1. 1.
    ilginç saptamalarla örülü kısa yazılar yazmaya özen gösteren yazar.
    #203944 :)
  2. 2.
    uslubu güzel fikirleri beş para etmez yazar.
    #203950 :)
  3. 3.
    star gazetesi gen. yay. yönetmenliği, atv haber gen. yay. yönetmenliği vs gibi medya birçok önemli kuruluşta görev almış, haber algılayısı ve işleyişi acısından türkiye'deki en önemli isimlerden biri. su sıralar sabah gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
    #257465 :)
  4. 4.
    22.06.2006 tarihinde sabah gazetesi'nde yazdığı yazıyla beni kopartan kişi.

    piton kayıp.
    herkes şaşkın.
    deniyor ki, "4 metrelik piton nereye gider?"

    güzel kardeşim...
    adam 4 kilometrelik fiberoptik kabloyu çalıyor güpegündüz... 4 metrelik
    pitonu beline sarar, gene götürür.

    siz bakın, fili götürmesinler.

    ilginç bir ülke burası çünkü.
    çevre bakanı'na soruyorlar mesela...
    "efendim, piton nerede?"
    bakan cevaplıyor:
    "bugünlerde kimseye şiş kebap yemesini tavsiye etmem."

    "hayvan" denince en yetkili makamın bile ilk aklına gelen bu:
    mangal.

    bakan haksız değil aslında...
    hiç unutmam, izmir'de şehrin göbeğindeki havuza güzellik olsun diye ördek
    bırakmışlardı.
    ertesi sabah yok.
    bir daha bıraktılar.
    ertesi sabah yine yok.
    bir daha bırakmadılar.
    çünkü izmir'de nüfus 3 milyon...
    başa çıkman mümkün değil.

    yemeyen de var tabii...
    bolu'da yol kenarında bir ayı bulunmuştu birkaç yıl önce.
    ayı çıplak.
    postu yok.
    sonra anlaşıldı ki, yola çıkan ayıya otomobil ile çarpmışlar... bakmışlar
    ki, ayı ölmüş. postunu yüzüp, satmaya kalkmışlar.

    meraklıyız da aynı zamanda...
    darıca'ya timsah getirmişlerdi, millet görsün diye... öööyle duruyor,
    hareketsiz...
    kafasına kaya attılar, yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için...
    hayvancağız debelendi ama, çok geç... ruhunu teslim etti.

    var bir sorunumuz hayvanlarla...
    "aman kesme" diyorsun, kesiyorlar.
    "mutlaka kes" diyorsun, kesmiyorlar.
    hatırlayın, kuşlar grip oldu...
    " kes" dediler. millet kamyonlara yükleyip, dağlara kaçırdı tavukları.
    kimisi de yaktı diri diri.
    illa kesmeyecek.

    hırçın boğaya ateş eden kasap da var, uysal beygire tecavüz eden mühendis
    de...

    kanunlarımız desen, ayrı alem.
    beygir "cilveli" bulundu ki, hafifletici sebepten, 240 lira cezayla yırttı
    mühendis...
    şimdi, o beygirin, töre cinayetine kurban gitmesini bekliyoruz.

    dana ferhat'ımız vardı bir ara...
    murat 124'ün arka koltuğuna oturtmuştu sahibi. dünyaya haber olmuştuk.
    balina aydın'ımız da çok meşhurdu.
    bugünlerde piglet'imiz meşhur...
    hani şu, haram diye, çizgi filmden makaslayarak çıkarmaya çalıştığımız
    domuz.
    bir defa da, sütaş'ın ineğiyle dünyaya haber olmuştuk. santrfor inek...
    voleyle gol atarken memeleri görünüyor diye rtük'e şikayet etmişlerdi,
    hayali ineği.

    nedendir bilinmez ama, var bir gıcığımız hayvanlara...
    bakın o kadar hazinemiz var.
    ilk neyi çaldılar?
    denizatını.

    ilginç bir ülke burası çünkü...
    insan olarak yaşamak zor da, hayvan olarak yaşamak daha zor.

