiği mezunlardandır...
    (agafya, 06.11.2006 04:19)
  14. bugün abdurrahman dilipak tarafından sağlam bir eleştiriye maruz kalan radikal gazatesinin türkçe savaşçısı.

    HAKKI DEVRiM BU!

    Şimdilerde Radikalde yazıyor.. Bir zamanlar Milliyette ;KADIN MÜSTEAR ADIYLA YAZI YAZMAK; istemiş de Ufuk Güldemir reddetmiş.

    Yazmak istediği yazı da, kadın müstear adıyla ona buna sataşan bir dedikodu köşesi. Hatta geçmişten de örnek vermiş: Eskiden çalıştığı bir gazetede bunu denemişler ve ;çok başarılı; olmuşlar.

    Hani yakışırdı bu iş Devrime, ama Ufuk Güldemir olmaz demiş..
    Hakkı Devrim, ;Sezer hasta mı başlıklı, hakkımda dava açılıp mahkûm olduğum davanın muhbiriydi.. Doğrusu o yazı, Radikal gibi ciddi, insan haklarına duyarlı bir gazeteye yakışmıyor.. Belki o gün Güldemir, Devrimin hayallerini süsleyen kadın müstear adı ile sulu dedikodular yazan biri olarak bu işi yapsaydı, başarılı da olabilirdi ve Radikal de böyle bir yazardan işin başında kurtulmuş olurdu..

    Hani bugün magazin ve dedikodu haberlerinin bu kadar revaçta olmasına bakıp, Hakkı Devrime hak vermemek de mümkün değil.. Onun bu ileri görüşlülüğünün önündeki en büyük engel Güldemir olmuş..
    Hakkı Devrimin Radikalde çok okunan bir yazar olduğunu düşünmüyorum. Belki o hayallerini bugün gerçekleştirmeyi denese, Radikale yakışmasa da, tirajına olumlu bir katkı sağlayacağından kuşku yok.

    Hem zaten Devrimin ;savcıları göreve çağıran; muhbirliği Radikal;e ne kadar yakışıyor ki!

    Hakkı Devrim, bir ;hakk-ı devrim; olarak herkese dilediği gibi sataşabileceğini sanıyor ve sataşıyor. Ne de olsa, Falih Rıfkı;nın dediği gibi zafer bugün onların!.; Müstear bir ad, belki de onun saklı kalmış, baskı altındaki ikinci kişiliğinin ortaya çıkmasına imkân verebilirdi. Hele de bir kadın adı ile, bugünkü ;ele verir talkını edasının üstüne kendi salkımları götürebilirdi..

    Hakkı Devrim, adından da anlaşılacağı gibi ;Beyaz Türk.; Ufuk Güldemir, Hakkı Devrim;i ve bu olayı anlatıyor: Bir gün Milliyette Aydın Beyin üst kattaki odasından çıktım, yazı işlerine doğrulurken, o katta küçük bir bölmede promosyon olarak dağıttığımız ansiklopedi, kitapların editörlüğünü yapan Hakkı Devrim, önünü ilikleyerek nazik bir ifadeyle Ufuk bey, bir dakika vaktiniz var mı? diye önümü kesti. Ben de bu nezaket karşısında Tabii ki üstadım diyerek onun cam bölmesine girdim. Hoş beşden sonra lafı Milliyette köşe yazmak istediğine getirdi. Bu köşeyi bana cazip kılmak için bir de parlak fikri vardı. Kadın müstear adıyla ona buna sataşan bir dedikodu köşesi düşünüyordu. Hatta geçmişten de örnek verdi: Eskiden çalıştığı bir gazetede bunu denemişler ve ;çok başarılı olmuşlardı. Kulaklarına inanamamıştı Güldemir, Milliyet'te böyle bir şeyin olamayacağına karar vermişti vermesine ama, yine de ayıp olmasın diye düşünmek için süre istemişti.

