1. 1.
    malum, boyut başka bir şekilde ifade edilemeyen olgudur.
    xyz eksen sistemine bakalım. istediğiniz kadar uğraşın x üzerindeki bir noktanın yerini, x i kullanmadan tarif edemezsiniz. yani y ve z cinsinden ifade edemezsiniz.

    zamanın 4. boyut olması savınıda kısaca tanımlayalım.
    eksen sistemini kontrol kulesine koyuyoruz. o eksen sistemine göre herhangi bir uçağın yerini anlık söyleyebiliyoruz ama bir de zaman vermemiz gerekiyor çünkü 1 saat sonra aynı uçak orada olmayacak.

    şimdi örnekteki uçağın yerini hakkaten, zaman vermeden başka bi şekilde tanımlayabilir miyiz.
    x,y, z eksenlerini kullanmadan tanımlayamayız. bu bir gerçek de zaman kullanmadan tanımlayabilir miyiz. tanımlayabilirsek zaman boyut değildir çünkü başka bir olguyla tarif edilebilmiştir.

    o uçağın yerini gene kontrol kulesindeki eksen sistemine göre x1,y1,z1 olarak tanımladık. zamanı kullanmadığımız için yeri tam belirlenmedi. çünkü hangi anda orda bilmiyoruz. bugun mü yarın mı? başka bir olgu kullanıcaz şimdi.
    zamanı kullanmıycaz ya. gittik güneşe de bir eksen sistemi koyduk.dedik ki, dünya güneşteki eksen sistemine göre, x2,y2,z2 koordinatlarında iken uçak yukarıda belirtilen koordinatlarda olacak.
    zaman kullandık mı? hayır.
    uçağın yeri belirlendi mi? evet

    öyleyse, zaman bir boyut değildir.
    3 -14 ... pilotmont 1
  2. 2.
    Dunya gunesteki eksen sistemine gore belirli bir zaman araliginda x2,y2,z2 konumunda olacagindan tez gecersiz.
    4 ... stan maslov
  3. 3.
    dünya güneşteki eksen sistemine göre ancak milisaniyelerle ölçülen bir anda, aynı zaman aralığında olabilir, ve hemen yer değiştirir. milisaniylerle ölçülebilir şu an ki zaman birimlerine göre.
    ha şunu dersen anlarım. o süreyi belirlemek zordur. falan ama belirlemek kolay diye olmayan bi şeyi boyut olarak kabul edemeyiz.
    tez, bu yüzden geçerlidir.
    -1 ... pilotmont 1
  4. 4.
    Yani şimdi bu hususa ilişkin konuşurken rahat olmak çok mümkün değil ama zamana dördüncü boyut derken kastedilen aslında 3 uzamsal boyut+ 1 zamansal boyuttur.

    En basit şekilde şöyle örneklendirilebilir. Bir küp karton içinde olduğunuzu düşünün. Herhangi bir noktasında duruyorsunuz. Aynı anda diğer noktasında neden duramazsınız? Çünkü zamansal boyuttan dolayı. Veya o noktadan kalkıp başka herhangi bir noktada durdunuz. Önceki konumuzla aranızdaki farkınız zamansal boyuttur.

    Zaman boyutu derken aslında direkt olarak en, boy ve derinliğe ek olarak bir boyuttan bahsetmiyoruz. Bunlar uzamsal boyutlar. Zaman boyutu kendi başına zamansal bir boyut. Yani başka bir zamansal boyut da pekala olabilir 3 tane uzamsal boyut olduğu gibi. X1, y1, z1 derken oradaki 1 işte. Başka bir belirtmede x2, y2, z2 iki deriz. Bu farktır.

