1. 1.
    yavuz sultan selim, sünni inancı anadolu alevileri için bir zulüm nedeni yapan osmanlı sultanıdır. yavuz sultan selim'in sünnilik adına alevi halkı kitlesel olarak yok etmeye kalkışmasının nedeni osmanlı'nın doğu sınırlarında hızla gelişen türk safevi devleti'dir; bu devletin anadolu alevileri için osmanlı zulmüne karşı bir umut olması ve anadolu insanının osmanlı topraklarından kaçmaya başlamasıdır. bu güçlü türk devletinin gelişip kökleşmesinin, sömürü alanı olarak görüp değerlendirdikleri anadolu'nun elden çıkması demek olduğunu anlayan osmanlı, bu gelişimin "tek islam devleti" kurma çabalarını da engelleyeceğini düşünüyordu.
    sıra sıra cellatlar, sürü sürü türkmen'i doğramaya başladı. zaten fatih ta 1473 yılından itibaren (otlukbeli) bu işe başlamıştı. ardından sünnilik güç buldukça alevi düşmanlığı körüklenmeye başlandı. yavuz sultan selim, halifeliği, memlükler'den kılıç zoruyla aldıktan sonra sünnilik tutucu bir niteliğe bürünmüş ve artık toplumsal gelişmeye ayak uyduramaz hale gelmişti.
    anadolu'da türklerin anlayamadığı arap ve acem dili yaygınlaşmaya başlamıştı. işte anadolu'da yaygın olan alevilik, sünniliği bir baskı aracına dönüştürmüş olan padişahların kabul edemeyeceği bir düşünceydi. aleviler aynı zamanda doğu sınırındaki türk devletini destekliyorlardı ki; osmanlı devleti bu nedenlerden ötürü anadolu alevilerine baskı uyguluyordu.
    yavuz sultan selim, şah ismail üzerine sefere çıkarken; ordunun arkasında kendisine karşı çıkabilecek bir güç olsun istemiyordu. savaş başladığında alevilerin şah ismail'den yana tavır alma olasılığı da oldukça yüksekti. ve yavuz sultan selam 40 bin aleviyi kılıçtan geçirdi. kendini haklı çıkarmak için alevilerin kadınları ortaklaşa kullandıkları, kuran'ı, camileri yaktıkları şeklinde iddialarda bulundu ve bunun üzerine fetvalar yazdı. yavuz sultan selim'in alevi kırımı yapabilmek için yazdırdığı fetvalardan birisi müftü hamza'ya ait olanıdır; "ey müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki, reisler; erdebil oğlu ismail olan kızılbaş topluluğu, peygamberimizin şeriatını, sünnetini, islam dinini, iyiyi ve doğruyu açıklayan kuran'ı küçük gördüler. (...) onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden veya yardımcı olanlar da kafir ve dinsizdirler. bu gibi kimselerin topluluğunu dağıtmak bütün müslümanların görevidir. bu arada müslümanlar'dan ölen kutsal şehitlerin yeri yüce cennettir. o kafirlerden ölen ise, hakir olup cehennemin dibinde yer tutacaklardır. (...) bu türlü topluluk hem kafir ve imansız hem de kötülük yapan kimselerdir. bu iki sebepten onların öldürülmesi vaciptir."

