bugün

türkiyeye araştırmacı gazeteciliği öğretmiş, kitaplarıyla türkiyeyi yerinden oynatmış ve sonucunda doğal olarak(!) katledilmiş aydınımız...
öldürülen her solcu yazar gibi ölümü islamcıların üzerine ihale edilmeye çalışılmış fakat başarılı olunamamış merhum, dürüst ve de cesur yazardır.

sabahları hep ailesinden birkaç dakika önce arabasına inermiş. sebebi ise ailesini tehlikeden korumakmış. yani o da gömleğini kefen olarak görmüş.
saygıyla andığımız, katilinin hala elini kolunu sallaya sallaya dolaştığı, türkiye nin yüz akı olan yazar.
unutmadığımız, tarihin unutmayacağı sakıncalı piyade.
yitirdiklerimizden.
"çok biliyor, çok konuşuyor, koyun bombayı da parçalarını bile bulamasınlar.."
Aslen, Ankaralı olan Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 yılında, babasının memuriyeti dolayısıyla Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. Annesi Nadire Hanım, babası, Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey'di. ilk ve orta okulları Ankara’da okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. Bu hızlı yaşam Hukuk fakültesinde de devam etti. 1961 yılında baş1adığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1965 yılında tamamladı. Bir süre avukatlık yaptı; yabancı dil öğrenmek için ingiltere'ye gitti. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde idare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı. Yazmaya, üniversite öğrenciliği yıllarında, Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön Dergisinde başlayan Uğur Mumcu, 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek", "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddasıyla gözaltına alındı. Uğur Mumcu bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat yargıtayca karar bozuldu ve serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra, Mumcu askerliğini, 1972-74 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. ilk yazıları 1962'den itibaren Yön, Türk Solu, Devrim, Ant, KIM v.b. dergilerde yer alan Mumcu'nun, 1968-69-70 yıllarında Akşam, Milliyet, Cumhuriyet gazetelerinde zaman zaman çeşitli konularda inceleme yazıları da yayımlandı. Köşe yazarlığına 1974 yılında haftalık Yeni Ortam dergisinde başladı. Daha sonra çalışmaya başladığı Anka Ajansında 1975 yılından itibaren Cumhuriyet'e de köşe yazıları yazdı. 1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. gözlem başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 6 Kasım 1991'de ilhan Selçuk ve yaklaşık 80 Cumhuriyet çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 yılında uğradığı bombalı saldırı sonucu öldü.
her ne kadar ölümü islamcılara ihale edilmeye çalışıldıysada , aslen olay 'derin devlet - mossad - cia ' işbirliğiyle halledilmiştir ..

1992 yılında bitirme aşamasında olduğu araştırmasında uğur mumcu , terörist başı abdullah öcalan ın eski bir mit ajanı olduğunu ve abd nin mit aracılığıyla onu bir süre güneydoğu da ufak çapta bir ayaklanma çıkarmayla görevlendirdiğini ortaya çıkarmıştır(klasik dikkati başka tarafa çekerek siyasi ilerleme politikası)..ancak daha sonra beklenmeyen bir gelişme gösteren apo , bu görevi yarıda kesmek istememiş ve gücüne güç katmak istemiş ve pkk kaynaklı ayaklanma büyümüştür .. bütün bunların ortaya çıkması ihtimali de türkiye cumhuriyeti devleti nin bir kesim karanlık yüzünü , abd yi ve de onu kontrol eden mossad ı korkutmuştur , bu nedenle uğur mumcu bitirilmek zorundaydı! ve bitirildi ...