    http://www.sabah.com.tr/2006/06/22/ozdil.html
    #368887 :)
  5. 5.
    sabah gazetesinde 3. sayfadan tetikçilik yapan ota boka laf karıştıran söylediklerinin ne demek olduğunu kendi bile bilmeyen boş yazan boş atan insan. yazar olmuş bi de.
    #368900 :)
  6. 6.
    yazılarına sarf edilen mürekkebe acıdığım yazar,israf yahu..
    #372095 :)
  7. 7.
    kendisinden zerre hazzetmememe rağmen şimdiye kadar futbolla ilgili okuduğum en güzel köşe yazılarından birini yazan şahıs.

    http://www.sabah.com.tr/2...04/22/yaz1365-40-129.html (bkz: ayakta alkışlamak)
    #372109 :)
  8. 8.
    devamlı bir sabah okuru olarak yazılarını çok büyük beğeniyle takip ettiğim yazar... üçüncü sayfanın okunmaya değer kişiliği... birçokları gazete yöneticilerine, siyasilere, vırığa cırığa yalakalık yapmak adına döktürürken o sadece olanı olduğu gibi yazar. ve doğaldır ki rahatsız eder insanları gerek üslubu gerek fikirleri bakımından... oysa bilinmezki bu adam gibi yazarlar arttıkça, kafa tutan, sorgulayan, haykıran, korkmayan, gerçekleri yazan bir bab-ı ali ye sahip olacağız...
    #372189 :)
  9. 9.
    yazılarını sekteye uğratmadan okuduğum 3-5 yazardan biri. her yazısında düzeni eleştiriyor. ama bi gün de demiyor ki "şunlar şunlar şu yüzden yanlış, şunun şöyle yapılması lazım falan filan". yani yapıcı tek bi eleştirisini göremedim şimdiye kadar. köşe yazarlığı böyle olmamalı.
    #402048 :)
  10. 10.
    05.07.2006'da sabah gazetesi'nde ki yazısıyla yine güzel bir örnekle mizahi dokundurma yapan yazar.

    Az bile, az...

    Dünyanın en pahalı benzinine yine zam yapıldı.
    Bu hafta 2'nci.
    Bu yıl 18'inci.

    Lafım, "oha artık" diyenlere değil...
    Hâlâ "ne yapsın hükümet" diyenlere.

    Memleketin birinde geçiyor hadise.
    Demiş ki Sultan...
    "Vergi lazım... Sokağa adam salın, gelen geçenden para alsın."
    Salmışlar adamı...
    Gelen geçenden para alıyor.
    Bakmış ki Sultan, çıt çıkmıyor...
    "ikiye katlayın" demiş...
    "iki katı alın."
    Millet kuzu...
    Ödemişler iki katını.
    "Dörde katlayın" demiş.
    Ödüyorlar...
    Sultan bile sinirlenmiş bu duruma.
    "Sopalı adamlar koyun, hem sekiz katı para alsınlar, hem dövsünler..."
    Uygulama başlamış hemen.
    Hem alıyorlar parayı...
    Hem veriyorlar sopayı...
    Allah yarattı demiyorlar.
    Gık çıkmıyor.
    Hem sekiz katı parayı ödüyorlar...
    Hem yiyorlar sopayı afiyetle.
    Sultan delirecek...
    "Vergiyi yirmi katına çıkarın, sopaları kalınlaştırın, bir tane de zenci koyun... Gelen geçeni becersin..."
    Ertesi sabah.
    Tık yok.
    Millet yirmi katı parayı veriyor, kafasına yiyor odunu...
    Zenci de tek tek beceriyor.
    Ne itiraz var, ne isyan.
    Sultan dayanamamış, toplamış ahaliyi...
    "Benim bile kanıma dokundu" demiş, "fahiş vergi alıyorum, dövdürüyorum... Yetmiyor, becertiyorum, kılınız kıpırdamıyor... Yok mu itirazı olan?"
    Kalabalığın en arkalarından cılız biri utana sıkıla elini kaldırmış.
    "Sultanım" demiş...
    "Mümkünse zenci sayısını ikiye çıkarın... Arkadaş tek tek uğraşırken kuyruk oluyor da."

    http://www.sabah.com.tr/2...07/05/yaz1365-40-104.html
    #406069 :)
  11. 11.
    bugünkü * yazısı ile yine döktürmüş olan şahsiyet. helal olsun, aklın yolu bir ne de olsa.


    -------------------spoiler-----------------

    Ya sabır...

    Türk askeri, "saldırılardan korumak için" Lübnan'a gitsin mi?
    Tartışılan soru bu.