    dönemin büyük fıkıh ve hadis bilgini olarak tanınan müftü hamza 1521 yılında ölmüştür. tarihte yalnız böyle yüz karası bir fetvayla değil, rüşvet almak gibi bir suçla da anılır. kuran üzerine yemin etmesine rağmen 50 bin akçe karşılığında semendire valisi yusuf bali'nin yolsuzluklarını ve haksızlıklarını kapatır. müftü hamza'nın rüşvet aldığını öğrenen yavuz sultan selim onu sıkıştırıp canının bağışlanması karşılığında bu fetvayı verdirir. osmanlı, iktidarı için her şeyi kullanmıştır, kullanmaya çalışmıştır.
    alevi kırımına izin veren bir diğer fetva da şeyhülislam ibni kemal tarafından kaleme alınmıştır. "...kızılbaş topluluğu şeri yasalar gereği öldürülmeleri helaldir. islam askerlerinden onları öldürenler gazi, ellerinde ölenler ise şehittirler."
    halkı birbirine düşman etme kırdırma osmanlı'dan bugüne devredilmiş bir devlet geleneğidir. 24 aralık 1978'de "müslüman türkiye", "kanımız aksa da zafer islamın" haykırışlarıyla maraş'ta alevi halkı katledilir. "allah allah" diyerek "komünistlerin büyüğü, küçüğü demeyip kafasını ezin" diye bağıranların sloganlarıyla, alevilere yönelik osmanlı dönemindeki fetvaların benzerliği çarpıcıdır. 1514 yılında 40 bin kişiyi kılıçtan geçiren gelenek, 1978'de maraş'ta ihtiyar, çocuk, kadın ayrımı yapmaksızın halkı katleder. yakılıp yıkılan evler, çivilenen, gözleri tornavidalarla oyulan, bıçaklarla, baltalarla, satırlarla parçalanan insanlar... tecavüz edilen kadınlar, karnında bebeleriyle şişlenen hamile gelinler... maraş'ta tablo budur.

    bu vahşet tablosu osmanlı'da bir başka dönem uygulanan kırımla da benzerlik taşır. osmanlı 1875-1876 bulgar ayaklanmalarını bastırmada çerkesler ve başıbozuk birliklerini kullanır. dönemin tanıklarından biri o günleri şöyle anlatır: "kadınlar ve kız çocukları saçlarından tutuldular, bir darbeyle diz çökertildiler, boyunlarından kesildiler. çocuklar süngülere geçirildiler, hamile kadınların karınları deşildi. bir çoğu sırayla soyuldular ve bir odun parçasının üzerinde hayvan sürüleri gibi büyük bir serinkanlılıkla kesildiler..."
    yine meclisi meb'usan tutanaklarında o günlere ilişkin şöyle anlatımlar yer alır: "1877-1878 osmanlı-rus savaşı sırasında gayri-resmi olarak teşkil edilen ve çerkeslerin ağırlıkla olduğu osmanlı birliklerinin yolları üstünde rastladıkları hıristiyan köylerini yağmalayıp, insanları kılıçtan geçirdikleri yüzlerce, hatta binlerce çocuğu köle olarak yanlarına aldıkları, çocuk ve eşyaların bir bölümün sattıkları...."

    yavuz sultan selim'le birlikte din, imparatorluğun üst yapı kurumlarından en kapsamlısı olarak güçlü bir varlık kazanmıştır. artık iktidarı tehdit eden her şey "din zararına" ilan edilecek, her düşünce, eylem "din sapkınlığı" olarak anılacaktır. ve fetvalar, fermanlar, bu yollu açıklamalarla muhalefetin ezilmesinde önemli role sahip olacaktır... yani her türlü katliam, vahşet böylece meşrulaştırılacaktır. o günün toplumsal gerçekliği anadolu halk şiirlerine ve türkülerine de yansır.

    bu yıl dağların karı erimez
    eser bad-ı saba yel bozuk bozuk
    türkmen kalkıp yaylasına yürümez
    yıkılmış aşiret il bozuk bozuk
    pir sultanım yaratıldım kul diye
    zalim paşa elinden mi öl diye
    dostum beni ısmarlamış gel diye
    gideceğim amma yol bozuk bozuk
    (pir sultan abdal)

    yavuz sultan selim döneminde kürt toprakları üzerinde osmanlı devletiyle şah ismail arasında çıkan savaşta her iki kesim de kürt aşiretlerini kendinden yana kazanmak (yani kullanmak) uğraşındadırlar. bu uğraşta başarıya ulaşan yavuz sultan selim, sah ismail'in yenilgiye uğratılmasından (çaldıran 1514) sonra kürt aşiretleriyle bir anlaşma yapar. bu anlaşmaya göre kürt aşiretleri özerkliğini koruyacak, yönetim belli kişi ve ailelerde olacak, padişah fermanına bu konuda bağlı kalınacak, savaşlarda kürtler osmanlı devletine yardım edecekler, osmanlı da, kürtler'i bütün dış saldırılardan koruyacaktır. bu anlaşma ile doğu'daki osmanlı egemenliği perçinlenir. kürt halkının tarihinde "ilk cahş" olarak anılan idris-i bitlisi işbirlikçiliğinin karşılığını alır. çaldıran seferine çıkarken 40 bin aleviyi katletmesi nedeniyle -bunların arasında çok sayıda kürt alevisi de vardır- "yavuz" namını alan sultan selim'in sevgi ve güvenini kazanır. bu aynı zamanda kürt önderliklerin iktidar için kendilerini kullandırdıkları ilk örnektir. ve tarih sahnesinde birbirini takip eden onlarca örnek yaşanacak, kürt halkı bu önderlikler nezdinde inançları, duyguları sömürülerek kullanılacaktır.