    Milliyette Abdi ipekçi;nin gazetesinde,kadın adıyla sağa sola sataşan, buna karşılık hiçbir sorumluluğu olmayacak, kimliğinin gizleneceği bir köşe öneriyordu diyor Güldemir. Güldemir ayrıldıktan sonra bu köşeyi başlatmışılar. Bu işi yine Hakkı Devrim mi yaptı bilmiyorum tabii. Kısa süre sonra da o köşe yayından kaldırılmış..

    Hakkı Devrim'e oha falan oldum yani. Hakkı Devrim 'dil dostları'nı nasıl sattı diye yazmış Murat Ongun, Hakkı Devrim bir dil üstadı... başlıklı yazısında. Türkçe'deki yozlaşmadan, Türkçe'nin yanlış kullanılmasından ne kadar mustarip Dil Dostu varsa, ilk sığınakları Hakkı Devrim. Hakkı Bey de bu mücadelede dil dostlarını hiç yalnız bırakmadı. Bayrağı hep taşıdı. Taa ki, bugüne kadar. Maalesef acı haberi vermek bana düştü. Sevgili Dil Dostları Hakkı Devrim'i kaybettik. Allah rahmet eylesin diye sürdürüyor yazısını.

    Kim derdi ki, bir gün gelecek ve o büyük dil üstadı, Türkçe'nin bozulmasına ve yozlaşmasına karşı yıllarını veren, bu mücadele uğruna çok cefa çeken Hakkı Devrim Türkçe'ye sırtını dönecek diye. Döndü biliyor musunuz? O artık dil dostu filan değil. Neden? Bugünkü yazısını okursanız anlarsınız. Ben sizin için okudum. Anlatayım. Sevgili Dil Dostları hepimiz biliyoruz ki sizler Türkçe katliamının en büyük müsebbibi olarak Türk televizyonlarını gördünüz. Bu iğrenç televizyonlarda yapılan Türkçe katliamı yine sizin eleştirilerinizden biliyoruz ki Avrupa Yakası dizisiyle doruğa çıktı.

    Çocuklarımız artık birbirine Ohaa falan oldum yani Çüşşş falan yanııı, Guuck kal geldıı gibi anlamsız ve yoz bir söylemle hitap etmeye başladı. Halbuki dilini kaybeden bir toplum, her şeyini kaybetmeye mahkumdu. Yani, Avrupa Yakası vatan hainliği yapıyordu. işte, sizin önderiniz ve hâminiz Hakkı Devrim köşesinde Avrupa Yakası'nı bir övmüş, bir övmüş anlatamam diyor..

    Tabii sormak gerekiyor,Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye.
    Tabelalardaki yabancı isimlerle ya da anlaşılmaz kelimelerle anlatılmaya çalışılan duygulara yeni isimler bulmak değil temel sorun, asıl sorun o insanların ruh dünyasını ve içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, kültürel durumu düzeltmek..

    Farkında mısınız, bu gökdelenler muhteşem değil, görkemli. Bu çocuklar şaşırıp kalmıyor,oha oluyor..

    Ama Hakkı Devrim herkese dil üstadlığı yaparken (aslında o bir musahhih. Radikalde yaptığı ise media musahhihliği.. Musahhihliğini muharrirliğe dönüştürmeye çalışan bir zat!), şuuraltında hep kadın adı ile dedikodu yazarlığı yapma hayalleri kuruyorsa, o zaman düşünmek gerek..
    Sevgili, sayın, pek muhterem muhbirimin bakalım daha nelerini duyacağız..

    Yıllar önce bir Amerikan filmi izlemiştim.. Başrolde bir yargıç... Görünürde çok namus düşkünü.. Özellikle fahişelere karşı acımasız cezalar veriyor.. Ama kendisi gizli bir fahişe, dahası, şehirde fahişelere karşı işlenen cinayetleri de yine kendisi işliyor..

    Ne alaka, birden o film geldi aklıma.

