1. 1.
    öss'ye ilk girecek, içleri kıpır kıpır, heyecanlı gençler için bir kaynak niteliği taşımalıdır.

    -bilinmelidir ki bu sınav bir son değil, bir başlangıç olacaktır. belki üniversite hayatının, belki de tekrar hazırlanmanın..

    -ne aileyi sevindirecek kadar çok, ne de akrabaları sevindirecek kadar az puan yapmadan, ortadan hallice bir puanla idare edilmelidir. herkes mutlu olsun.*
    -açıköğretim denen şeyden korkulmamalıdır. 'açıköğretim' olduğu diplomasında belirtilmediği halen söylentiler arasında.

    -baktın ki bi bölümden 20 soru yapmışsın, gerisi gelmiyor..* panik yok! hemen olayı minik matematik hesaplarıyla şenlendiriyoruz. bilinmelidir ki; 30 soruluk bölümlerin cevap anahtarlarında tüm şıklardan altışar adet bulunmaktadır.* geri kalan sorular gayet de sayısı altıya tamamlanmayan şıklarla doldurulabilir.. hiçbirisinin tutmama ihtimali olduğu kadar, bolca tutma ihtimali de vardır.

    -sınav öncesi panik olacak illaki, şart! ama panik olundu diye de panik olmanın lüzumu yoktur.. hem bak kısa dönem de kalkıyormuş askerlikten.*
    -sınav sırasında pek akla gelmediğinden; su filan almaya gerek yoktur.

    -onlarca kalem, tonla açılmamış yeni silgiyle girecek kadar garantici olmaya da gerek yoktur.

    -hatta sınav mahalline aileyle gitmeye de hiç gerek yoktur..

    -sınav sonrası. "çok kolaydı", "2 boşum var" diyen tv böcüklerini kale almamak gerekir. hatta mümkünse tv izlenmemelidir.

    -ertesi gün gazetelerin cevap anahtarları incelenmemelidir.

    -öss günü gerek aile içinde, gerekse öss'ye girmeyen arkadaş ortamlarında aslansın sen kaplansın, iyi değerlendir.

    -*sınavdan önceki cumartesi gecesi, yatmadan önce içilen son sigara; bir ömür boyunca içilebilecek en güzel sigaralarda zirveye oynar.

    en nihayetinde maksat muhabbet işte...
    3 -3 ... uns abare uns duns des
  2. 2.
    öss'ye ilk defa gireceklere verilecek tavsiyelerdir.

    şunu aklınıza iyice kazıyın: öss'ya hazırlanma kısmı, üniversite okumaktan çok daha kolay ve eğlencelidir. " abi üniversiteye kapağı bi' atıyım gerisi kolay yeaaa " demeyin, sonra kalın yerinden tutankhamun. öyle sınava girip çıkmayla bitmeyecek canım işler. araştırma isteyecekler, sunum isteyecekler, tez isteyecekler !

    tadını çıkarın daha hazırlık aşamasındayken.
    1 ... full metal
  3. 3.
    lisede iyi bir eğitim almışsan günde 3-4 saat düzenli çalışma yeter.

    aman bu yıl çalışmam gelecek yıl hallederim deme bu yıl çalışmayan adam yatmaya alışan adam gelecek yıl da yatar.

    Sınav esnasında düşünmeye vaktin olmayacak, yorumlamaya vaktin olmayacak otomatik pilota bağlamış şekilde soruları çözeceksin o yüzden her şey öss öncesi ne kadar çok soru çözdüğüne değil ne kadar çeşit soru çözdüğüne bağlıdır.

    yani önceden gördüğün soru çeşidi sınavda çözersin göremediklerinin çoğunu ya yanlış ya da hiç çözemezsin.

    dikkatini iyi vermen gerekir sınav esnasında sonra tutup da 2 boşum var gerisi doğru dediğinde bakınca 2 yanlışın daha çıkabilir.

    ha sonuçta öss yeni bir başlangıç olsa da 3-5 puan hayatını kökünden etkilemeyecektir iTÜye gidemezsen yıldız'a gidersin, orada kendini geliştirmene bakar olay. Ama yıldıza gidemeyip Sakaryaya gidersen o olmaz işte.

    sınav günü de normal birgündür durduk yere heyecan yapma, gece de erken yatacağım diye kasma alışkanlığın nasılsa ona göre yat.

