1. 1.
    Anayasal dava konusu olmuştur.

    Engellenen kullanıcılar dava açıp anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla şikayetçi oluyorlar.

    Başkanlık avukatı, bu mevzu başkanın inisiyatifi, kiminle vakit geçireceğine kendisi karar verir, diye savunma yapıyor. Gel gör ki, trump ilgili twitter hesabında resmi nitelikte açıklama yaptığı için savunma pek mantıklı değil.

    Mahkeme yargıcı, iş karmaşık bir anayasa davasına dönmesin diye, takipçilerin engellenmek yerine sessize alınırsa iki tarafın da haklarının zedelenmeyeceğini düşünerek ilk celsede tavsiye veriyor.

    Davacılardan bazıları ise, bu seçeneğin de ifade özgürlüğüne engel teşkil edecek nitelikte olduğunu söylüyor.

    Bir başkası, “bana uyar, trump’ın yazdıklarımı görmesi beni enterese etmiyor ancak menşında yazdıklarımı diğer insanların görmesi benim hakkım” diyor. Buyur buradan yak!

    Trump, resmi bir görevle edindiği makama dair açıklama yaptığı, yani resmi görüş paylaşımı için kullandığı bir yere kişilerin ulaşımını ve konuşma özgürlüğünü engellemiş oluyor. Gel gör ki, twitter yasal bir düzenlemeyle resmi görüş açıklama veya ilan mercii olarak seçilmemiş. Ancak abd’de bu tür ayrımlar pek yok zaten. Zira tek hukuk rejimi var, adli yargı, idari yargı ayrımı yok.

    Hal böyle olunca Anayasacılık ve idari işlemler arasında ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor.

    Woodrow wilson’ın 1887’de dediği gibi, abd, anayasa üzerinden bitmez tükenmez tartışmaların döndüğü bir hukuk altyapısına sahip olduğundan idare’nin sistemleşmesi çok gecikti.

    Halbuki bizde ve kıta avrupası’nda olsa irade açıklamasının yapıldığı yerin yasal dayanağına bakılır, yani şekil yönünden incelenir. O mecraya ilişkin yasal düzenleme yoksa mahkemede idare lehine hüküm tesis edilmez. Hatta varsa idari işlem yok sayılır. Ancak resmi içerik taşıyıp hukuki sonuç doğuruyorsa idare hukuku açısından (esas veya şekil yönünden) şahıslar aleyhine hak ihlaline bakılır. Bu olaydaki gibi kişiye anayasa veya yasayla tanınmış hakların ihlali söz konusu değilse (zira resmi gazete var ve diğer ilan şekilleri yasayla düzenlenmiş) kişilerin engellenmesinde bir sorun görülmez. idarenin keyfiyetine girer. Hatta mevzunun içeriğine göre kişi hak ve hürriyetleri (isteyen istediğini twitter’da engeller, idare veya gerçek kişiler için aksi yönde bir yasal düzenleme yok) bağlamında da değerlendirilebilir.

    Ama abd’de pek de öyle değil işte. Adamlar için hiçbir hukuk dalı, hiçbir zaman anayasa hukuku’ndan ayrı kategorize edilip işletilemez.

    Kaldı ki, diğer bir tartışma konusu; twitter’da sessize alma imkanı olmasa ne olacaktı? Soyut Hukuki düzenlemeler, şahısların oluşturduğu sanal mecraların iç düzenlemesinden etkilenen, bu düzenlemeye göre şekillenen somut olaylara ne şekilde tatbik edilecek? Bu iç düzenlemeler ne şekilde ne denli belirleyici olacak?

    Bunu zaman gösterecek tabii ki ancak daha şimdiden görünen o ki, ülkedeki genel hukuk rejim ne olursa olsun, mahkemeler, internet sitelerinin kullanıcılara Sağladığı imkanlar, bu imkanların sınırları, sitenin iç işleyişi gibi değişkenleri daha fazla dikkate almak zorunda kalacak.

    Ve teknolojiyle iletişim araçları ve yöntemleri çeşitlendikçe ceza hukuki gibi, idare hukuku da ciddi güncellemelere ihtiyaç duyacak.
    ... jetaim