    Selam ve dua ile.
    (sayid jarrah, 07.11.2006 14:35 ~ 14:45)
  15. kendisine saygı bile duymadığım bir populist.. bu entryden bir evvelki makina programını izleyenler için mevzuyu ifade etmem daha basit olacaktır..

    efendim bayanın biri programa bağlandı, cümle arasında "ahlak" kelimesini "kelimedeki 2. 'a' harfini" yumuşatarak, usulüne uygun biçimde kullandı..

    derken kahraman türkçe savunucumuz hakkı bey devreye girdi "ahlak değil hanfendi ahlak" olacak (ilk ifadesinde yumuşama yok, ikinci ifadesinde doğru kullanımını yaparak söylüyor bunu) şeklinde dalga geçti bayanla.. sözde, kendi çapında uyardı.. -ki bayan, tekrar söylüyorum, doğru ifade etmişti kelimeyi-

    henüz bu olayın üzerinden 1 saat -belki biraz daha fazla- geçmişti ki; programa oray egin denen şahıs katıldı.. oray eğin, muhtemelen yurtdışında eğitimini aldığı için "r" harflerini yutan, ifadelerini gevşeterek kullanan bir şahıs malumunuz.. cümlelerini her tamamlayışında midem kalkar, o derece.. -söylediklerini kast ederek değil bu eleştirim, bu söyleyiş tarzına sahip şahısların alayına bir reaksiyon bu diyelim-

    ve türkçemizin yegane kahramanı, bir hamaset uzmanı yaşlı kurt; hayatında 2. sefer karşılaşmayacağını bildiği bayanı terslerkenki tutumunu bir kenara bırakıp oray eğin kişisini yalamaya başladı..

    karşılıklı olarak yalastilar

    peki soruyorum size; oray eğin adlı yalaşmaya eğilimli bu şahsın dilinin kemiği olmaması, her mevzuyu acımasızca, sonuna kadar, sert bir üslupla eleştiriyor olması bu yalaşmaya vesile olmamış mıdır? hakkı devrim, tarzını kendine benzettiğini ifade ettiği -ki zerre kadar da benzemez- oray eğin'i dinlerken ne derece bir karakter timsali olduğunu unutmuş mudur, yoksa korkmus mudur?

    hadi aksini iddia edin, eğlenceli oluyor, maksat gümbürtü olsun ; fakat vaziyet bu..

    hakkı devrim -bana kalırsa- ucuz popülizmden ve korkaklıktan başka sahneleyecek bir yetisi olmayan bir kimse..

    "yaz hakkı, peki patron"
    (hidrojen, 28.11.2006 12:48)
  16. türkçe'nin korunması için elinden geleni yapan tv makinasının göz bebeği pardon dedesi olan bilgili, kültürlü vb... özelliklere sahip olan yazar.
    (andlee, 17.12.2006 17:28 ~ 17:35)
  17. lise yıllarımda çok severek okuduğum, daha sonra radikali bırakmamla koptuğum saygı duyduğum bir yazar idi. yılbaşı arifesindeki makina programına kadar(okuyorsanız dilbilgisi hatalarımı da düzeltirsiniz.) korkunç saygı duyduğum insan. lise yıllarımda iken cihannümada "birlik ve beraberlik bir arada kullanılmaz" diye yazar ve bu gibi kullanımların örneklerini vererek açıklardı. sonra mı programa katılan bayanın bir kaç dakika kadar önce yaptığı "bu tarz hatayı neden yaptınız?" * senin gibi yeni kuşaklar bilsin demek suretiyle yıllar önce eleştirdiği hatadan ders çıkartmayan insanların konumuna düştü. oysa "pekala evet dikkatimden kaçtı, hatırlattığın için sağol dese" 10 kere daha büyürdü. hakkı devrim, artık popülizm denen girdabın şiddetine kapılmış gidiyor. sonuç mu medyatikleşerek bilinçlendirelim insanları diyerek yola çıkan aydınların popülizm batağına * girmelerinin sancılarını yaşıyor.
    (gurbetteki istanbullu, 10.01.2007 02:03 ~ 02:04)
  18. (bkz: gorgu kilavuzu)
    (vend avesta, 28.01.2007 03:39)
  19. (bkz: elektronik türkçe sözlük ve yazım kılavuzu)
    (#1249996)
    (apatheticfrog, 03.02.2007 15:53 ~ 15:54)
  20. Makina ekibine katıldıktan sonra hızla gençleşen adam.
    (evey, 10.06.2007 15:29)
  21. makina programına gençlere kendini tanıtmak ve sevdirmek için katıldığını söyleyen radikal gazetesi köşe yazarı.
    (desert rose, 13.06.2007 00:11)
  22. irfan kulyutmaz müstear adıyla zamankitap da yazan hilmi yavuz un okkalı bir eleştirisine mazhar olmuş yazar kişisidir.