    En sonda söyleyeceğimi, en başta söyleyeyim...
    O Lübnan, bana mı sormuştu, Bekaa Vadisi'nde PKK'yı saklarken?
    Neredeydi şu meşhur Mahsun Korkmaz Akademisi... Var mı hatırlayan?

    Ne çabuk unutuyor Türkiye...
    Hiç mi hafızası yok bu milletin?

    Madem göğsümüzü siper edecek kadar çok seviyoruz Lübnan'ı... O zaman neden Lübnan'ın hamisi Suriye'ye savaş açmaya kalktık kardeşim?
    Neden?

    Evet, çocukların öldürülmesi vahşettir.
    insanlık suçudur. Ama...
    Bekaa Vadisi'nden gelen PKK'lılar, köylerimizi basıp, bizim bebelerimizi öldürürken, vicdanı neredeydi Lübnan'ın?

    Din kardeşiysek eğer...
    Müslüman Suriye, Müslüman Lübnan... Neden "sünnetsiz" teröristlerin Müslüman Türkleri katletmesine göz yumuyordu?

    Bakın önceki gün, Roma'da Lübnan için bir toplantı yapıldı...
    15 ülke katıldı.
    Abdullah Gül de oradaydı.
    Toplantı sonundaki açıklamayı italya Dışişleri Bakanı D'Alema yaptı.
    Dedi ki:
    "Sivillerin öldürülmesi kabul edilemez."

    Abdullah Gül, tebrik etti D'Alema'yı.
    Türkiye'ye falan davet etti.

    Peki kim bu D'Alema?

    Abdullah Öcalan, Roma'nın Cehennem Mahallesi'ndeki villasında saklanırken, kimdi italya'nın Başbakanı?
    Kim veriyordu Öcalan'ın yiyecek içecek parasını, telefon masrafını, avukatlık ücretini, kirasını?
    Kimdi o zamanlar, hiç utanmadan, "Öcalan terörist değildir" diyen?
    Kimdi, "Türkiye'de insan hakları yok...
    Öcalan'ı Türkiye'ye iade etmem" diyen?
    Kimdi, Türk milletini sokağa döküp, italyan mallarını boykot ettiren?

    Bu D'Alema.
    işte o D'Alema.

    Bugün çıkmış ne diyor dallama?
    "Sivillerin öldürülmesi kabul edilemez."

    Allahım ne çabuk unutuyor Türkiye...
    Hiç mi hafızası yok bu milletin?

    -------------spoiler-------------------

    kaynak : http://sabah.com.tr/ozdil.html
    #470078 :)
  12. 12.
    Sırf yazılarını okumak için Sabah gazetesi aldığım,ender bulunan türde yazan,korkusuz yazar.Tarzı iyi,seçtiği konular iyi,dokundurmaları ayarları iyi.Köşe yazarları arasında tek geçerim.Hiç sektirmeden okuyorum.
    #569939 :)
  13. 13.
    son yazısıyla gene ortalığı yakmış kavurmuş olan yazar.

    Herkül...

    Bizim iki tane yangın söndürme uçağımız var.
    C-130 Hercules...
    Hava Kuvvetleri'ne bağlı.
    Aslında nakliye uçağıydı bunlar.
    Eşşek yükü parayla aldık...
    Sonra 1 milyon dolar daha harcayarak, yangın söndürme uçağı haline dönüştürdük.

    Şimdi bir soru...
    Bunlar şu anda nerede?
    a) Bodrum'u söndürüyorlar.,
    b) Kuşadası'nı söndürüyorlar.
    c) Manavgat'ı söndürüyorlar.
    d) Didim'i söndürüyorlar.
    e) Hiçbiri.

    Hiçbiri...

    Çünkü, bu uçaklarımız şu anda Kayseri'de...
    Kayseri'de mi?
    Kayseri'de...
    Hem de hangarda...

    Ormanlarımız cayır cayır yanıyor.
    Her yıl olduğu gibi, bu yıl da, Antalya'da "yangın nöbeti"nde olması gereken Herküllerimiz, bakım onarım için Kayseri'de "asker bavulu gibi" yatıyor.

    Peki niye yatıyor?
    Gürcistan'da orman yangını mı çıkmış, ne... Oraya göndermişiz... Gürcülerin ormanlarını kurtarırken arızalanmış sanırım, bizim uçaklar...
    O yüzden yatıyor.

