bugün

geçen şahit olduğum bir konuşmada geçen sorudur. türban haberlerini seyreden sanırsam 10 yaşlarında ki bir çocuğun babasına sorduğu sorudur.

cevabı ise şöyledir: tabi ki olacak yavrucum.. türban madem serbest madem herkesin her şeyi giyme özgürlüğü var.. kara çarşaf giyip okulda ders görmek isteyenleri kim engelleyecek? onların okumaya hakkı yok mu? kara çarşaflı ve ya türbanlıların erkeklerden ayrı, sadece bayan hocalardan ders görme hakkı da var yavrucum. bunlar zaten "bazı" dergahlarda olan şeyler, kimse ağzını açıpta onlara bir şey demiyor, üniversitede neden olmasın?

diğer bi soru: baba burası neresi..

Cevap: bilemiyorum, galiba artık iran yavrum...
(#2894663)
(bkz: turban/@nevi sahsina munhasir)
renkli çarşaf girebiliyor da kara çarşaf niye giremesin?

burası iran ya da arabistan bile değil. oralarda kadınlar haklarını tekrar kazanabilmek için deli gibi uğraşıyorlar. burada ise haklarını gümüş tepsi içinde devrediyor kadınlar. burası farklı bir yer çok farklı bir yer, hiçbir yere benzemiyor. sanki körler ülkesi...
(bkz: peki zeki müren de bizi görecek mi)
bir tek kara çarşafla olsa yine iyi...poşilisi gelecek,sarıklısı cübbelisi gelecek,3 hilalli t-shirtler kantinde dağıtılacak...hani huzur için yapılıyordu ya bu...hah onu yok edicekler işte...

- türkiye iran olur mu?
+ olmaz canım abartıyonuz siz....
(bkz: pek tabii yavrum)
(bkz: olur canimm olur bekle sen)
%47 varken her halt olur durumudur.
(bkz: gizli gündem)
mini etekle gezenler diğerlerine ellerinde etek dağıtıp giymeye zorlamadığına göre, çarşaflı veya türbanlı kesiminde hiç bir zaman böyle bir amacı olmadığına göre, çarşafla, türbanla okula gelmek isteyen kesime dayatmacı/baskıcı gözüyle bakan zihniyetlerin sorduğu sorudur.
psikopat çocuğun babasına sorduğu soruymuş. yazar kişisinin hafif acitasyon yaparak servis etmesi ise ben dahil bütün ev ahalisinin gözlerini nemlendirdi. nayır, nolamaz ulen..soyunun, dökülün, rejim elden gidiyor.

o değil de ben de geçenlerde böyle bir psikopat baba çocuk muhabbetine denk geldim..

çocuk: baba aplanın eteği nerde, her yeri gözüküyor, üşümüyor mu bu?

baba: yerim onu ben yerim..

çocuk: baba insan yenir mi hiç?

baba: eoohh, yavrum bu başka anlamda, anana söyleme evde..

çocuk: baba burası neresi?

baba: galiba artık genelev yavrum..

öhhhöö ağlıyorum şu anda..inananabiliyor musunuz durumun vehametine?!
akp'nin ve mhp'nin de kafasini kurcalayan, formul bulamadiklari sorudur. her ikisinin amaci sadece ve sadece turbani serbest birakmaktir. kiyafet ozgurlugu vs vs fasa fisodur. tbmm'de trt calisani bayanlarin pantolon giymesine bile tahammul edemeyen muhafazakar milletvekilleri hangi yuzle giyim kusam serbestliginden bahsetmektedirler. bu nedenlerle "insanlar giyimleri yuzunden egitim hakkindan mahrum edilemezler" diye bir madde koymaya pek yanasmamaktadirlar. "orf ve adetlere, genel ahlaka uygun olmak kaydiyla" eklemesi ise cok subjektif bir kavram oldugu icin sakincali. isin uzamasi bu yuzden, yoksa meclis cogunlugu, basin destegi hersey var.
ucubelerin uydurmalarından kaynaklanan bir başlık. (bkz: mantiksiz baslik acmak)
anamuhaledet partisinin yeni yaratıcı baba-oğul diyaloglarından biridir. türban konusunda hemfikir olduğum halde hallerine gülmekteyim. baktılar sittin sene oy alamayacaklar, baba-oğul diyaloglarıyla milleti böğründen vurup oy potansiyellerini arttırmayı planlıyorlar heralde. başarılı olurmu? bu memlekette herşey oluyor buda olur anasını satayım. yakında romantik komedi filmlerinin film aralarında perdeye amblemlerinide yansıttırırlar.
- iste o zaman herseyin boku cıkacak...
eğer olursa ortalıkta yeni yeni senseylerde türeyecektir hiç şüphesiz...
mevsimine ve kişisine göre değişiklik gösterebilecek durumdur. yazın beyaz çarşaf, kışın kara çarşaf, kaşarların * renkli renki çarşaflar giymesi beklenilmektedir. böyle giderse kara çarşafta olur. nelerle uğraşıyoruz beyler; laik bir devletten sekuler bir toplum yaratmamız gerekirken biz hala laikliği tartışıyoruz üzücü olanı başımızda bulunanlar bile laikliği tanımlayamıyor. yazık, güzel vatanımıza yazık..
olacaksa olsun en azından hükümetin başındaki "dilli düdük" lerin sığınacak başka limanları kalmayacak ve ülkenin asıl içinde olduğu kötü ve acınası ekonomik ve siyasi durum ortaya cıkacak. o zaman kıçlarını hangi örtünün artına sokacaklar merakla beklemekteyim.
magneti marelli'deki stajımda iran'dan gelen siyah çarşaflı kadın mühendislerin yaptığı ar-ge çalışmalarını gördükten sonra çok da iplenilmesi gerekmeyen bir sorudur, üniversitenin görevi belli bir resmi ideolojinin kaleliğini yapmak değil, kişiyi topluma ve kendine yararlı bir birey haline getirmektir.

türkiye'de bile kadının tam olarak kendini kabul ettiremediği alanlarda iranlı kadınlar vardır. iran'ı bilip öğrenmeden üfürme sanatını icra edenlerin nevrotik nöbetlerinin kaynağından birisi de ilkokul kitaplarında üstüne çarpı atılmış çarşaflı kadın resimleridir. böyle bir eğitimden geçip gelen insanın sağlıklı düşünmesi de hali hazırda mümkün değildir, türkiye'nin genel bir psikolojik check-up'tan geçmesi gerekliliğini gösteren bu içlerinde titrek, dışlarında ellerinde kendi siyasi simgeleri atılganlık yapan tipler çarşaflı bir varlığın uzaydaki bir karadelik gibi kendilerini ve rejimi içine çekip antimaddeye dönüştüreceğini falan sanmaktadır.
(bkz: öcü kelimesinin geri dönmesi)
(bkz: üniversitelerde ninjalar da olacak mı)
(bkz: vatikan ruhunun çarşaftan korkusu)
(bkz: üniversitelerde kanlı çarşaf da olacak mı)
(bkz: baba bu başlığı açsam dikkat çekermiyim)