1. ?.
    laiklik halkın egemenliğini dile getirmesi olduğuna göre, "egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" ilkesi,laikliğin en açık ve en anlamlı tanmıdır.bu sebeple de "türkiye de laiklik" cumhuriyet kurulmadan önce 'yaşama geçmiş' bir ilkedir.
    1 -1 ... lilith
  2. ?.
    (bkz: kavram karmaşası)
    -1 ... halit ayarcı
  3. ?.
    Zor işleyen bir kavramdır.Laiklik adı altında üniversitelere ve askeri alanlara türbanlı insanların alınmaması ile sonuçlanıyor.Geri kalanı oluyor gibi.*
    -2 ... tathar elanesse
  4. ?.
    Türk Toplumunda Laiklik

    Laikliğin tanımı = devlet işlerinin din öğretilerinden-din işlerinin de devlet sisteminden soyutlandığı, bireylerin dini tercihlerini hiçbir baskı olmaksızın yapıp serbesti içerisinde uygulayabildikleri yönetim biçimi ve/veya ilkesi.

    Bu tanımdan ve genel manada Türk tarihinden yola çıkarak "Türk Toplumunda Laiklik" konusunda yapılabilecek en kapsamlı tespit şudur :
    'Türk Toplumu, tarihinde laik özellik taşımayan bir toplumdur.'Tabii bu çıkarımın yapılmasında etkili unsur asırlarca anti-laik sistemlerle yönetilmiş bir toplumun, süreç içerisinde oluşan genel kanaatiyle bu kanaate ters düşen laik sisteme karşı serin duruş göstermesidir.Bu serin duruşa neden olan süreci incelemek gerekirse;
    1 - Orta Asya Türk toplumunda hakim olan yönetim sistemi; gücünü tanrıdan alan 'Kut' inancına dayalı bir sistemdi.Bu sistem özet krallık hakkının tanrı tarafından bir kişiye bahşedilmesi mantığına dayalıydı. işte bu sistem kurumların kurumu olan devleti, yaratıcıların yaratıcı tanrıyla birleştiriyor ve tanrısız bir egemenliğin varlığının anlamsızlığını halka empoze ediyordu.
    2 - Yine Anadolu Türk Toplumu'nda yönetim islamiyet'le tanışmasının ardından yine din egemenliği altında gelişmiştir.Şeyhülislam kurumu padişah fermanlarının dinen caizliğini onamakta, mahalle mahkemelerinin yargıçları kadılar, islam esaslarına göre kararlar vermekteydiler.Bu sistemin oluşturduğu kanaat de yine Orta Asya sisteminin oluşturduğu kanaatin bir benzeriydi.Dine uygun olmayan bir kural asla ve asla sistemin içine entegre edilemez ve uygulanamazdı.
    Ancak bu günümüz pozitif hukukunun da bir ilkesi olmuştur."Halkın genel kanaatlerine (dini, ahlaki, ananevi kanaatler vs.) ters düşen kurallar hukuk kuralı olarak uygulanamaz." ifadesi bugün hukuk kurallarının oluşturulmasında önemli kıstaslardan biridir.Mamafih, bu kural belirli bir esnekliği göz önünde bulundurmaktadır. Osmanlı hukuk sistemiyse tamamen dini temeller üzerine oturtulmuş ve belirli bir esnekliğe haiz değildir.
    Ayrıca Osmanlı'da gayrimüslim tebaanın kendi hukukunu kullanması da anti-laik bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.Burada daha bariz bir uygulama olarak yönetilen tabakanın Müslim-gayrimüslim şeklinde ayrılmasını ve padişahın islam halifesi yetkisini kuşanmasını da yine laikliğe aykırı hareketler olarak yorumlayabiliriz.
    3 - Türkiye'de laiklik üzerine çalışmalar öncelikle cumhuriyetin ilanı ile ortaya çıkmış ve 1924'te halifeliğin kaldırılmasıyla son noktaya varmıştır.Ancak; daha önce bahsettiğimiz "serin duruş"un farkında olan yöneticiler laikliği Türklere uygun bir biçimde yorumlayarak uygulamaya koymuşlardır.Bu durum da laikliğe ters düşebilecek kimi uygulamalara mahal vermiştir.
    Bu kapsamda "Diyanet işleri Başkanlığı" adında tamamen devlet sermayesinden beslenen bir kurum oluşturulmuştur.Bu kurum personeli salt islam dini üzerine çalışmalarda bulunmakta ve kendilerine devlet kadrosu ayrılıp maaş bağlanmaktadır.Din işleriyle ilgilenen bir kurumun devletin tamamen gölgesinde bulunmasıysa laiklik ilkesi adına şaibe yaratıcıdır.Bu durumun "laiklik" adı altında sunulmasıysa tanıma aykırı düşen bir paradokstur.