    not:bu görüşe katılmayan bazı akademisyenler bu sayının gerçeklikten uzak olduğuna inanır. tarihçi mustafa akdağ, " yavuz sultan selim'in o zaman, kızılbaş mezhepli 40.000 kişi öldürttüğü hakkında tarihlere geçmiş bir rivayet vardır… ancak, biz bunu pek şişirilmiş bir sayı bulmaktayız. çünkü, bu padişah devrine ait pek çok mahkeme defterleri hâlâ elimizdedir. bunlar üzerinde yaptığımız araştırmalarda, bu çapta kitle idamlarına rastlayamadık. eğer öyle kanlı bir olay geçseydi, bu defterlerde yer alması zorunlu idi." diyerek bu iddiaların gerçekçi olmadığını ifade etmektedir.

    sayıyı abartılı bulan bir diğer tarihçi robert mantran ise şöyle ifade ediyor, "göründüğü kadarıyla, bu "büyücü avı", özellikle olaylara bulaşan tımar sahiplerini yerlerinden atmak ve bilinen elebaşıları öldürmekten ibaret kaldı. 1513 ya da 1514'te olan 40.000 sapkının kırılması efsanesinin destekleyen hiçbir kanıt yok elimizde; sayılar karşısında doğulu baş dönmesiyle alabildiğine damgalı görünüyor bu."

    el hasıl , alevilerin öldürüldüğü kanısına ise, yavuz sultan selim'in şeyhülislamı olan müftü el hamza'nın 1512 tarihli kızılbaşlarla ilgili bir fetvasının olduğunu hatırlatmakta ve bu fetvanın katliamların izni olduğuna inanmaktayız.

    bu fetvada, kızılbaşlar kâfir ve dinsiz olarak tanımlanmış, onları öldürmenin vacip ve farz olduğu söylenmiştir.

    burdan sentez olarak yapabileceğimiz analiz , yavuz sultan selim in alevilere yönelik bir katliam yaptığı nitekim bu katliamda ölenlerin sayısının tam olarak tespit edilememesi ve yahut hiç bir resmi kaynakta kanıt bulunamadığı için tam olarak bilinmemesidir.
    9 -9 ... kiss to my
  2. 2.
    yalan yanlış, iftiradır.
    katledilenler aleviler değil safevi ve şah ismail propagandası yapan, bismilşah diyen iranlı misyonerlerdir.
    8 -7 ... cunku essegin nickinden dolayi
  3. 3.
    kelimesi kelimesine doğru olmakla birlikte;

    osmanlı devleti'nin en önemli askeri gücünü oluşturan ve nüvesi alevi-bektaşi öğretisine dayalı 'yeniçeri ocağı'na bağlı askerlerin ileriki dönemlerde görülecek ayaklanmalarının en önemli sebeplerinden ikisini; bu katliamlar ve yavuz sultan selim tarafından alevi katliamına sebep oluşturmak için şeyhülislam müftü el hamza'ya 1512 yılında buyrukla yazdırdığı şu tarihi fetva oluşturur;

    " ey müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki, reisleri erdebil oğlu ismail* olan kızılbaş topluluğu, peygamberimizin şeriatını, sünnetini, islam dinini, iyiyi ve doğruyu açıklayan kuran'ı küçük gördüler. /.../ onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden veya yardımcı olanlar da kafir ve dinsizdirler. bu gibi kimselerin topluluğunu dağıtmak bütün müslümanların görevidir. bu arada müslümanlar'dan ölen kutsal şehitlerin yeri yüce cennettir. o kafirlerden ölen ise, hakir olup cehennemin dibinde yer tutacaklardır. /.../ bu türlü topluluklar hem kafir ve imansız hem de kötülük yapan kimselerdir. bu iki sebepten onların öldürülmesi vaciptir. "

    tarihte bu hususta ikinci fetva ise yine 'yavuz dönemi'nde bu kez 'şeyhülislam ibn'i kemal'(1525-1533) tarafından kaleme alınandır.