allah kendisine rahmet eylesin ..
(bkz: vurulduk ey halkım unutma bizi)
Ben Atatürkçüyüm.
Ben Cumhuriyetçiyim.
Ben laikim.
Ben anti- emperyalistim.
Ben bağımsız Türkiye'den yanayım.
Ben özgürlükçüyüm.
Ben insan hakları savunucusuyum.
Ben terörün karşısındayım.
Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.
Öyleyse vurun, parçalayın!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır
tahammülsüz insanlarca katledilen, türkiye nin aydınlarından biridir...dün gibi hatırlarım o öldügünde daha 9-10 yaşlarındaydım siyasetten anlamazdım ama içim burkulmustu,kahrolmustum türkiye nin cogu gibi! hatta aglamıstım gizli gizli.....!simdi onun büyüklügünü daha iyi anlayabiliyorum,malesef onun gibiler türkiye ve benzeri ülkeler de öldürülüyor,suikastlere mahkum oluyorlar ve elden birşey gelmiyor ne yazıkki!bir şekilde ört pas ediliyor bu tür olaylar...nalet olsun bu faşistlere, yobazlara ve sadece kendi cıkarlarını düsünen,aslında zavallı olan insanlara!!!
katledildiği gün hemen cumhuriyet gazetesine koşup duygularımı açılan deftere döktüğüm yazar,aydın.Acaba bir daha onun gibi korkusuz biri çıkar mı?
1993 yılında arabasına yerleştirilen bir bomba sonucu kaybettiğimiz,araştırmacı gazeteciliğin öncü yazarı.bir çok konunun üstüne korkmadan gitmiş.basın özgürlüğünün ne demek olduğunu herkese göstermiştir.yine onu hazmedemeyenlerin suikastine kurban gitmiştir.toprağı bol olsun.
selda bağcanın ugur mumcunun ölümünün ardından yazdığı bi şarkı da mevcuttur. (bkz: ugurlar olsun)
tolgacandar.com/Makale12.asp
Toplumsal sınıf ve katmanlar arasında dengesizliğin ve sömürünün, planlı devletçilikle önlenebileceğini, devlet kaynaklarını geniş kitleler yerine bir avuç azınlığa aktarmanın bu sorunu çözmeyeceğini savunan üstad.
o yazıları yazdıktan sonra yaşaması mümkün olmayan başarılı araştırmacı bilim insanı, hukuKçu ve gazeteci.

uğur mumcunun kitaplarını okuyanlar bilirler.. bugün bile dillendirilmeye korkulan olayları uğur mumcu, daha bundan 20 yıl evvel dile getirmiş, halkı uyandırmak için bas bas bağırmıştır.. kelimenin tam anlamıyla bas bas bağırmıştır. ama başta devlet olmak üzere bir şeyler yapması gerekenler başlarını kuma gömmüşler ve duymazlıktan gelmişlerdir.

eşi benzeri zor bulunur bir araştırmacıydı. yazık oldu
ölümünün karanlıklara yol açmasına izin vermeyeceğimiz,tıpkı o'nun aşağıda belirttiği gibi baharda açan çiçekler gibi her yanı saracağımız ve bu bok kokusunu memleketten atmak için en gür sesimizle,gözümüzde gurur duyan yaşımızla söz verdiğimiz en büyük atatürkçü'lerden biri,aydın,yazar,güneş.

Ben Atatürkçüyüm.
Ben Cumhuriyetçiyim.
Ben laikim.
Ben anti- emperyalistim.
Ben bağımsız Türkiye'den yanayım.
Ben özgürlükçüyüm.
Ben insan hakları savunucusuyum.
Ben terörün karşısındayım.
Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.
Öyleyse vurun, parçalayın!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır sözüyle içimizdeki korkaklara sonlarının bir şekilde geldiğini açıkça söyleyen,kendisini arabanın altına konan bombayla susturmaya çalışanlara arkasından gelen ve vurulduk ey halkım unutma bizi diye başlayan o müthiş şiiri bir kez olsun okuyan,mücadeleyi atatürkçülük kavramını en iyi biçimde etüd eden nesle öncülük ederek cevap veren yazardır.