    --spoiler--
    Canımdam muazzez kaarilerim, Rabbime binlerce hamdüsenalar olsun ki, tekrar mülaki olduk. Geçen aydan bu yana, nasılsınız, eyi misiniz? Cenab-ı hak dan eyilikler temenni edeyorum, Bendeniz de Allh a şükür, eyiyim.
    Lakin Hilmi bey kardaşım, gene leyleği havalarda gördü. Her sene mayıs ayı oldu mu, Hilmi bey, kah burada, kah şurda, mütemadiyen biryerlere gideyor. iki hafta önce Çanakkale de idi, oradan da Kıbrıs a gidecek. Fekat bu arada bendenizi de ihmal etmeyor. Her zemanki gibi, elinde bir tomar kazata ile çıkageldi idi. Hoş beşden sonra, o tomardan Radikal kazatasını çekip, bir sahifeyi açarak önüme koydu. Baktım, Hakkı Devrim in sütununa işaret edeyor.

    Hazret gene ne herzeler yumurtlamış? deye baktım ki, bermutad Hilmi bey e çemkireyor. Ansiklopedist tavukçu, nevzuhur lisan mütenasiri Hakkı bey’in mutadıdır: Fırsat buldu mu Hilmi bey e sataşmayı bir nature seconde haline getirmişdir. Onun içün, evvelemirde pek aldırış etmedim, lakin bakdım ki hazret, bundan on sene mukaddem cereyan etmiş olan bir münakaşayı, tamamiyle tahrif ederekden nakletmekdedir, o zaman bu naşerife okkalı bir cevap vermek farz oldu, deye düşünerekden Hilmi bey e döndüm, bir de ne göreyim, kıkır kıkır gülmeyor mu?

    Haddizatında Hilmi bey haklı. Belki de Hakkı Devrim efendi ye sadece gülüp geçmek iktiza edeyor, Lakin, siz canımdan aziz kaarilerime karşı, işin hakiki vechesini arzetmek lazımgeldiğini düşüneyorum.

    Şimdi size meseleyi minelbab ilelmihrab anlatayım: Bundan on sene evvel, yine bu sütunlarda Hakkı Devrim efendi nin, elalemin Türkçe hatalarını düzeldeyim derken, yapdığı vahim hataları yüzüne vurmuş, evvelemirde, elin gözündeki çöpü göreceğine, kendi gözündeki merteği gör be adam! vasfında bir iki lakırdı etmişdim. Verdiğim nümunelerden biri de "planton" kelimesi idi. Gitdim, validenin ceviz sandığına (herkezin babasının bavulu olacak değil a, benim de (valdenin sandığı var, evelallah!). Orada tasnif etdiğim eski mekalelerime bakdım. Bakınız 26 teşrinievvel (şimdi ekim deyorlar!) 1997 tarihli ve Zaman kazatasında intişar eden mekalemde ne yazmışım:

    Saniyen şu "plankton" meselesine gelelim: Hakkı beyefendi, ilk mekalesinde aynen şunları yazmış idi. Mot a mot aktarıyorum:Tramvay yoluna Bebek istikametine mi devam edecek, yoksa bu köşede yol değiştirip plantona sapması mı lazım? Bir sehv-i mürettip, bir dizgi yanlışı mı, deye baktım, yok. Hakkı bey, iki yerde de "planton" deye yazmış. Bana verdiği cevapta "plankton", "planton" deye yazdığından hiç bahsetmeyor, bu bir. insan, kamil bir insansa hatasını kabul eder. Hakkı bey etmeyor. Ben planton deye biliyorsun, irfan bey plankton deye düzeltmiş, teşekkür ederim demeliydi. Demiyor.