    Belli ki hesap soran yok.
    Ama biz yine de hesap yapalım.

    Bir Herkül, 12 ton su taşıyor.
    Aslında söndürücü kimyasal da taşıyorlar ama, biz su üzerinden hesap yapalım...
    Bir Herkül, 12 ton su taşıyor.
    Bir helikopter, 3 ton su taşıyor.
    Yani bir Herkül olmadığı için "fazladan" dört helikoptere ihtiyaç var.
    iki Herkül olmadığı için "fazladan" sekiz helikoptere...

    Üstelik, Herküller bizim.
    Helikopterler kiralık.
    Yani, bizim Herküller "yaz ortasında bozuk" olduğu için, ağaçlarımızın "fazladan" yandığı yetmezmiş gibi, "fazladan" kiralanan helikopterlere de, "fazladan" para ödemek zorunda kaldık.

    Vergi ödeyen bir vatandaş olarak, emir komuta zincirinde yeralan ve bu hadiseye emeği geçen bütün arkadaşları kutluyorum.
    #572147 :)
  14. 14.
    bugünkü * yazısıyla yine koca bir sukelayı hak etmiş yazar. buyrunuz okuyunuz.

    ---------------spoiler-------------------

    Büyüdük...

    Bir bilmecem var çocuklar...

    "Çocuklar" diyorum... Çünkü cevaplayabilmek için ekonomi profesörü olmaya gerek yok. 7 yaşında olmak yeter.

    Adam tanesi 2 liradan yumurta alıyor.
    Boyuyor, süslüyor, paketliyor...
    Tanesi 1 liradan satıyor.
    Kısa süre sonra "milyoner" oluyor.
    Nasıl oluyor da, oluyor?
    Cevap:
    O adam eskiden "milyarder" miş.

    Cari açık budur.

    Ve bu yüzden, "aldığı sattığından fazla" olduğu halde "ekonomim büyüdü" diye övünene, "aferin" demezler, "yeteneksiz yumurtacı" derler.

    ihracat 80.
    ithalat 130.
    Bunun neresi büyüme?
    Büyümeyse bu...
    O zaman 100 milyar dolarlık sat, 330 milyar dolarlık al, daha da büyü.

    Diyeceksiniz ki, "madem öyle, neden batmıyor bu yumurtacı?"
    Batmaz...
    Çünkü parayı o ödemiyor.
    Biz ödüyoruz.
    Batan da biziz.
    O yüzden asgari ücret böyle... O yüzden memura zam yok... O yüzden işçi yoksul... O yüzden emekli muhtaç... O yüzden, ciro yapacak yer kalmadığı için çeklerin arkasına sayfa yapıştırıyor esnaf.

    Bakın tek bir örnek vereyim size...
    Çin'e 500 milyon dolarlık satıyoruz.
    Çin'den 7.5 milyar dolarlık alıyoruz.
    15 katı.
    Üstelik...
    Çin'den 3 liraya alıyor ayakkabıyı, içerde 30 liraya satıyor uyanık... Yani, bir Çin malının "yerli üreticiye yaptığı tahribat" ithalat rakamının en az 10 katı.
    O yüzden, imalatçı şakır şakır kepenk kapatıyor bu ülkede.

    ithalatın hepsi tüketim için mi?
    Hayır.
    Çoğu, üretim için... Ara mal.
    Ve o, daha kötü.
    Çünkü ithalat yapmazsa...
    ihracat zaten yapamaz.
    O kadar bağladılar göbeğimizi dışarıya.

    Peki, nereden geliyor bu değirmenin suyu?
    Gider, gelirden fazla olduğuna göre...
    Nereden geliyor?
    Şuradan geliyor...
    90'dan beri 1 trilyon dolar faiz ödedik, değişik partilere mensup yumurtacıların "açığını" kapatabilmek için.
    Bu yıl ödeyeceğimiz faiz ne?
    31 milyar dolar.
    O yüzden yalaka gazeteciler "büyüdük" diye havayi fişekler patlatırken, iki yakamız bir araya gelmiyor.

    O yüzden, 4 yıl önce dünyaya gelen bebeğin 4.115 lira "kişi başına düşen borcu" varken... Bugün, 6.152 lira "kişi başına borcu" var.
    Yüzde 50 kardeşim...
    Yüzde 50 artmış.
    O yüzden.