bugün bile ülkemizde aydınlar,yakılarak,aileleri tehdit edilerek,gündüz vakti (nasılsa) devlet binaları basılarak,şantajla susturulmaya çalışıyorsa ve buna rağmen aralarında susmayan sesi gür çıkan aydınlar varsa uğur mumcu'nun payı büyüktür.
an itibari ile cnn turkte (bkz: bir yudum insan) programında hayat hikayesi anlatılan cesur yürek halkın unutmadı seni toprağın bol olsun..
Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu, bir cumhuriyet çocuğuydu. Kalemini kimsenin hatırı için kullanmamış, yalnızca nesnel belgeleri inceleyerek halkı aydınlatmıştı. Ölümünün ardından siyasiler; "faillerin bulunmasını onur sorunu, cinayeti aydınlatmanın da namus borcu" olduğu dile getirdiler fakat bir teki bile namus borcunu ödemedi zira onlar devletin adamıydı, faillerin sır gibi tutulduğu derin devletin...
kartalda bir mahalle adı.
Oğlu Özgür Şinasi Mumcu Galatasaray Üniversitesi Devletler Umumi Hukuku kürsüsünde araştırma görevlisidir..
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz! ugur mumcu
http://www.umag.org.tr/
aşağılık katilleri hala serbest dolaşan "gerçek aydın"
cenazesinde muslumanlara hakaret edilen ama olayin arkasinda baskalari oldugu anlasilan,olmeden once arastirdigi kurt sorunundan dolayi olduruldugu belli olan buyuk fikir adami.
(bkz: Selda Bağcan - Uğurlar Olsun)

bir pazar sabahıydı
ankara kar altında
zemheri ayazıydı
yaz güneşi koynunda
ucuz can pazarıydı
kalemin düştü kana
kalemin düştü kana
zalımlar pusudaydı
bedenin paramparça
ucuz can pazarıydı
kalemin düştü kana

uğurlar olsun
uğurlar olsun
hüzünlü bulutlar
yoldaşın olsun
bir keskin kalem
bir kırık gözlük
yürekli yiğitlere
hatıran olsun

çevirdim anahtarı
apansız bir ölüme
şarapnel parçaları
saplandı ciğerime
ucuz can pazarıydı
kan doldu gözlerime
kan doldu gözlerime
isimsiz korkuları katmadım yüreğime
bembeyaz doğruları yaşadım ölümüne

uğurlar olsun
uğurlar olsun
hüzünlü bulutlar
yoldaşın olsun
bir keskin kalem
bir kırık gözlük
yürekli yiğitlere
hatıran olsun
mezar taşlarında değil,
aydınlık günlerde anıldılar..
ellerini, taşın altına koydu çünkü onlar,
ve kırılacak parmaklarını
hiç umursamadılar.. *
kimi ölüler bize ne kadar yakın, yaşayanların birçoğu ne kadar da ölü
yıllarca cumhuriyet gazetesinde araştırmacı gazeteci kimliğiyle haksızlıkların , yolsuzlukların, yobazların üzerine gitmiş aydın insan, güzel insan 9 yıl önce 24 ocak günü kahpe bir suikastte yaşamını kaybeden onurlu yazarımız.
onun gözlemi ve birikimi öyle güçlüydü ki birkaç aydınımız dışında kimse irtica faaliyetlerini derinden etkileyecek bulguları bu kadar keskince ortaya koyamamıştır şimdiye kadar.
ne bir haram yedim ne cana kıydım
ekmek kadar temiz su gibi aydım
hiç kimse duymadan hükümler giydim...
yiğidim aslanım burda yatıyor...
her önüne gelen hakkında bişeyler söyleyip ölüm nedenini karanlık güçlere atmaktadır. Büyük bir gazeteci ve kaybedilmiş telafi edilemeyecek bir yaşamdır Uğur MUMCU. Atatürkçü, Cumhuriyetçi, laik, emperyalizme karşı, bağımsız Türkiye'den yana olduğunu her fırsatta ifade eden, bilgisiz düşünce olmayacağı görüşünü savunan, insan haklarına saygılı tavrı ile gerçekten milyonların takdirini toplamış bir insandır. Öldürüldüğü güne kadar da Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır.
kayda değer bir argüman olduğunu düşündüğüm için uğur mumcunun abisi Avukat Ceyhan Mumcu ve Mehmet Cengiz arasında uğur mumcuyla alakalı geçen bir ikili diyalog vardır. internette pek çok sayfadan ulaşılabilecek bu diyalogdan konuyla alakalı bölümünü alıyor ve aynen buraya ekliyorum.*

"Cinayetten kimin, ne şekilde faydalandığı noktasından bakıldığında gerçek ortaya çıkıyor: Bu cinayet Türkiye'nin istikrarsızlaştırılmasının bir parçasıydı. Bu plandan iran'ın hiçbir yararı ve beklentisi olamaz" (M. C.)