    Yapılması tavsiye edilen; bu kurumun belli ölçütlere dayalı olarak özerkleştirilmesidir.Tabi belli cemaatlerin yada grupların maşası olmasına engel olarak.
    Türkiye'de laiklik uygulamaları hususunda bir büyük çıkmaz vardır ki ülke gündeminden senelerdir düşmemektedir.Türban sorunu.Kamu kurumlarında -özellikle üniversitelerde- türban büyük bir problem olarak görülmüş ve "laiklik ilkesi" çerçevesinde yasaklanmıştır.Ancak bu durum bir paradoksu doğurur.Türban yasağı belki laiklik tanımının birinci kısmına uymaktadır ancak "bireylerin dini tercihlerini hiçbir baskı olmaksızın uygulamalarını" içeren ikinci kısma tamamıyla ters düşmektedir.Böylesi bir yasağın laikliğe dahil edilmesi -yada bir anlamda laikliğin üzerine yıkılması- tanımlamaya göre yanlıştır.
    Laiklik dün ve bugün Türkiye'nin en tartışmalı konusudur.Ve uygulanması konusundaki paradokslar giderilmediği müddetçe de tartışılmaya devam edecektir.

    onurude / aralık 2007 / sakarya
    ... onurude
  5. 1.
    Devleti, bürokratı, partisi, gazetecisiyle bir toplum nasıl bu kadar yalan söyler, kavramak gerçekten güç.
    Bizim en büyük sorunumuz ne bugünlerde?
    Laiklik, değil mi?
    Devlet erkânımız ve yandaşları laiklik istiyorlar ve laiklik tehlikeye düşecek diye korkuyorlar, değil mi?
    işte bu, benim rastladığım en büyük yalan.
    Vatikan Devleti ne kadar laiklik istiyorsa bizim devlet de o kadar laiklik istiyor.
    Çünkü “dinî” açıdan bizim en çok benzediğimiz devlet Vatikan Devleti.
    Vatikan, Hıristiyan dininin Katolik mezhebinin devleti.
    Peki biz?
    Biz de Müslüman dininin Sünni mezhebinin devletiyiz.
    Siz bizim devletin herhangi bir kademesinde Müslüman olmayan birine rastladınız mı?
    Peki, Sünni olmadığını açıkça söyleyebilen birine rastladınız mı?
    Yahudi bir Yüzbaşımız, Ermeni bir diplomatımız, Rum bir posta müdürümüz var mı?
    Olabilir mi?
    istedikleri kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olsunlar “gayrimüslimler” devlet katlarında görev alamazlar.
    Onu da bir yana bırakın.
    Müslüman olmayan vatandaşlarımızı devlet resmen “yabancı” olarak görür, bir önceki cumhurbaşkanı onların “yabancı” olduğunu açıkça resmî kararlarına geçirtti.
    Kendi vatandaşlarını “dinine” göre tasnif eden bir devlet laik, öyle mi?
    Bu devletin laiklikle alakası yok ama sadece bu kadar da değil.
    Müslüman olmak yetmez.
    Siz hiç Alevi olduğunu açıkça söyleyen bir general gördünüz mü?
    “Ben Aleviyim” diyen bir Maliye müfettişiyle karşılaştınız mı?
    Aleviler de kimliklerini açıkça beyan ederlerse devlet dairelerinde iş bulamazlar.
    Bu devlet, Müslüman Sünni olmayanlara güvenmez ve onları içine almaz.
    Vatikan da böyledir.
    Hıristiyan olmayanlara orada yer olmadığı gibi Protestanlara da yer yoktur.
    Biz bu açıdan Vatikan’a birebir benzeriz.
    Vatikan’a benzemediğimiz yanımız ise en “komik” yanımızdır.
    Bizim devlet sadece “Sünnilere” kapılarını açar ama Sünnilerin Sünni gibi yaşamasını da yasaklar.
    Sünni olmayanlara devlet kapıları kapalı olduğu gibi Sünni usullere göre yaşayanlara da devlet kapıları kapalıdır.
    Bizim devletin istediği “ideal vatandaş”, Alevi gibi yaşayan bir Sünnidir.
    Namaza gidilmeyecek.
    içki içilecek.
    Kadınlar başını açacak.
    Faiz haram sayılmayacak.
    Konuşmalarda asla Hz. Muhammed’e ve Kuran-ı Kerim’e atıfta bulunulmayacak.
    Bakın üst düzey devlet memurlarına.
