1. 1.
    huysuz ve tatlı kadın'ın tek celsede boşandığı adam. üşengeçliğinin üzerine bir de yalnızlık eklediği zamanlarda kendi kendini yiyip bitirebilir.

    ***

    hazır evde kimse yokken müziğin sesini biraz açıp bilgisayar başında keyif çatmak istemiştim. mutfağa gidip ekmek arası peynir ve sade soda aldım, ekmeği yiyip üzerine sodayı içerek hem açlığı hem susuzluğu bastıracak, uykum gelene kadar bilgisayar başında kalacak ve sonrada mışıl mışıl uyuyarak ertesi sabah tekrar işe gidecektim. koltuğa manda boku gibi yayıldım, ekmeği yaladım yuttum sıra sodaya geldi, bu zamana kadar herşey mükemmeldi, sanki bağ evinde sevgiliyle başbaşa geçirilen bir gece, şömine başında şampanya içecekmişcesine huzur dolu bir geceydi.

    önce masanın bana göre sol tarafına baktım açacağımı bulmak için, cd'ler, not kağıtları, saatim, telefonum falan filan ordaydı ama açacağım yoktu, hiç paniklemeden masanın sağ tarafını aramaya başladım, orada da çocukluk fotoğrafım, cd kutum, uykusuz ve dünden kalan şişelerim vardı ama açacağım yoktu ve artık ufak ufak panikleme zamanı gelmişti.
    son bir sakinlikle bu sefer eşyaları yerinden kaldırarak aradım hiç değilse bir çakmak bulsam yeterdi.

    işte şimdi panik yapma zamanı gelmişti. bu sodayı açamadığım her saniye sodam daha da ısınıyor, içilmez bir hale geliyordu. mutfağa gitmekse anayasanın değişmesi teklif bile edilemez maddesi gibi teklif edilemeyecek bir durumdu. şimdi mutfağa gitmek koltuktan koca bir manda bokunu ellerimle temizlemek demekti, zahmetliydi ve yorucuydu. o yüzden bir an evvel bu sodayı açıp bütün sıkıntılarımdan kurtulmam gerekiyordu. ama panikledikçe anladım ki hava çok sıcaktı ve o an çalan şarkı (damageplan - fuck you) hazdan çok baskı ve zorlama oluşturuyordu. alnımdan düşen ter damlasıyla eş zamanlı olarak koltuğun üstüne rastgele attığım pantolonumun kemerinin de sırtıma battığını farkettim.

    küçücük bir açacak beni onlarca dertten kurtarabilir, kemerimin batmamasını, havanın ılımasını, müziğin hoş gelmesini saglayabilirdi ama ne yazık ki ortalıkta yoktu. hatta bu sodayı açabilmem için masamın üzerinde sert hiçbir şey yoktu. arkadaşımın bluetooth'unu buldum ama onunda kırılıp elimde kalmasından korktum. bilgisayar kasasının kenarına tutturup "güm" diye vurdum!! aman allahım keşke yapmasaydım, yerde sakin sakin yatan köpeğim de korktu ve havlamaya başladı. şimdi bu kadar derdin arasında onun sesi hiç çekilir miydi? daha da kötüsü sodam hala açılmamıştı.

    hayat ne kadar boktu bu gece ögrenmiştim. küçücük bir açacak beni mutlu edecekti ama ortada yoktu, peki ben sadece bir açacak isteyip de elde edemediysem hangi isteğim yerine gelecekti bu hayatta? nasıl mutlu olacaktım? bütün bu saçma sorularla yedim gecemi.

    bunu bana yapmayacaktın açacak, bakkalın önünden geçerken beni cezbetmeyecektin sade soda ve bu kadar üşengeç olmayacaktın sayın kendim. kalkıp o sodanı mutfakta açacaktın. neyse sağlık olsun, bir dahakine twist off kapaklı bir içecek tercih etmeliyim, schweppes ya da bira olmalı...

    bira? bibibibi bira? (fred'in bahis takıntısını yaşıyorum olm)
    3 ... vurursa gol olur