"Uğur'un bu dönemdeki yazıları bize suikastın ipuçlarını veriyor. işin ilginç yanı Uğur'un bu dönemde yazdığı 300 yazıda iran'ı hedef alan hiçbir yoktu. Uğur Mumcu bu dönemde türban tartışmalarına da hiç girmemişti. Ama Uğur'un bu dönemde yazdığı yazıların yüzde 64'ü ABD'nin Kuzey Irak'ta kurmaya çalıştığı kukla devlet üzerineydi. Yine bu dönemde Uğur Mumcu tarafından yazılan ve Barzani'ye ait olan sözleri de belirledik. Barzani'nin ABD'ye ne kadar sadık olduğunu yine Barzani'nin ifadelerinden alıntılar yaparak anlatıyordu.

Yine 30 Nisan 1992 günü Uğur Mumcu, Turgut Özal'ın ABD'ye gittiği gün Amerika'nın Sesi Radyosu'ndan kürtçe yayın yapılması konusunda Türkiye'nin izin verdiğine, Talabani ve Barzani'ye kırmızı pasaport verildiğine ve Özal'ın ABD dönüşü 'federasyon konusunu artık tartışabiliriz' dediğine dikkat çeken bir yazı yazmıştı. Yani Uğur, ABD'nin Türkiye'nin ABD çıkarları doğrultusunda Irak'ta savaşa sürülmesi, MOSSAD'ın Barzani'ye 50 milyon dolarlık yardım göndermesi konularını araştırmış ve yazmıştı.

Ordu dahil toplumun tüm kesimleri Uğur'un yazdıklarıyla ilgileniyordu. Hatta Uğur, suikasttan bir hafta önce Harp Akademisi'nde konferans vermişti" (C. M.)

"...Suikastın failleri neden bulunamadı? Çünkü bu cinayetten faydalanan çevreler vardı. Bu suikastın aydınlatılması demek, dünya çapında hegemonya mücadelesi veren CIA ve MOSSAD gibi emperyalist istihbarat odaklarıyla hesaplaşmak demektir. işte bu göze alınamadığı için cinayetin çözümü göze alınamadı... Yargı bu olaya baştan beri çözmek amacıyla değil, konuya duyarlı kesimlerin gözünü boyamak amacıyla yaklaştı" (M. C.)

ayrıca

TBMM UĞUR MUMCU ARAŞTIRMA KOMiSYONU RAPORU 14. madde:

14-) Komisyona ifade veren Nezih Tavlaş; ın 20/02/1993 tarihinde Faili Meçhul Cinayetler Komisyonuna verdiği ve bir örneğini Komisyonumuza sunduğu Başbakanlığa hitaben yazılmış, MiT Müsteşarlığı antetli ve Müsteşar Sönmez Köksal imzasını havi 02/02/1993 tarih ve 01.786.8879/435 sayılı yazıda; ABD'nin, güvenliğini ve hayat çıkarlarını yakından ilgilendiren Türkiye'nin, gerekli yerlerinde kuvvet bulundurmak ve bu maksatla Orta Doğu'yu kontrol altına alıp, Türkiye'nin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek maksadıyla;

ABD Haberalma Servisi CIA denetiminde, israil Kabine görevlisi Haim Bar-Lev kontrolünde, israil GANDA birliklerinde eğitim gören altı kişilik özel TiM Hayf Deniz Üssünden botla Türkiye'ye giriş yapmışlardır.

Mezkur timin ülkemizdeki görevleri, Teşkilatımızın değerli Haber kaynaklarından Gazeteci Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand'ı öldürmekdir.