    ha benim gibi alışkanlığın gece 3te yatmak ve sabah derslere girmemekse sınavdan 1 ay önce bu alışkanlığını değiştir, össye çökmüş ve uykulu gözlerle girme yoksa gözetmen sınav kurallarını anlatırken kafanı sıraya koyup uyuklarsın.
    1 ... selim pusat
  4. 4.
    sınava sadece 5 gün kaldı. bu saatten sonra boşverin çalışmayı, zaten çalışsanız da anlamazsınız olm.
    1 -1 ... laz vegas
  5. 5.
    Sınava girmeden yarım saat, bir saat önce alın bir gazete okuyun. Özellikle Türkçe falan gibi sözel bir bölümden başlıyorsanızfarkı hissedeceksiniz.
    1 ... onceoelibiinndir
  6. 6.
    bu sınav 43 yıldır var. türkiye'de değişmesi zor olan bir sınav. başka türlüsü ile türkiye'de öğrenci alınması için türkiye'de kafaların değişmesi lazım. ne biliyim hocalar torpilden uzak durmalı. madem bu da olmayacak; kötünün iyisi bu sınav. paranız varsa çok sallamayın, gidin vakıf üniversitesinde okuyun.
    2 -1 ... fabala
  7. 7.
    bir net bile dünyanızı değiştirebilir!
    bu cümleyi tekrar tekrar okuyun.
    çok sıkıldınız, televizyonda izlemek istediğiniz güzel bir film var, üstelik kola ve cipste var anneniz yatak odasında uyuyor, eğer bu filmi keyifle izlerseniz sizden başka kimse duymayacak.
    delireceksiniz o an o film için. normalde belki o kadar önemli değildi gözünüzde fakat ders çalışma ihtimaline antitez olunca gözünüzde büyüdü.
    şunu düşünün. bugün diyelim matematik iki diye adlandırılan güzel dersin güzide konusu karmaşık sayılara başlayacaktınız.
    bugün o derse başlarsanız eğer ve konu yarılanırsa yarın başka bir konuya geçebilirsiniz, sonraki gün başka bir konuya. sonraki gün hasta olursunuz ve üç gün ders çalışamazsınız, sonraki gün okulda önemli bir sınavınız olur, sonraki gün yine başka bir konuya başlarsınız...
    eğer ders çalışmaz filmi izlersiniz.
    yarın karmaşık sayılara sonraki gün başka bir konuya başlarsınız.
    ve son gün geldiğinde bu akşam boş geçirdiğiniz 3 saatlik eksik, yüzünüze çözemediğiniz bir soru olarak vurur.
    diyelim, boğaziçi işletmeye gideceğinize boğaziçi iktisata gidersiniz.
    evet tek bir soru tek bir puan bunlara neden olabilir.
    işletmeci olucağınıza iktisatçı olursunuz.
    bu verilebilecelek en ilkel örnek.
    diğer bir dikkat edilmesi gereken konu ise, ertelemek.
    buna benim şahsi bir çözümüm var.
    excel de basit bir tablo hazırlayın her günü ve günün her saatini ayırdığınız.
    ve hafta içinde her saati hangi aktiviteyle geçirdiyseniz ona işleyin.
    eğer ders çalışmadıysanız yüzünüze daha gerçek bir şekilde vurma ihtimali yok.
    en pes ettiğiniz anlarda düşünün,
    yaşadığınız ülke türkiye,
    insanların tanıştıklarında ilk sordukları soru
    "nerelesin?"
    etiket merakı fazlasıyla olan bir ülkede yaşıyoruz.
    eğer size iyi bir etiket olucak üniversiteyi bitirirseniz bir ömür kapılar önünüzde açılacaktır.
    "ya hangi üniversiteyi bitirdiğin önemli değil önemli olan kendini geliştirmek"
    diyenler olucak.
    inanmayın demiyorum, fakat düşünün; galatasaray üniversitesi uluslar arası ilişkiler bölümü mezunuyla trakya üniversitesi uluslar arası ilişkiler mezunu aynı ölçüde bir birikimle mi çıkar üniversiteden.
    biri eğitimini fransızca alır. hocaların bir kısmı yabancıdır, istanbulda piyasanın göbeğinde iyi staj olanağı ve gerekli referansla çıkar okulundan.
    diğeri edirnede okur.
    tabi ki trakyadan çıkıp müthiş başarıları olan insanlar vardır, fakat bunlar az sayıdadır.
    üniversiteden çıktığında iyi hocalardan, iyi eğitim almış olmak, derslerini bir yabancı dilde öğrenmiş olmak, "bu odtülü ya yapar, abi adam boğaziçili"
    gibi tümceleri işitmek ve yurtdışında master yapmak istiyorsan
    bu sınava çalışacaksın arkadaşım, hem de nefese almadan "yarış atı gibi çalışacaksın"
    evet berbat bir sistem, eğitim almak için yarışmak korkunç bir şey
    fakat sistem bunu gerektiriyor. fuck the system naraların bir şeyi değiştirmiyor.
    2 ... hadibakalimkolaygelsin