    Buradan birçok şey çıkartılabilir. Ben zamanın kendi başına bir varlığı olduğunu düşünmüyorum. Bu yavan bir ifade olsa da. Zamandan söz ederken zamanı tekil olarak değil daima "bir şeyin zamanı" olarak görmeliyiz. Yani zaman değil, bir şeyin zamanı.
    3 -1 ... lord marcus amoralist primses
  5. 5.
    Dunyanin, gunesin eksen sitemine gore belirli bir konumda oldugu ani baz almak aslinda zaman belirttigi icin tez gecersiz.
    3 ... stan maslov
  6. 6.
    Bu nasıl bir kafa karışıklığı bilemiyorum ama müsade istemeden lafa dalacağım.

    Bir "şey" herhangi bir koordinat sisteminde tanımlanırken "şu ekseni kullanmazsanız olmaz" diye bir kural yoktur. Y ekseni üzerindeki bir noktayı tanımlarken eğer eksenler birbirine dik ise x ve z eksenlerini kullanmasanız da o noktanın y=0 doğrusunda olduğu değişmez.

    ikinci olarak boyut konusunu ele alalım. Hiçbirimiz bir boyutlu bir şey görmemişizdir ama zihnimizde bunun karşılığı vardır. Mesela kağıdın üstünde kalemle yapılmış bir nokta tek boyutlu bir şey ile ilgili bir fikir verir. iki boyutlu olduğunda bu şey bir şekile dönüşebilir ve bu şekli birden çok noktayla tanımlayabiliriz. Bu şekile bir de derinlik kattığımda artık şekil cisim olmuştur. Gerçek dünyada karşılığı olan bir bir futbol topuysa bu cisim, ona tekme attığımda dikenlere takılıp patlaması olasıdır. Bu patlama esnasında toplam çevresi ve toplam yüzey alanı sabit kalacak şekilde hacminin azaldığını ve içindeki matematiksel bir fonksyon ile tanımlanabileceğini düşünelim. işte bu fonksiyonu anlamlı kılan zamana bağlı değişimdir. ister diferansiyel ister delta diyin.

    Asıl kafa karıştırıcı olanı öne sürüp sizi felsefeyle başbaşa bırakmak istiyorum. Bir sohbette simülasyonda yaşadığımızı düşünen bir arkadaş sıfırıncı boyutun da ihtimaller olduğunu söylemişti (bkz: kuantum) 'dan yola çıkarak. Bir cismin 1.boyutta gözükmesi için 0.boyutta var olma ihtimalinin 1 olması gerekmektedir. 1.boyutta gerçekleşen "ideal şey" simülasyonda yer alabilmek için 2.boyutta bir görü oluşturur. 3.boyuta geçtiğinde ise artık simülasyonun içinde "gerçek bir şey"dir ve rastlantısal özellikleri o kadar fazladır ki insan bilinci, iki boyutlu halini duyu organlarıyla algılayamasa da zihninde görüsü oluşur, fakat tek boyutlu halini 3.boyuttaki rastlantısal özelliklerini kullanamadan bilemeyeceği için tek boyutlu herşey tanımsızdır.

    Bu neredeyse kafayı sıyırmış arkadaşın bir de soyut kavramlar için bir teorisi vardı ama unuttum ,ki zaten konumuzla alakası yok ama seni seviyorum.
    ... tuli
  7. 7.
    dünyada x1 y1 z1 de "iken" güneşte x2 y2 z2 ifadesi bir zaman tarifi değil mi zaten?
    4 ... serdarsl06
  8. 8.
    ilk enrtyimde, güneşi baz alarak bir zaman tarifi yapıldığını iddia edenler aslında zaman diye bir şey olmadığını ve zamanın bir boyut olmayıp, gene bildiğimiz 3 boyuttan faydalanılarak uydurulmuş bir insan kabulu olduğunu söylüyorlar.
    çünkü diyor ki e güneşi kullandın, zaman işte.
    e ben de onu diyorum.
    sen tutmuşun dünyanın güneş etrafındaki tekrarlarından faydalanmış, yıl, ay gün uydurmuşun. sonra da ona boyut demişin.
    bende kullandım güneşi ama zaman demedim. sadece bildiğimiz 3 boyutla zaman yerine başka bir tanım getirdim. bildiğin 3 boyuttan faydalandım. e zaman nerde. olmayan bişeyede nasıl boyut dedin.
    1 ... pilotmont 1
  9. 9.
    Yapilan son yorumlara göre sayısalcı yaklaşımdan sozelci bir yaklaşım sezdim.