    Ve son soru...
    Madem büyüdük.
    Neden istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, 600 bin aileye 25'er liralık alışveriş çeki veriyor?
    600 bin aile, en az 3 milyon nüfus eder.
    istanbul'un 3'te 1'i...
    Neden arkadaş, bu kadar büyüdüysek, dile kolay, 12 yıldır yönettikleri istanbul'un 3'te 1'i 25 liraya muhtaç?
    Neden?

    ---------------------spoiler-------------------------
    #630783 :)
  15. 15.
    Sabahtaki yazılarını beğendiğim ve takip ettiğim ama aynı objektifliği atv * haberde göstermediği için ayıpladığım yazar.
    #643438 :)
  16. 16.
    16 eylül 2006'da sabah gazetesinde ki yazısıyla yine beni benden etmiş yazar.

    Plüton...

    Yolunuz Dalaman'a düşerse, Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğü'ne bir uğrayın
    lütfen...
    Orada bir bina var.
    Gar binası.
    Pencereleri gişe...
    Ama tren mren yok.
    En yakın tren yolu, kilometrelerce uzakta.

    Çünkü, Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa, ava çok meraklıymış... Dalaman, o
    zamanlar ideal av yeri... Tapusu da, o zamanlar Paşa'nın.
    iki tane bina ısmarlamış 1903 yılında...
    Demiş ki, "Dalaman'a Av Köşkü yapın, iskenderiye'ye de Gar Binası..."
    Yapmış arkadaşlar.
    Ama planları karıştırarak...
    Gar'ı Dalaman'a.
    Av Köşkü'nü iskenderiye'ye dikmişler.
    Tren yoluna Köşk'ü oturtmuşlar...
    Geyiklerin arasına Gar'ı.

    Gülüyorsunuz ama... Bu işi yapan arkadaşların torunları, yıllardır
    istanbul'da faaliyette.

    Olimpiyat yok, stadı var.
    Stad var, yolu yok.

    Üstelik, belki de işin en matrak tarafı...
    Stadın bulunduğu kuş uçmaz kervan geçmez, mezraya benzeyen yerin adı,
    Altınşehir.

    Ve, diyor ki Başkan...
    "42 ay sonra metro gelecek."
    Bizim Hakan, jübile yapıp, Hac'ca bile gitmiş olur 42 ay sonra... Kim öle,
    kim kala... Ama benim takıldığım, zaman değil, "sıfat..."
    Çünkü benim bildiğim metro, alttan gider.
    Üstten gidene, neden metro deniyor?
    Üstten giden metroysa eğer...
    O zaman bizim Haydarpaşa'dan Adana'ya kadar metromuz var.

    Bakın, üstten giden trene "metro" diyen Başkan, istanbul'un her yerine tünel
    kazdırıyor.
    Neden?
    Otomobiller alttan gitsin diye...
    Siz dünyanın başka bir yerinde gördünüz mü, metroyu yukarı çıkarıp,
    otomobilleri aşağı sokan bir Başkan?
    istanbul'da var.
    Zaten onun için, istanbul'daki metrocuları alıp, THY'nin başına koydular.
    Uçaklar üstten gidiyor diye.

    Neyse... Say say bitmez bu işler.
    Mesela, istanbul'dan çıkan şehirlerarası otobüslerin yüzde 99.9'u Anadolu'ya
    gider...
    Otogar nerede?
    Avrupa'da.
    Başka?
    Bütün fabrikalar Anadolu'da.
    Bu fabrikaların mallarını önce Anadolu'dan alıp, sonra tekrar Anadolu'ya
    dağıtan Toptancı Çarşıları nerede?
    Avrupa'da.
    E sıkışır tabii trafik. Sağ kulağını, sol elinle tutmaya çalışırsan, olacağı
    bu.

    Uzattım, biliyorum..
    Ama bu kadar basit işleri, bu kadar karmaşık hale getirmeyi başaran
    zihniyeti anlatabilmek için, Dalaman'dan iskenderiye'ye, 1903'ten 2006'ya,
    yeraltından gökyüzüne, Anadolu'dan Avrupa'ya gitmem gerekiyordu.
    Daha kısa anlatamadım.
    Hadi, oldu olacak, Plüton'a da gideyim...

