1. 1.
    bugünün Yeni Türkiye’ sinde “ unutulması gereken kitaplar” arasında yer alan ve sahaflarda bir iki nüshasını ancak bulabileceğiniz 1990 basımı '' MENDERES DÖNEMi'' isimli bu kitabı bir solukta okudum. Kitabın içeriğinde, beni yıllar boyunca derinden etkileyen ilginç değerlendirmeler vardı..
    Mesela daha henüz başında “Demokrat Partililer, CHP’lileri komünistlikle suçlarken, komünistlerin, din, vatan, namus tanımadığından söz ediyorlardı. Ama kendileri, komünistlere yükledikleri bu 'kötülüklerden' masum değildiler. Bugün genelev gelirini kutsal kazanç sayan sağ zihniyetin kökleşmesinde Demokrat Parti döneminin büyük rolü olmuştur” diyordu.

    Devam ediyordu kitabın “ sakallı” yazarı..

    “ Eğlence, fuhuş ve kumar sektörünün ilk kez Demokrat Parti döneminde resmen örgütlenme şansı bulduğunu” iddia ediyor “Demokrat Parti’ nin en büyük tahribatının din konusunda” olduğunu ileri sürüyordu. Yazara göre; “ kadınlı-erkekli lüks partiler ve içki tutkusu CHP döneminde dar bir zümre arasında yaşanırken, Demokrat Parti döneminde demokrasi adına bu iş topluma ve halka açılmıştı.”

    Menderes ve Demokrat Parti hakkında çok şey duymuştum ama Menderes Dönemini fuhuş, kumar ve içki tutkusuyla değerlendirenine hiç rastlamamıştım. Üstelik Demokrat Partilileri vatan, namus ve din bilmemek konusunda CHP’ lilerle yarıştıranına da ilk kez rastlamıştım.

    Devam ettim okumaya.. Yazar hızını alamıyor; Menderes Dönemine demediğini bırakmıyordu..

    Bugünün demokrasi kahramanı Menderes’ in yönetim anlayışını “ demokrasi ve özgürlükler artık anlamını yitirmişti. Radyo sadece iktidarın borusu olacak ve icraatın içinden programları yayınlanacaktı” diye tarif ediyordu.

    Mesela 14’üncü sayfasında “ imam Hatip Okullarının açılmasının NATO ülkelerinden gelen baskı ile gündeme geldiği, hatta PAPA’ NIN bu okulların açıldığı günlerde Türkiye’ye gelerek konuyu yerinde incelediği ve hatta NAKiT PARA YARDIMINDA BULUNDUĞU” söyleniyordu.

    Kitapta anlatıldığına göre “ CHP’nin tek parti döneminde her türlü baskıya rağmen başaramadığı bir şeyi, Demokrat Parti Müslümanlardan yana görünerek başarmış ve onlara sadece şekilden ibaret bir islam vermişti” ve sakallıya göre Menderes, şekilden ibaret “ Amerikancı Sağcı islam” kavramını peydah eden adamdı.

    “ Sağcı islam küçük tavizler ve himayelerle, günümüze kadar sağ partilerin ucuz oy deposu olma özelliğini korumuştu. Bu tarihi sorumluluğun vebali de Menderes’ e ait bulunmaktaydı”

    Öyle ki, Menderes dindar bir adam da değildi. Yazarın Necip Fazıl Kısakürek’ ten alıntıladığına göre “ Adnan Bey, sık sık başvurduğu kocakarı ağzı nüktelerine rağmen, hiçbir zaman pazarlıksız ve fikir kargaşasından kurtulmuş olarak dindar olamamıştı”

    Nitekim “ tek teselliyi ise yurtdışı gezilerinde, kendine menfaatleri ile bağlı bir takım mason biraderlerin eğlence gecelerinde bulacaktı”

    Kitabın 196’ıncı sayfasında aktarıldığına göre Menderes’ in çalışma arkadaşları masonik faaliyetlerde ön sıraya çıkacak birçok ismi arasında barındırmaktaydı. Kabine biraz da Masonik çevreleri ve dolayısıyla Avrupa’ daki ve Amerika’ daki “ dostları” memnun etmek için kurulmuş görüntüsü vermekteydi ama Menderes ölüm çukuruna yuvarlanırken “kendini özel dost sohbetlerinde eğlendiren mason biraderlerinin hiçbiri acılarına ortak olmayacaktı”

    Böyle anlatıyordu kitabın yazarı Menderes Dönemini..

    KiM MiYDi BU SAKALLI YAZAR?

    Bugün AKP Politikalarının yaygaracılığını yapan ve kendini Menderes’ in mirasçısı ilan eden Tayyip Erdoğan’ ın yılmaz savunuculuğuna soyunan islamcı Yazar Abdurrahman Dilipak’ tı.

    Bugün “ öve öve bitiremedikleri” Menderes’ e, “ söve söve doyamadıkları” Eski Türkiye’ de yazmıştı bu kitabını.. Merak edenler sahaflardan bulup 1990 Basımı Menderes Dönemi isimli bu kitabı okuyabilir ve bu yazıda alıntıladığımızın çok daha fazlasını da bulabilir.

    Abdurrahman Dilipak, ortaya koyduğu Menderes profilini unutmuş olmalı ki; bugün Menderes’ in ve Demokrat Parti’ nin mirasçısı olmakla övünen bir iktidarın her yanlışına alkış tutabilen bir tavır sergileyebiliyor.
    ... tierraylibertad