bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. .
    H. Gökhan Özgün



    Türkiye'deki mücadele, bölünme, çatışma ya da ismini Baykal koysun, çünkü hangi isimle doğarsa öyle büyüyecek içinizde, laiklerle laiklik karşıtları arasında değildir. Bu kutuplaşma, 'demokrasiye ihtiyacı olanlarla', 'demokrasiye ihtiyacı olmayanlar' arasındadır.
    'Demokrasiye ihtiyacı olanların' kim olduğunu anlatmaya gerek yok. Bu sistemin hor gördüğü, hazmedemediği ve varlığından hicap duyduğu herkes ama herkes bu muhtaçlar ordusunu oluştur.
    'Demokrasiye ihtiyacı olmayanların' başında ise devlet bürokrasisi ve ordu gelir. Bu ikilinin tabiatı gereği, 'demokrasi ihtiyaçsızlığı' en azından anlaşılabilir.
    Bu toprakların garabeti ise, her Avrupa seyahatinde ya da her turistik muhabbette, Türklerin ve özellikle Türk kadınının ne kadar 'Avrupalı' olduğu resmi palavrasını bir 'fahri konsolos' edasıyla Avrupalı'ya kabul ettirmeye çalışan 'Avrupai' Türklerdir.
    Bu güruh, 'görünüşte özgür' Türk kadınına pek benzer. Biraz yaklaşınca anlarsınız ki, iflah olmaz bakiredirler, babalarının biricik kızlarıdır onlar, en büyük aşkları devlet babalarına, asker abilerinedir.
    Babaları onlara Avrupa'yı uygun görmezse Avrupa'ya varmazlar. Varamazlar. Göğüs dekolteleri yerinde ama ruhları 'baba karizması çarşafı' içindedir. Avrupa'yla fırtınalı flörtleri biteviye hayatlarının en büyük heyecanıdır. Kibrin kitabını yazmış onlar, Avrupa'nın peşinde koşmazlar. Bir gün Avrupa, onların ve bayraklı dekoltelerinin önünde diz çökecektir. Bu eşsiz güzelliği 'olduğu gibi' kabullenmeyi öğrenecektir.
    Ne de olsa Avrupa'yı parmağında oynatacak 'tavlama sanatına' büyük yatırım yapmışlardır.
    Bir-iki 'frikiğe' çapkın bir tebessüm ekleyerek Avrupa'yı aşktan sersefil edeceklerdir.
    Avrupa bir gün onlara 'içgüveysi' gelecektir.
    Sert ama tanıyınca çok 'tonton' babasını, biraz bıçkın ama 'kalbi temiz' abisini sevmeyi öğrenecektir. Her şeyleri yerli yerindedir. Neleri eksiktir allahaşkına? Krallara layıktır onlar.
    Ama o ne? Avrupa bu güzeller güzelinin nazından da, niyazından da sıkılmaya başlamıştır. Kendine yeni bir aday bulmuştur. Hem de kim? Bir külkedisi. Doğuştan prenses Türkân, kafasını kaldırıp, o güne dek hiç yüzüne bakmadığı 'külkedisine', Hayrünnisa'ya, önce istifham ve hemen ardından da ikrah dolu bir bakış fırlatacaktır. 'Nesi vardır allahaşkına bu 'gudubetin'? Türkan'ın yerine Hayrünnisa. Bu Avrupa neyin peşindedir?'
    Bu arada Avrupa, Hayrünnisa'da az da olsa huzur bulmuştur. Tamam biraz farklıdır, muhafazakârdır ama niyeti sağlamdır. Bu izdivaca ihtiyacı vardır, bir mantık evliliğidir bu. Hem Hayrünnisa'nın babası da, abisi de nettir: Tanışma, kız isteme, söz, nişan, nikâh.
    Oh be! Nihayet kafa rahat.
    Türkan derdinden kendini yataklara atar, her şeye lanet edip intihara bile kalkar. Ama derken, aniden capcanlı bir intikam hissiyle yataktan fırlar. Kendini sokaklara atar. Her yanına yepyeni bir enerji gelmiştir. Gösterecektir o kendini bilmez, züppe Avrupa'ya gününü. Onun peşinde daha kimler vardır? Aslan gibi iran, 'aşkı başka' Rusya.
    Ne büyük maceralar beklemektedir onu.
    Avrupa'yla ilgili ne dedikodular yayacak, ne rezaletler çıkaracaktır. Kısmetsiz Hayrünnisa süprüntüsüne de yar etmeyecektir onu.
    Kim 'en güzel', dünya âlem görecektir.
    Artık küllahlar değişilmiştir, ok yayından çıkmıştır. Her şey mubahtır. Abisinin bıçkın ama pek de iyi niyetli olmayan arkadaşlarını da sokacaktır devreye. Avrupa bu izdivacı ucuza getirmeye çalışıyordur. Onca makyaj, kuaför, dekolte heba olmuştur. Bunun hesabı verilecektir. Haddini bilmez Hayrünnisa da yaptıklarını ilelebet evde kalarak ödeyecektir. Gün Türkan'ın günüdür.
    Türkiye'de son günlerde olup bitenler suratı asık, ruhu kasık ama göğsü açık mı açık Türkan'ın Avrupa'yla hesaplaşmasıdır.
    Yoksa devlet baba Hayrünnisa'nın işini 'Anayasa Mahkemesi'nde tam bitirmek üzereyken, asker abi niye kafayı kırıp 'Türkan'ı sevmeyen ölsün' diye naralar atamaya başlasın ki?
    Asker abi devlet babaya, "Baba sen Hayrünnisa'yı hallet, ben o 'Avrupa' denen itin hesabını görücem" demiştir. Öyle görünüyor ki, bunun dışındaki her açıklama akla zarardır.
    Avrupa bu 'son mektubu' almıştır. işi kafasında bitirmiştir. Şimdi mesele, çığlıklar içinde üstünü başını yırtan Türkân'ın semtinden çaktırmadan ve hasar almadan uzaklaşmaktır.
    Hayatım boyunca 'babalarına âşık kadınların', onların 'Allah gibi babalarının' ve 'her şeye maydanoz abilerinin' semtine uğramadım.
    Kendi kuyusunu kazmakla meşgul Avrupa'ya ise hiçbir özel zaafım olmadı.
    Ama yine de, Allah düşmanımı bile 'o semte' uğratmasın.
    ... muhayyil