    Malum, geçenlerde bilimadamları toplandı ve açıkladı...
    Ey dünyalılar!
    Evet.
    Hani güneş sistemindeki 9 gezegenden biri olarak bildiğiniz, Plüton var
    ya...
    Evet.
    Sizi yemişler... Gezegen değilmiş o.

    Eminim böyle olacak...
    O "bilim" bir gün bu ülkeye de gelecek...
    Diyecek ki...
    Ey istanbullular!
    Evet.
    Hani istanbul'u 50 yıldır yöneten ve sizin çok başarılı bulduğunuz belediye
    başkanları, valiler falan var ya...
    Evet.
    Onlar muhtemelen Plütonlu.

    http://www.sabah.com.tr/2006/09/16/ozdil.html

    (bkz: severek okuyoruz)
    #645421 :)
  17. 17.
    sabah'ta köşe yazıları yazıyor şu sıralar.
    habercilik de yapmıştı atv'de yanılmıyorsam.
    yazdıklarına köşe yazısı denir mi? düşünülmeli.
    her cümle bi paragrag, iki paragrafda bir bölüm atlıyomuş gibi yıldız, boşluk, vs.. saymadım ama yazdıkları 500 kelimeyi geçmez sanırım.

    aslında bu normal bi durum, gazetelerde artık böyle köşe yazıları çıkıyor, kısacık, hemen okuyosun bitiyor.

    esasında önemli olan kısa ya da uzun olması değil de nitelikli olması belki.

    yılmaz özdil, kısa ve genelde boş yazılar yazsa da zaman zaman güzel tespitlerde bulunuyor.
    #680247 :)
  18. 18.
    kısa, öz ama taşı en güzel şekilde gediğine oturtan yazıları ile git gide güne başlama şekli olan sabah gazetesi yazarı.
    #694728 :)
  19. 19.
    iyi bir gözlemci ve detaylar üzerine giderek, mantıklı karşılaştırmalarla ne anlatmak istediğini gözümüze ve aklımıza rahatça sokabilen,mizahı ölçülü ve kendine has stiliyle,rahatsız etmeden kullanan yazar.
    #694747 :)
  20. 20.
    yazilari kopyalanip email zincirleri yapilan hatta sonradan anonim olarak baska yazarlarca kullanılan, sabah gazetisinin en cok okunan yazari.
    #694792 :)
  21. 21.
    http://www.sabah.com.tr/ozdil.html
    #752367 :)
  22. 22.
    gazetedeki jeopolitik konumu bakımından en çok okunan ya da en çok göz atılan yazarlardandır.
    ve bu konum doğrultusunda seveni de sevmeyeni de çoktur.
    yazdıklarının içeriği herkesi tatmin etmese de;
    üslubuyla günümüzün en iyi fıkra(köşeyazısı) yazarlarındandır.
    #775751 :)
  23. 23.
    ilhan selcuk ve bekir coskun'la birlikte murekkebini en verimli kullanan yazar. bir insan nasil bu kadar az yazip bu kadar cok sey anlatbilir. bu ozelligiyle hincal uluc'un tam tersidir. ince uslubuna ve mizah anlayisina hayran olmamak elde degil.
    #865158 :)
  24. 24.
    * yazılarını bilerek kısa tutar, "bugün uzun yazayım da paramı hak edeyim" dediği olur.
    * "halka inmiş" bir yazardır. yani "ulan, yahu, kardeşim..." gibi kelimeleri çok sever, çok kullanır. daha ağırını da kullanır.
    * hem az ve öz yazar, anlatmak istediğini de az ve öz anlatır.
    * tespitleri mükemmeldir, zaten bu kadar okunma sebebi tespitleridir: "yahu ab niye bir kere de okul açalım diye para vermez de, papaz okulu ister? niye benim limanlarımı modernleştirmez de rumlara liman ister?" gibi...
    * milliyetçidir. her milletten insanı sever, ama milli bilinç karşıtlarına ateş püskürdüğü de olur.

    ve evet, son 2-3 ayda herkesin gözüne batmış, sağlam bir okur kitlesi edinmiştir.
    #865267 :)
  25. 25.
    son birkaç ayda sivrilmiş , tanınmış aslında uzun zamandır bu işi meslek edindiği öğrenilen yazar.hangi görüşten olursa olsun üslubu ve populer gunluk olaylarla ilgili yazdıgından okunur, sevilir.
    #866738 :)