1. 1.
    1876-1924
    turancılık ın fikir babalarından
    diyarbakir gazetesi basyazarlarindan mehmet tevfik efendi'nin oğlu
    8 -1 ... aabi
  2. 2.
    mustafa kemal atatürk'ün fikir babam dediği türkçülük turancılık fikrinin babalarından yazdığı türkçülüğün esasları adlı kitabıyla ülkücü kesime fikir önderliği yapmış aslen diyarbakırlı bir kürt kökenli olan büyük vatansever insan.
    10 -12 ... gencturk34
  3. 3.
    kültür medeniyet ayrımını getirerek batıdan alınması gereken değerleri medeniyet, olduğu gibi korunması gereken değerleri kültür içine yerleştiren ve türkleşmek, islamlaşmak, muasırlaşmakile türkçülüğün esaslarıadlı eserlere sahip düşünür.
    3 ... registerlater
  4. 4.
    aslında türk olmadığı iddia edilen bu karakter sadece türkçülüğü savunmuş, türkün kültürü haline gelmiş islamdan ise pek de bahsetmemitir. bu yüzden bazı türk milliyetçileri fazlaca sahiplenir, bazıları ise sahiplenmez.
    1 -2 ... palta
  5. 5.
    türkiyenin ilk sosyoloğudur... halkçılığın fikir babasıdır... dönemin en büyük birkaç aydınından biridir... savaş sonrasında mandaterliği savunan tatlı su aydınlarının aksine fikirleriyle devrimin temel taşlarından biri olmuştur...kafatasçıların ülkücülerin bukadar sahiplenmesi kafamda "lan noluyo" türünden soru işaretleri bıraktıysada sonuçta büyük bir aydındır...
    7 -2 ... cartman
  6. 6.
    kürt olmasına rağmen kendini türk olarak görmektedir. yıllarca kafasında bir mermi ile yaşamıştır. bunun nedeni: ziya gökalp ateistmiş. tanrı var ise beni öldürmesin deyip kafasına sıkmış. * ayrıca kendisi milli edebiyat akımınındandır.
    2 -9 ... nahil
  7. 7.
    Ziya Gökalp

    Ziya Gökalp (1876-1924) öncelikle Türkiye'yi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı.

    Mahallî,resmî bir gazetede mesul müdür bir memurun oğlu olan Mehmet Ziya (daha sonra Gökalp) Diyarbakır'da doğdu, orada laik okullara devam etti ve aynı zamanda islam hukukuna vakıf olan amcasından geleneksel islam ilimlerini öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Yine de, bir sonraki yıl istanbul'a gidebildi ve Baytar Mektebine (Veterinary College) kaydını yaptırdı.
    Daha önce Jön Türklerin (Young Turks) fikirlerinden etkilenen Gökalp, 1985 yılında istanbul'da gizli bir örgüt olan ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin (Union and Progress) üyesi oldu. 1898'de tutuklandı; bir yıllık mahpusluk devresinden sonra bütün zamanını çalışmalarına adadığı doğduğu şehre sürgün edildi. O yıllarda Paris'te sürgünde olan Jön Türkler Fransız sosyolojisinden çok yoğun olarak etkilenmişti.içlerinde Le Play hayranı olan Prens Sabahattin, Osmanlıların sadece sosyolojik çalışmalar yoluyla sosyal değişmeyi anlayabileceklerini daha sonra bu görüş Gökalp tarafından da desteklenmişti ve imparatorluğu bir arada tutan çeşitli unsurlar arasında uzlaşma sağlama yolunu bulabileceklerini (28 Ağustos, 1099 tarihli Peyman gazetesinin ilk sayısında) beyan etmişti.

    Jön Türk devriminden sonra, 1908'de Gökalp ittihat ve Terakki Fırkası'nın Diyarbakır'daki temsilcisi oldu. Bir yıl sonra, fırkanın Selanik'teki merkez heyetine üye seçildi ve kendisine parti doktrinini anlatma ve genç insanları parti saflarına çekme görevi verildi. 1910 yılında Selanikte sosyoloji öğretimini esas alan bir göreve atandı. Türkiye'de ilk defa gerçekleşen böyle bir atamadan beş yıl sonra da istanbul Üniversitesi'nde ilk sosyoloji profesörü oldu. O, istanbul'u Türkiye'deki sosyoloji çalışmaları için bir merkez haline getirirken, bu faaliyeti 1919'a kadar Edebiyat Fakültesinde sürdürdü. 1. Dünya Savaşı sonrasında Malta'ya sürgüne gönderilen Gökalp, yürekli bir Atatürk taraftarı olarak 1921'de Diyarbekir'e geri döndü ve milli liderlere yol göstermek amacıyla sosyolojik makale serileri hazırladığı küçük mecmua'nın sorumlu müdürü oldu. 1922'de (Ministry of Public Deparmant of the Education) un Ankara'daki Kültürel Yayınlar Dairesine müdür olarak atandı ve orada ünlü eseri "Türkçülüğün Esasları" yayınlandı.
    Gökalp Jön Türklerin gerçekleştireceği siyasi devrimin, iktisat aile, güzel sanatlar, ahlak ve hukuk gibi alanlarda "Yeni Hayat" ortaya çıkaracak sosyal bir devrimle tamamlanmaya ihtiyaç gösterdiğine inanmıştı. Yeni bir Türk medeniyeti sadece Türkiye'nin gerçek milli değerlerinin kazanılmasıyla yaratabilirdi. 1911'e kadar Gökalp, değerlerin hiçbir şey ifade etmediğine,"fikir-kuvvet"(idees forces)'un felsefesi öneme haiz olduğuna inanmıştı. Fakat 1912'den sonra Durkheim'in değerlerle ilgili yorumunu (collective represantations) kollektif temsiller olarak kabul etti. (Gökalp, Durkheim'i en önemli sosyolog ve sosyolojinin kurucusu olarak düşünüyordu.)

    Gökalp'e göre tam olarak ifade edildiklerinde idealler olarak adlandırılan kollektif temsiller (collective reprasantations). kollektif şuurdaki gerçeklerdir. Değerlerin tek kaynağı toplumun kendisidir, ve bireylerce elde edilen kollektif duygu ve bilgi birikimi kollektif şuuru oluşturur. (1911-1923) 1959, s.62-64)

    Balkan savaşı yenilgisinden sonra, Türkiye için kritik bir dönem başladı. Reformlar üzerindeki tartışmalara islâmcılık, Batıcılık ve Türkçülük arasındaki çatışmalar öncülük etti. 1912'de istanbul'a gelen Gökalp, bu çatışmaların daha geniş bir bakışla ele alınarak, giderilmesi gerektiğini hissetti. Gökalp, insanın her biri kendi değer sistemine sahip olan kültür gruplarının ve evrensel kabul ve kültürel yayılma kaabiliyeti olan kural ve tekniklerin bileşimi olduğunu tartıştı. ([1911-1923] 1959, s.97-101) Türklerin aynı anda; Türk Milletine, islâm ümmetine ve Avrupa medeniyetine ait olduğu sosyolojik bir vakaydı. (Gökalp [1911-1923] 1959, s.71-76; Heyd 1950, s. 149-15]) Gökalp, milliyetçiliğin, modern çağın en güçlü ideali, milletlerin ise, kültür grupları skalasında en üst seviyede gelişmemiş türler olduğunu, yoğunluğu gittikçe artan bir şekilde vurguladı. Millet kavramı içinde, Türk kültürünü, islâmı ve Batı teknolojisini bir araya getirmenin mümkün olduğunu düşündü. Gökalp, daha sonra, kollektif temsilleri millî âdetlerle bir tutma gerektiği noktasına geldi ve ......" bir milletin kültürünü ait olduğu medeniyetten ayırma çalışmaları yapan disipline kültürel sosyoloji adı verildiğini" öne sürdü. ([1911-1923] 1959, s.172-173)

    Bir sosyoloğun görevinin millî kültür unsurlarını ortaya çıkarmak (keşfetmek) olduğu inancını takiben, Türk ailesinin evrimi ile (pre-islamic) islâm-öncesi Türk dini ve devlet üzerine bir dizi çalışmaya girişti. Gökalp'ın modernleşmiş islâm düşüncesine ait teorisi ilahi kaynaklı olmasından ziyade, sosyal kaynaklı uzlaşma dayanan ve bundan dolayı seküler değişimi parelel olarak değişebilen islamın kurallarının bir kısmına yönelikti. ([1911-1923]1959, s.193-196) Bir devletin seküler olması gerektiğine inanmıştı ve eğitim ve ekonominin millî olması gerektiğinin ısrarlı savunucusuydu. Eğitim ve ve hukuku sekülerleştirme ve kadınlar için eşit haklar teklif etme üzerindeki programları kısmen 1917 - 1918 yıllarında uygulamaya konuldu.

    Gökalp üzerindeki fikirler ikiye ayrılır. Gökalp, bizzat kendisi, çalışmalarını özgün hale getiren şeyin, Durkheim'ın sosyolojik metodu üzerindeki denemelerini Türk medeniyetine uygulamak olduğunu düşünüyordu. Destekleyicileri ise; onun kültür ve millet yapısı üzerindeki kavramsallaştırmalarının özgün olduğu ve çalışmalarının, Durkheim geleneğindeki bilimsel sosyolojiyi temsil ettiği konusunda hemfikirdiler; ayrıca, muhalifleri, Gökalp'ın baskın kollektivist fikirlerle, dogmatik tümden ve gelimci bir zihin yapısına sahip olduğunu vurgularlar. Bunların ötesinde, Gökalp, ateşli bir milliyetçiydi ve öğretilerinin Türkiye'nin modernleşmesi yolunda fikrî bir kaynak sağladığına şüphe yoktur.

    Gökalp'ın çalışmalarındaki tarihî kavramlar için bakınız. iSLAM,NATiONALISM; PAN MOVEMENTS; ve DURKHEIM; LE PLAY'ın biyografileri..

    ESERLERi
    (1911-1923) 1959 Turkish Nationalism and Western Civilization: Selected Essays, Translated and edited with an introduction by Niyazi Berkes. New York: Columbia Univ. Press.
    (1923) 1940 Türkçülüğün Esasları ("Foundations of Turkism") istanbul: Arkadaş Matbaası. Külliyat. 2 bölüm Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1952-1965. bölüm 1: Şiirler ve halk masalları bölüm 2: Ziya Gökalp'ın mektupları. Ziya Gökalp'ın ilk yazı hayatı, 1894-1909: Doğumu'nun 80. yıldönümü münasebetiyle. istanbul: Diyarbakırı Tanıtma Derneği 1956.

    HAKKINDA YAZILANLAR

    HEYD, URIEL 1950, Foundations of Turkish Natıonalism: The Life and Teachings of Ziya Gökalp. London. Luzac.
    TÜTENGIL, CAVIT O. 1949 Ziya Gökalp Hakkında bir bibliyografya denemesi, istanbul: Berksoy Matbaası .ÜLKEN, HiLMi ZiYA Ziya Gökalp. istanbul: Kanaat Kitabevi (yayın tarihi tesbit edilemedi) ZiYA AL-DiN , FAKHRi 1935 Ziya Gökalp, sa vie et sa sociologie: Essai sur l'inftuece de la sociologie française en Turquie. Nancy (France): Berger-Levrault.

    Ziya Gökalp
    Bir Fikir Adamının Romanı
    Mehmet Emin Erişirgil
    Remzi Kitabevi / Büyük Fikir Kitapları Dizisi
    Ziya Gökalp: Bir Fikir Adamının Romanı (1951), Mehmet Emin Erişirgil'in kişisel gözlemlerine dayanan en ilginç kitaplarından biridir. Yazar bu incelemesinde, bir bölümü kendi yaşadığı olayları, yılların birikimi ile değerlendirilmiş ve Türkiye da yeni bir dönemin başladığı yıllarda yayınlamıştır.
    4 -1 ... nıloyku
  8. 8.
    birçoklarına göre batılı düşünürlerin fikirlerini allayıp pullayıp Türkiye de satmaya çalışmıştır. ayrıca neyzen tevfik den de ayarı fena yemiştir şöyleki;

    Deli gönül, neyi özler durursun?
    Acinacak dostun, cananin mi var?
    Dünya yansa yorganim yok icinde,
    Harap olmus evin, dükkanin mi var?

    Sana giren cikan nedir be dürzü?
    Be Allahin numunelik öküzü
    Ben mi yuttum on dört bin okka düzü,
    Bekri Mustafa‘dan fermanin mi var?

    Ne uymazsin zamaneye be domuz?
    Kirk senedir sikine verdin omuz.
    Nazir olmus desem sana istakoz,
    Reddedecek kilic, kalkanin mi var?

    Cünkü neden? Dalyanin yok, agin yok,
    Bir tek hamsi kizartacak yagin yok.
    Ocagin yok, dalin yok, bugdayin yok,
    Yoksa Gökalp gibi Turan‘in mi var?

    Cal nayini, ferahnakte ver karar,
    Sikin nazir tasaklarin müstesar.
    Kumda oyna cöp batmasin asikar
    Düsünecek senin zamanin mi var?
    3 -6 ... pygmalion
  9. 9.
    (bkz: ziya gökalp müzesi)
    ... vernon sullivan
  10. 10.
    "musa anter'in" ifadesiyle;
    "kürtlerin türklere attığı en büyük kazık..." *
    5 -4 ... vend avesta