bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    bir godard şaheseri.ikili ilişkiler üzerine yapılmış en iyi filmlerden.

    (bkz: anna karina)
    2 ... a clockwork mandalina
  2. 2.
    cins bir şey. bildiğiniz filmlerden değil. belki film de değil. godard senaryonun büyük kısmını sette yazmış zaten. biraz müzikal, biraz teatral, bazen sıkıcı, bazen komik, biraz kadın-erkek kavgamsıları, biraz edebi göndermeler filan. müzikler iyi bak, bundan eminim. bi de kırmızılar içindeki anna karina. o değil de son 2-3 gün içinde izlediğim 5. ya da 6. 60'larda geçen filmdi bu. "yahu bu 60'lar da bambaşkaymış bre!" tümcesinin ağzımdan çıkması an meselesi.
    2 ... nickless cage
  3. 3.
    sonunda altyazı problemini aşarak izlemeye başlayabileceğim film. pek merak etmekteyim. bakalım nasıl olacak.
    1 ... doskig
  4. 4.
    bir kadır bir kadındır.
    1 ... lollllllllll
  5. 5.
    godard’ ın 61 tarihli garip melodramı, filmin kendi tabiriyle komedi ile targedya arasında gidip gelen bir film. godard’ ın kamera ve müzik biçemine alışkın olmayanlar için başlarda ufak çaplı bir şoka sebep olabilecek ölçüde kesik, kolaj stili ilerleyen film çehovvari şekilde kavuşma-kavuşamama, bir türlü nihayete erememe konteksiyle ilerliyor. ta ki sona kadar. tabi o da biraz muğlak kalıyor.

    ---olası spoiler ibaresi---

    paris’ te zodiac adlı bir striptiz klubünde çalışan angela ile film boyunca serserilikten başka ne yaptıkları belirsiz emile ve alfred’ in üçlü aşk-oyun ekseninde ilerleyen öyküsünün üst zemin olarak kullanıldığı filmde godard, bir kadının ilişki içerisindeki beklentileri, oyunları ve saflık ile şeytanlık arasında giden muğlak davranışlarına odaklanıyor. zaman zaman izleyici ile bire bir etkileşime giren senaryo ile bizi de bu mise en scene’ e dahil edip sinemanın en eski oyunlarından röntgencilik mefhumuna da göz kırpıyor.

    tam bir tiyatro sahnesi olarak çizilmiş striptiz klubündeki doğal ortam, monolog, diyalog ve senfonik müziklerle şekillenen grotesk yapı filmdeki gerçekçilik unsurunu azaltıp bizi ilişki denen kavramın oyunsal yanına ve metafizik sorunlarına müdahil ediyor. ki filmde filtre kullanımları bile klüpteki gerçek kullanımla özdeşleştirilip zoru başarıyor.

    trauffaut’ un ünlü jules et jim’ ine de selam çakan film (ki o da bir kadının iki erkekle gidip gelen ilişkisine odaklanması açısından benzerlikler taşıyor.) aktüel kameranın dengesiz kullanımı ile kadın doğasındaki dengesiz duruma işaret ediyor. sonuçta ise bunu yin ya da yang’ e bağlamayarak genel olarak o yuvarlağı izlenimci olarak takip durumunda bırakıyor. ki bu da sorunun çözümsüzlüğü anlamında bir kabulleniş.

    filmdeki kırmızının yer verildiği sahneler dış mekan çekimlerindeki düşük kontrast ile tezatlık oluşturarak filmin dramatik dengesini oluşturuyor. diyalog sahnelerindeki mükemmel senkronize senfonik cümlelemeler filmi alışılmış melodram stilinden apayrı bir yere itiyor. sonlara doğru angela’ nın yaşadığı ikili gerilim ile kameradan kaçışı ve yüzünü duvara dayaması ise anlatım olarak godard’ ın sinemadaki apayrı yerini imliyor.

    tüm filmi tiyatro gibi perdeler halinde tasarlayan godard, a bout de souffle ile başladığı alt üst edilmiş kompleks kurgusuna une femme est une femme’ de devam ediyor. sinematografik açıdan bir çok ilki taşıyan film kamera kullanımındaki özgünlük, müziklerin anlatımdaki yoğun rolü (ki bu derece müziğin ön planda olduğu başka bir film benim aklıma gelmiyor), hepsinin bir oyun olduğunun altı çizilerek gösterilen gerçekçi melodram, brialy ve belmondo’ nun angela’ yı elde etmek için yaptığı maymunluklar, pelikül çekimler, yan komşularının fahişe olması ve birbirleriyle iletişim kurmak için onun telefonunu kullanmalarının tezatlığı gibi detaylar, hepsinden öte kadının doğası-oyunun doğası etkileşimindeki kompleks soruna yaklaşımı ile mükemmel bir film.

    ---olası spoiler ibaresi bitti---

    yıllar sonra bertolucci dreamers ile başka bir açıdan benzer bir olaya değinse de, une femme est une femme tüm sinema tarihinde sırf kamera kullanımı, özgün anlatım ve seyirciyi bu denli gerçek üstü bir atmosfere alenen davet etme cesareti ve bu denli mise en scene içerisinde gerçekliğini koruma başarısı ile özgün bir yere sahip. tüm godard filmleri gibi.

    sinefiller bilir ama tekrarlayalım; sinema godard’ dır!
    1 ... bandini
  6. 6.
    Lolipop tadında bir filmdir.
    ... filtrekahve
kapat