    "Plankton" bir manasını da "tramvay ve otobüs başlangıç başlangıç ve son istasyonlarında bekleyen memur" olduğunu tebarüz ettirerek Hakkı Devrim Bey, bana cevap vereyor. Eyi amma, zatıaliniz "plankton", istasyonda bekleyen "memur" manasında değil de bizzat" durak, istasyon" manasında kullanmamış mı idiniz? Yukarıda sizden iktibas ettiğim cümleye bakınız: "tramvayın plantona sapması mı lazım?" deyorsunuz. Eğer sizin söylediğiniz gibi "plankton", "istasyonu bekleyen memur" ise, tramvayın memura doğru sapması iktiza edeyor.

    Hazret hem kel hem fodul! Hem "planton" u "plankton" deye yaz, hem "plankton" u "durak" manasına değil de "memur" manasına al! On sene evvel, bu mevzuda dersini vermişdim, kabahatini bilip edebiyle otursa ya ( tıpkı Okan Bayülgen in şovundaki, "konu mankeni Hakkı dede gibi!) hayır, illa cevap verecek. Netekim, Radikal de on sene evvelki "planton" meselesini güya bana cevab vermiş gibi nakledip düpedüz yalan söyleyerek kendini temyize çıkaracak! işin aslı yukarıda arzettiğim gibidir, muazzez kaarilerim.

    Efendim, arzedeyim: Ben kışın çorap giyerim. Hakkı bey, on senelik ve belki de daha eski bir teşevvüş-ü zihni ile, herhal, beni başkasıyla karışdırıyor: Hoşlanma mes'elesine gelince, ingilizlerin lakırdısını hatırlatmakla iktifa edeyim: ‘The feeling is mutual!’ Yaniya, ben de Hakkı efendi yi fevkalade tatsız ve sevimsiz bulurum.

    Telaki gelecek aya inşallah. O zemana kadar Rabb'ime emanet olunuz, muazzez kaarilerim, zatınıza hoşca bakınız. Au revoir, canlarım benim!
    --spoiler--

    not: yazıda geçen bütün yazım hataları şahsıma aittir.
    (aynalı baba tutkunu, 24.06.2007 00:18 ~ 00:28)
  23. kendinden beklenmeyecek bir şekilde inanılmaz laf sokabilme yeteneğine sahip vazgeçilmez makina elemanı.
    (hiccup, 24.06.2007 23:19)
  24. (bkz: hakki devrim/#920809)
    kesinlikle populist ve de gereksiz bir yalakalık içerisindeki sahsiyet, efendim bir hakkı devrim bir mehmet barlas zaten...
    (koala ggecim, 19.07.2007 19:25)
  25. an itibariyle makina programinda huysuz ihtiyar olarak gorev yapan kisidir.
    (calemityceyn, 22.07.2007 01:52)
/ 2
© 2008 - uludağ sözlük

feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. yukarıda yazanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir.

» turklerin her seyini sahiplenen yunanlar » fenerbahce taraftari » gelmis gecmis en gelmis gecmis gelmis gecmis » ali sami yen stadyumu » lunapark » her sey insanlar icin » bibucuk » bir ayakkabi silecegi olarak pantolon » sahdamar » ibrahim duzulmez » 11 mayis 2008 altay kocaelispor maci » super mario » galatasaray sampiyo » blanka » yahudi » gamovver » how soon is now » yaratilani severiz yaratandan oturu » fuat ergin » ilk gece hakki » colbie calliat » insan haklari » sarisin ve mavi gozlu olup guzel olmayan kizlar » bayramic » gece » enez in tarihi eserleri » felipe massa » durak macerasi » betsson a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa