1. 1.
    Ruhu bira şişeleriyle kaplı, buram buram sigara kokan bir odaya vuran sabah güneşinin etkisiyle kendi karanlığını fark ederken; kalbi imkansız gibi görünüp mucizevi bir şekilde gerçeğe dönüşen aşk masallarındaki masumiyeti arıyordu. Ve siz... Mucizelere inanan insanların - en yüksek seviyede tecrübe sahibi olsalar dahi - bile bile ateşe atlamalarına şaşırmamalısınız. Çünkü onlar, her defasında anka kuşu misali küllerinden yeniden doğacaklarını bilincinde olduklarından, asla umutlarını kaybedip geri çekilmezler.

    Zamanı ne kadar kısa olursa olsun, harekete geçmek için diyalog kurup derdini anlatmaya ihtiyacı yoktu. Kaldı ki bakışlarıyla uzun uzun cümleler kurduğunda, onu anlamayacak bir erkek asla hikayesinin başrolüne yakışmayacaktı.

    Ama o yine yanılmadı. iki çift göz, birkaç güne sığdırılmış sayılı dakikada, yazıya döküldüğünde tüm derinliğini kaybedecek bir roman yazmaya başladı.

    Ta ki...

    - ... ve dünyanın her yerinde ateş kadını temsil eder, hava erkeği.
    + Peki, kadın ve erkek birbirlerinden kilometrelerce uzaktalarsa?
    - (Gülümseyerek) Cümlenin kilit noktasını kaçırdın. Dünyanın her yerinde!


    işte tam da o anda, kadehler, ortamda bulunup kadın ve erkeğin arasındaki gizli karmaşayı ve dolayısıyla konuşmanın derinliğini anlamayan insanlar tarafından dünya barışına kaldırılırken; kadının kafasında üçüncü sınıf dizilerde yer alan 'hikaye anlatıcı'lardan biri konuşmaya başlamıştı. Dış ses, o esnada kadının iç sesiydi...


    "Tebrikler! Birlikte olmanın imkansız olduğu kişilere aşık olma alanında kendi rekorunuzu kırarak 'azimle sıçıp bir türlü duvarı delemeyenler derneği onur ödülü'nü hakettiniz! Dilerseniz bu ödülü alıp diğerlerinin yanına koyabilir veya üstüne oturarak kaderinize sövebilirsiniz. Alkışlar sahneden yuvarlanarak ayrılan sizin için geliyor, çünkü siz buna değersiniz!"

    Kalbindeki sızıyı muazzam bir içtenlikle bakışlarına yansıtarak giden erkeğin arkasından kadın, gözlerinden süzülen yaşların boşlukta olmasından kaynaklanmadığından emin olmak için bir süre bekledi. Bir süre sonra; yarım kalan hikayesinin üzerinde uğraşmaya devam edip etmemesi gerektiğini düşünürken; benliğini 'onun buna değip değmeyeceği' paradoksundan ziyade o erkeğin bizzat kendisinin kapladığını fark etti. iki ihtimal vardı, hayalgücünün geniş olmasından faydalanıp, kendi hikayesinde erkeği suçlu çıkarabilir ve bunu zamanla atlatabilirdi. Ama o, yine, yaşadığı onca şeye rağmen kaybetmediği umuduyla; dışardan bakıldığında 'imkansız' gibi görünen zor ve tehlikeli yolu tercih etti

    Çünkü ona göre zaman hiçbir şeyin ilacı değil, kendi ilacını bulana kadar geçen süreydi ve aşırı dozdan ölse de bu içinde bir ukdeyle yaşamasından iyiydi. Ve ateş, havayla buluşup ikisinin benliğini kızıl bir tutkuya meyletmeden önce asla küle dönüşmemeliydi.
    3 -4 ... funkymonarch
  2. 2.
    zamanlı gelmemiş olması olası olandır.
    1 ... phoenixs ashes
  3. 3.
    zamansız gelenle aynı familyadandır.
    ... inanckayakiran
  4. 4.
    "her ölüm erken ölümdür..."
    ... no soporto el rap
  5. 5.
    aslında gerçek anlamda varlığını hissettirememiş olandır...
    ... paramore
  6. 6.
    acı verip gidendir.
    ... loversgrief
  7. 7.
    gitmenin, gidilmenin zamanı zamanlaması zaten tahmin edilemez. bunu tahmin eden kişi şans oyunlarını zaten gözü kapalı bilebilir. zamanını kestiremezsin.
    ... thug life nigga
  8. 8.
    bana ömer hayyam'ın bir sözünü hatırlatan aslında derinden hissettiren gerçek, cesur ve bilge bir aşığın, aşkı yaşayışını anlatan bir öykü.

    ''Zamanın iki yüzü, iki boyutu var. Uzunluğu güneşe genişliği tutkulara uyarlanmış. ''
    evet öyküdeki kadın için de öyle:

    --spoiler--
    Zamanı ne kadar kısa olursa olsun, harekete geçmek için diyalog kurup derdini anlatmaya ihtiyacı yoktu. Kaldı ki bakışlarıyla uzun uzun cümleler kurduğunda, onu anlamayacak bir erkek asla hikayesinin başrolüne yakışmayacaktı.

    Ama o yine yanılmadı. iki çift göz, birkaç güne sığdırılmış sayılı dakikada, yazıya döküldüğünde tüm derinliğini kaybedecek bir roman yazmaya başladı.

    --spoiler--

    bence yazarımızın kaleme aldığı, belki de ruhunu kelime kelime akıttığı öykü de aynı hayyam'ın dediği gibi; tutkularla, aşık bir kadının hem de yanmaktan korkmayan aşka hakkını veren aşık bir kadının tutkusuyla genişlemiş, özel bir öykü.

    sonundaki cümleler de aşkı taçlandıran bizleri keşke ya da acaba girdaplarında her dokunuşta yaralanmaktansa; korkusuzca tutkunun ve aşkın ateşinden yanmaya çağıran bir davet:

    --spoiler--
    Ama o, yine, yaşadığı onca şeye rağmen kaybetmediği umuduyla; dışardan bakıldığında 'imkansız' gibi görünen zor ve tehlikeli yolu tercih etti

    Çünkü ona göre zaman hiçbir şeyin ilacı değil, kendi ilacını bulana kadar geçen süreydi ve aşırı dozdan ölse de bu içinde bir ukdeyle yaşamasından iyiydi. Ve ateş, havayla buluşup ikisinin benliğini kızıl bir tutkuya meyletmeden önce asla küle dönüşmemeliydi.
    --spoiler--

    turgut uyar'ın çok güzel söylediği gibi ; ''çünkü aşk bir suçlamadır/sonuna kadar yaşanmamışsa''.

    ilham melekleri aşkla yazarımızın kaleminden bizim gönüllerimize süzülmeye devam etsin...

    gönülden teşekkürler funkymonarch.
    2 ... inanna salome