Gazeteci Uğur Mumcu'yu öldüren tim elemanları ikinci görevleri olan Mehmet Ali Birand'ı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmamışlardır. TiM elemanlarının yaptığımız istihbarat neticesinde israil Hükümetinin Ankara Temsilciğinde kaldıkları tespit edilmiştir.(EK: 11/265-266)

TBMM UĞUR MUMCU ARAŞTIRMA KOMiSYONU RAPORUnun tamamı için:(bkz: http://www.belgenet.com/rapor/mumcurapor_02x.html)

son olarak sırasıyla: (bkz: mossad), (bkz: cia), (bkz: 24 ocak 1993 deki ırağın kuzeyi), (bkz: uğur mumcu), (bkz: 20 aralık 2006 daki ırağın kuzeyi)
karadenizin incisi sinop un bircok eyleme, olaya, konsere, festivale tanıklık etmiş, evsahipliği yapmış meydanının adıdır.
(bkz: vurulduk ey halkım unutma bizi)
(bkz: uğur mumcu suikasti)
kendisi hrant dink kadar , hatta daha değerli birisidir , ama nedense öldürüldüğü zaman o kadar değere bindirlmemiştir.belki de ona yakışan buydu , sade bir tören , tıpkı tarafsızlığı gibi.*
ölümünün ardından geçen 14. yılında saygıyla andığımız aydın gazeteci.
(bkz: vurulduk ey halkım)
kalemin kılıçtan keskin olduğunu ifade ederek bir hayat sürdü, kalemiyle savaştı, ve bir güc ansızın kalemini kırıverdi. gerçi o 24 ocak 1993 gününü önceden biliyordu ve hepsine meydan okumuştu;

'Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben anti-emperyalistim. Ben özgürlükçüyüm. Ben Bağımsız Türkiye'den yanayım. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Öyleyse, vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır'

Allah gani gani rahmet eylesin, toprağı bol olsun. halkın seni unutmadı.
uğurlar olsun sloganlarıyla uğurlanan düşünce adamı. nur içinde yatsındır. ölümünün üzerinden 14 koca yıl geçmesine rağmen; mücadelesini verdiği konularda ülkemizin durumunda pek bir değişiklik olmamıştır. ne acı ki; hala din bezirganları insanların kanını emmekte, hala gazeteciler, aydınlar öldürülmektedir.
deniz som, vaziyet -24.01.07

"etnik özelliklerin ön plana çıktığı hiçbir siyasal akım sosyalist olamaz..."

"Sömürge milliyetçiliğinin bayrağı altında, yoksul ailelerden devşirilmiş, kandı-rılmış halk çocukları fedai olarak seçilmiş ve bunlara kanlı görevler verilmiştir."

"Milliyetçiliğin gerçek çizgisi; antiemperyalizmden ve antifaşizmden geçer."

"Ulusal Kurtuluş Savaşımıza karşı çıkıp, emperyalist güçlerle işbirliği yapan çevrelerin siyasi mirasçıları, bugün çeşitli ad ve giysiler altında yine sahnelerde dolaşmaktadır."

"Çünkü sistemi, işleyişi ve tanımı gereğince, uluslararası para akımına dayanan kapitalizm, enternasyonal bir örgüt olarak geri kalmış bir ülkede, sermayeci küçük bir azınlıkla işbirliği yapmaktadır.
Geri kalmış ülkelerde komprador burjuvazi denen ve yabancı sermaye komisyonculuğu ile icrayı sanat eyleyen bu çevreler, ister istemez, zorunlu olarak dış merkezlerden yönetilmektedirler"
ölümünün 14. yılında, onun gibi araştırmacı düşünce adamlarına olan ihtiyacımızın 14 kat arttığı, yaşasaydı kim bilir ülkemizin şuan içinde bulunduğu durumdan ne dosyalar ne gün yüzüne çıkmamış olayları ortaya çıkaracağını düşünmeden edemediğim ve yattığı yerden kemikleri sızlayan uğurlar olsun kişisidir.
unutmayalım, unutturmayalım...
uğurlar olsun...
TOPRAĞI BOL OLSUN.
acısını hala aynı tazelikle içimizde yaşattığımız canımız uğurumuz, unutmadık ve unutturmayacağız.
yillardir faili mechul. mechule kurban gitmek mi? degil. vatani icin, aydinligi icin, dogrulari ve cesareti icin ölmek, katledilmek. nasumuzdur diyenler; sadece sokaklara, caddelere, parklara ismini vererek mi savunuyor? kahroluyorum. park isimleri degil du$unceleri, savunduklari ve ugrunda canini kaybettigi gerceklerin pe$inden gidildigi surece ugur mumcu ve onun gibiler daima ya$ar.