    Onların hepsi Alevi gibi yaşayan Sünnilerdir.
    içki içerler, namaza gitmezler, karılarının başları açık olur.
    Sünniliğe kalben bağlı olan biri içki içemez.
    Mutlaka beş vakit namazını kılar.
    Öyle bir Sünni, devlet kadrolarında yer bulamaz.
    Siz, aynen Vatikan gibi tek mezhepli bir devlet kuracaksınız, sonra da “laiklik” istediğinizi söyleyeceksiniz.
    Bizim devlet “laik” falan değildir.
    Bizim yargıçlar, askerler, gazeteciler, Sünnilerin Aleviler gibi yaşamasını “laiklik” sanıyor.
    Laiklik elden gidiyor dediklerinde anlayın ki birisi Sünni gibi yaşıyor, Sünni gibi ibadet ediyordur.
    AKP’nin devlet kadrolarına Sünni gibi yaşayan Sünnileri de alması zaten bugün “laiklik” tartışmasını böylesine alevlendiren.
    Buna kızıyorlar ama devletin içine sadece Sünnileri alıp, onların Sünni gibi yaşamasını yasaklamasına “laiklik” değil, “kafa karışıklığı” derler.
    Burası “laik” bir ülke değil.
    Burası “kafası karışık” bir ülke.
    Laik mi olmak istiyorsunuz?
    Bizim yargıçlar laikliği çok mu arzuluyor?
    O zaman kolay.
    Önce devletin kapılarını her dinden, her mezhepten insana açacaksınız.
    Ermeniler, Rumlar, Yahudiler de devlette çalışacak.
    Bütün mezhepleri de kabul edeceksiniz.
    Sonra insanların inançlarına göre giyinmelerine, yaşamalarına, ibadetlerine karışmayacaksınız.
    Yapabilirler mi?
    Asla yapamazlar.
    Onlar laiklik falan istemiyorlar, onlar iktidarda kalabilmek, gerekirse darbe yapabilmek için kendilerine bir “bahane” arıyorlar.
    O bahaneye de laiklik diyorlar.
    Burası laik değil, burası aklı karışık bir Vatikan.
    Bir gün buraya gerçekten laiklik gelirse, şimdi “laiklik” diye tutturanlar bağırmaya başlar en önce.
    Gerçek laiklikten ödleri patlar çünkü onların.
    ... tyrant
  6. 2.
    olmayan laikliktir. arkadaş nüfusunun %99 dan fazlası müslüman olan bir millet nasıl laik olabiliyor. "türkiyede herkes özgürce kardeşçe yaşar" hadi ordan. ben bir paskalya bayramının bir hamursuz bayramının trt de kutlandığını görmedim. 10larca yıl oldu cumhuriyet kurulalı hala %99 değişmedi bugün almanya da ingiltere de fransa da hayvanlar gibi müslüman nüfüs artarken sözde laik türkiyede bir türlü artamıyor bu sayı ne ilginç değilmi. geçin arkadaş türkler ne misafir perver nede hoşgörülü çok fırın ekmek yememiz lazım daha çok.
    1 ... billiejean
  7. 3.
    Türkiye nüfusunun yüzde kaçının hangi dine bağlı olduğunun önemi yoktur. Ya laiksindir, ya değilsindir. Türkiye yüzde 99 değil, yüzde bini müslüman olan bir ülke bile olsa, laik olmak zorundadır çünkü güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır! Herkes dinini kendi yaşar! Din bir inanç sistemidir! isteyen inanır, isteyen inanmaz! isteyen içkisini içer, namazını kılar, kurbanını keser, istediğini giyer!
    ... theodorakis
  8. 4.
    Müslüman ülkelerde asla uygulanamayacak olan ve kişinin kendi içindeki dini duygularını, toplumsal davranışları ve düşünce biçimine yansıtmamasıdır. Bir toplumun laik olabilmesi için Din çeşitliliği gereklidir. Türkiye laik bir ülke değildir. Paramiliter tek din/tek fraksiyon teokrasisi ile yönetilmektedir. BM Barış gücü askerleri ülkede kontolü ele alıncaya kadar da bu hastalıklı hal tedavi edilemez.
    ... hastengri
  9. 5.
    gayet güzel yürümesi, yürümemesini isteyene acı koyan, paragraflarca yazı yazdıran durumdur.
    -1 ... atgmuls
  10. 6.
    türkiye laik bir ülke değildir müslüman ve "türk" bir ülkedir mozaik felan istemez gayet baskıcı ve faşistir. ama buna rağmen kendini çok hoş görülü sanır. israil in nüfusunun %30u müslüman gelin gerisini siz düşünün.
    ... billiejean