    bu fetva ise kısa ve özdür;

    "...kızılbaş topluluğunun, şer'i yasalar gereği öldürülmeleri helaldir. islam askerlerinden onları öldürenler gazi, ellerinde ölenler ise şehittirler."
    1 -3 ... liberalisticcommunist
  4. 4.
    kürttür o kürtlerdir.

    http://www.dailymotion.co...cylymy_music#.UL-Mq6y7GDQ
    1 -4 ... siyanurluton
  5. 5.
    (bkz: atatürk ün şapka giymeyenleri katletmesi)
    2 -2 ... bakmadangormeyen
  6. 6.
    kızıl başlardır. bizim bildiğimiz aleviler değildir. o devirde osmalıya saldırmayı , yok etmeyi düşünecek kadar ileriye giden bir ismail şah vardır gerçi oğluda aynıdı.

    en sonda chp nin dersim katliamı vardır.
    4 -1 ... iskorpit
  7. 7.
    oğlu da babasının izinden gitmiştir.
    (bkz: kızılbaş/@protest sanayici)
    (bkz: kanuni nin 38 kürt beyi için yazdırdığı ferman/#17758624)
    1 -3 ... protest sanayici
  8. 8.
    yüzlerce yıl sonra,

    "açılın kapılar şaha gidelim" diyen pir sultan abdal'ı kendinden görmeyen, buna mukabil, sivas'ta ozan yakanlara, kahramanmaraş'ta dükkan kundaklayanlara seyirci kalan kör bir zihniyetin varlığını sürdürdüğünü kanıtlamıştır.
    1 -1 ... liberalisticcommunist
  9. 9.
    Bunun sonucunda alevi halk dağlık bölgelerde, kayalıklar arasında çukur olan kolay bulunamayan yerlerde saklanarak yaşamışlardır.
    1 ... hesaba yazan yazar
  10. 10.
    Bir iddiaya göre Yavuz Sultan Selim'in talimatıyla Anadolu'da 40.000 alevi öldürülmüştür.

    Alevilerin öldürüldüğü görüşünü destekleyen akademisyenler Yavuz Sultan Selim'in şeyhülislamı olan Müftü El Hamza'nın 1512 tarihli Kızılbaşlarla ilgili bir fetvasını göstermekte ve bu fetvanın katliamların izni olduğuna inanmaktadır. Bu fetvada, kızılbaşlar kâfir ve dinsiz olarak tanımlanmış, onları öldürmenin vacip ve farz olduğu söylenmiştir.

    Bazı akademisyenler ise bu iddianın gerçeklikten uzak olduğuna inanır. Tarihçi Mustafa Akdağ, "Yavuz Sultan Selim'in o zaman, Kızılbaş mezhepli 40.000 kişi öldürttüğü hakkında tarihlere geçmiş bir rivayet vardır… Ancak, biz bunu pek şişirilmiş bir sayı bulmaktayız. Çünkü, bu Padişah devrine ait pek çok mahkeme defterleri hâlâ elimizdedir. Bunlar üzerinde yaptığımız araştırmalarda, bu çapta kitle idamlarına rastlayamadık. Eğer öyle kanlı bir olay geçseydi, bu defterlerde yer alması zorunlu idi." diyerek bu iddiaların gerçekçi olmadığını ifade etmektedir.

    Sayıyı abartılı bulan bir diğer tarihçi Robert Mantran ise şöyle ifade ediyor, "Göründüğü kadarıyla, bu "büyücü avı", özellikle olaylara bulaşan tımar sahiplerini yerlerinden atmak ve bilinen elebaşıları öldürmekten ibaret kaldı. 1513 ya da 1514'te olan 40.000 alevinin öldürülmesi efsanesinin destekleyen hiçbir kanıt yok elimizde; sayılar karşısında doğulu baş dönmesiyle alabildiğine damgalı görünüyor bu."
    kaynak: vikipedi
    ... mahkemeduvari