    O halde zaman insanlara göre sonu belirlenmiş, belirli bir yoplulukta herkes için aynı sistemde tekrar eden hicri miladi takvim gibi bir de kişiye özel bir sonu olan yani ben ölünce benim zamanım gelmiş oluyor ve dürmüş mu oluyor, aslında böyle olduğunu söylemek zor... zaman asla kimse için durmamalı zamanı durduracak olgu kıyamettir ve bu da sonun başlangıcı olabilir, peki insanlardaki kaza kader olgusu? Bu durumda zaman kişiye özel duran bir kavram değil sadece bu dünyada o kişi bu zamana değil başka dünya ya da sistemin zamanına tabi oluyor.

    Çocukluğumuzdan bu zamana kadar her bir yaşımızda her günümüzü hatırlayabiliyor muyuz? Hayır mi... peki neden hayatımızın özetini yaparken, toplasak 30 günü bile zor hatırlıyoruz? Biz 30 gün mü yaşadık 7500 günlük hayatımda aklımda sadece 1 hafta hatırlıyorum. Ben o 7500 günde önemsiz olarak ne yaşadım da 7 Gün yerine 7500 gün hatırlamıyorum. Bu konuda soyle bir tez ortaya atabilorim, bu dünya zamanına göre yaşayıp, baska bir dünya ya da evrene göre zihnimiz olayları hatırlıyor. Rüyalarımız da en büyük örnektir aslında bu dünya zamanına göre 2 ya da 3 saniyede görüyorsunuz ve saatlerceyani gece boyu o olayı yaşamis olduğunuzu düşünüyorsunuz ve uyandıktan 5 dk sonra o 2 - 3 saniyelik rüyayı çoktan unutuyorsunuz, tıpkı 7500 günü 7 günle özetlemek gibi...

    Demek ki ve özetle zaman yaradılışınızın en başından beri 1 tik tak sesiyle kendini tekrar eden bir olguydu, bundan dolayıdır ki zamanı ve dönemlerini inceleyen tarih tekerrür eder (yani kendini tekrarlar) bizim icin sonun gelmesi bu dünya zamanından başka bir evren ve saatine gecmemizden fazlası değil zaman durmuyor hep devam ediyor taa ki kendisine yazılan son gelene kadar ve 13,7 milyar yaşındaki zamanda bulunduğumuz süre boyunca zamanın içinde neresinde ye aldığımızı hiç bilemeyecek olsak da bu dünyada zamanın içinde zamanımız yittiginde ve zaman son bulduğunda başka dünyalarda zamanın olmadığı bir sonsuzluk olacaktır.

    Yani zaman evrenimizle paralel bir olgudur ve küpün içinde akan bir küpün olması fikri zamanla uyumsuz mantıklı gelmeyebilir ama unutulmamalıdır ki insanoğlu 3. Boyutta ve ancak maksimum 3. Boyutu ve en iyi 2. Boyutu anlayabilir. Bu yüzden 4. Boyuta zihnimiz, akıl dünyamız ve yaratılış kodlamamiz izin vermiyor, bu boyutun varlığından emin olabilir ama tarifini x, y ve z ile yapabilmemiz mümkün değil.

    Bilinmeyeni tarif etmek insanın sınırlı aklıyla gerçekten zordur.
    3 ... sigaraicmeyencarsitaraftari
  10. 10.
    Atmasam olmazdı.
    zamanın dördüncü boyut olmadığının ispatı
    3 ... dandanakandadamdandamaakanadam