(bkz: cesur bir kez korkak bin kez ölür)

ismini her zikredi$imde $u satirlar gelir aklima istemsiz;

deniz ustu kopuru
gemilere binsem goturu
benim de buraya geli$im
bir guzelden oturu

karincanin katari
yuregimde yatiri
benim de buraya geli$im
bir guzelin hatiri

denizin ortasinda
mum yanar sofrasinda
benim de bu dunyadan gidi$im
memleket sevdasindan..
o da öteki'lerdendi. askerde sakıncalı piyade'ydi, arkadaşları hakimdi ve kendisi de hakim olabilecekken sakıncalı piyade olmuştu. öteki'ydi o. unutmayan, araştıran, üstüne giden, 1000 kez korkakça ölmektense, bir kez cesurca ölecek kadar öteki'ydi.

kendini muhalif olarak niteleyebileceklerden olan "ben", onunla aynı şartlarda,imkanlarda yazamazdım yazdıklarını, yapamazdım yaptıklarını.işte sadece bu yüzden bile öteki'ydi o.

o'nun ölüm yıldönümünde aramızdan ayrılmış tüm öteki'lere allah'tan rahmet dilerim.
cumhuriyete, ilke ve inklaplarımıza sahip çıkmış hiç bir zaman atatürkçülüğünden, bildiği doğrulardan taviz vermemiş büyük araştırmacı gazetecimizdi. ülkedeki bir çok sorunun aydınlığa kavuşması için ön ayak olmuş bir insandı. suikastı halen aydınlığa kavuşmamış gelmiş geçmiş en büyük araştırmacı gazeteciydi. uğurlar olsun...
saga, sola camur atarak, adi kendindinden belli teror orgutlerinin "halk ile iliskiler" gorevini aydin maskesi altinda icra eden "tatli su kaplumbaga" larini gordukce kendisini daha cok ozluyoruz.
gazeteciligi; iktidarin saksakciligi olarak goren 69 kusagi eskisi lumpenlerin samcaliklarini okudukca daha cok ozluyoruz.
arastirmaci gazeteciligi; sadece laleli"de pavyonlarda yabanci kadin pazarlayanlari basmaktan ibaret sanan denyolari seyrettikce daha cok ozluyoruz.
bu ulkenin vatansever, ataturk"cu ve cumhutiyetine sahip cikan hicbir vatan evladi kendisini unutmayacaktir.
ölümünün ardından yapılan yürüyüşe katıldığım ve polisin jop hücumundan zor kurtulduğum mücadeleci, bilgili gazeteci.

21 Ocak 2007 tarihinde Skytürk te yayımlanan kalemler ve kılıçlar, programında yalçın küçük, ölümüyle ilgili olarak şunları söylemiştir (mealen):

"uğur mumcu, barzanilerle israil arasındaki irtibata dair yazdığı yazıdan 15 gün sonra öldürüldü."

bu noktada hatırlatnması gereken başka bir konu da şudur. Abdi ipekçi nin öldürülmesinin siyasi olmayabileceği yönünde görüşler de vardır. Bu görüşe göre Abdi ipekçi, milliyet gazetesinin satışıyla ilgili olarak katledilmiştir.
unutulmayacak gazateci-yazarlardan, 14 yılında saygıyla ve sevgiyle anıyoruz.
14 yıllık ayıp hala sürmekte,bu harika insanın katilleri nerde,katilleri kim belli değil!
belli aslında kimlerin katil olduğu kimlerin atatürk'e,cumhuriyete,laikliğe,özgürlüklere,demokrasiye düşman olduğu...
bugün butun bunların düşmanı olan gerici,yobaz zihniyettir mumcu'nun katilleri,
bugün soygun yapmak isteyen,halkı kandırmak isteyen insanlardır mumcu'nun katilleri...
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar