1. 1.
    ana diliniz haricinde bir dili öğretmensiz öğrenirken hesaba katılması/ öncelikli öğrenilmesi gereken şeylerdir.

    ilk olarak, öğreneceğiniz dilin hangi dil ailesine mensup olduğunu ve nasıl bir gramer yapısına sahip olduğunu bilmeniz önemli. yani hedefinizdeki dil, sizin ana dilinize ne kadar benziyor bunu kestirebilmek lazım. mesela türkçe sondan eklemeli bir dildir. dolayısıyla biz anlatmak istediğimiz çoğu durumu kelimelerin sonuna ekler getirerek ifade ederiz. burada durumdan kasıt eylemin hangi süreçte, hangi amaçla, hangi zaman diliminde yapıldığı ile ilgili olabileceği gibi eylemi gerçekleştirdiğimiz nesneyi tanımlıyor da olabilir.
    peki gramer ve dil ailesini bilmek neleri gerektiriyor, işte mesele bu. şunları gerektiriyor diyebiliriz:

    1) syntax (söz dizimi): ortaokuldaki türkçe derslerinden 'fiil' 'özne' 'nesne' 'zarf' 'sıfat' gibi kavramlar mutlaka aklınızda kalmıştır. işte bir dilin söz dizimi bu kavramların cümle içinde nasıl sıralandığını gösterir. mesela türkçede basit cümlelerdeki temel sıralama "özne"- (eylemi yapan şahıs/varlık) "nesne"- (eylemin üstünde gerçekleştiği varlık) "fiil" şeklinde ilerler. söz konusu sıralama japonca, korece, moğolca gibi kimi asya dillerinde de aynıdır.
    ancak ingilizcede bu sıralama özne-fiil- yüklem şeklindedir. misal olarak türkçede 'ben kahvaltı yaptım' cümlesini ele alalım. burada ben özne, kahvaltı nesne, yapmak ise fiildir. ingilizcede ise aynı cümle 'i had breakfast' şeklinde söylenir.
    i: ben
    had: yaptım
    breakfast: kahvaltı
    yani türkçeye birebir çevirdiğimizde 'ben yaptım kahvaltı' gibi türklere göre devrik bir cümle ortaya çıkıyor.
    eğer siz ingilizcedeki bu özne-yüklem-nesne sıralamasını bilmiyorsanız 'dili anlıyorum ama konuşamıyorum' sorununu yaşamanız çok doğaldır. çünkü kafada birebir çeviri yapamazsınız. filhakika kelimelerin yerleri tam zıttı.

    syntax önemli hocam.

    2) zaman kipleri: bunun çok üstünde durmaya gerek yok. geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman gibi farklı zamanlarda gerçekleşen olayları ne şekilde anlatacağını bilmeyen kişinin derdini anlatması biraz zor.

    3) cümleleri birbirine bağlayabilmek ve aynı anda olan olayları anlatabilmek: özellikle karmaşık cümleleri kurabilmek için gereklidir. dananın kuyruğunun koptuğu yerdeyiz çünkü hemen her dilin kendine ait cümle yapıları var bu hususta. somutlaştıralım: türkçede 'yolda yürürken ayşe'yi gördüm" cümlesinde 'yolda yürümek' ve 'ayşe'yi görmek' eylemlerini birbirine bağlayan şey -iken ekidir. yürürken, konuşurken, bakarken... günlük hayatımızda hayati öneme sahip fillerle birlikte kullandığımız bu ekin karşılığı ingilizcede fiilden önce kullanılan when/while kelimesidir mesela. dikkatinizi çekerim, türkçede bir ekle ifade edilen mana başka bir dilde fiilden bağımsız bir kelimeyle ifade ediliyor. ingilizcede yukarıdaki cümle
    'while i was walking i saw ayşe' olarak söyleniyor.
    while: -iken
    i: ben
    was walking: geçmiş zamanda yürüme sürecini ifade ediyor
    saw: görmek fiilinin geçmiş zaman hali.
    birebir çevirsenize nasıl bir şey ortaya çıkıyor?

    4) kişi çekimlemeleri: türkçe ve fince gibi bazı dillerde -yeni öğrenenler için- felaket kompleks, ingilizce ve almanca gibi diller eh işte dedirten, çince ve japonca gibi dillerde -her kişi için aynı fiil formu kullanılmasından mütevellit- son derece kolay olan bir mevzudur. hedefteki dilin kişiye özel fiil veya isim çekimlemelerinin zorluğunu göz önünde bulundurmak hangi dile yönelmek istediğinizle ilgili size bir fikir verebilir.

    5) fiil kökenli kelimenin cümle içindeki durumu: en baş belası konulardan biri daha. sıfat fiil, isim fiil, zarf fiil.. cart curt muhabbetlerinin diğer dillerdeki karşılığı da epey farklı olabiliyor. gene somutlaştıralım.
    türkçede gitmek kelimesi eylem belirtir mesela. ancak 'gittiğim okul çok güzeldi' derken 'gittiğim' kelimesi bir eylem belirtmez, okulu tanımlar. nasıl okul? gittiğim okul. olay bu.
    ingilizcede bunun karşılığı relative clause denilen bir mevzuda açıklanır. what/that/which gibi kelimeleri özne ve eylemden önce kullanarak nesneyi fiil ile tanımlamış oluyorsun.
    ing örnek:

    'the school which i went was beautiful'

    the school: okul
    i went: gittim --> which i went: gittiğim
    was beautiful: güzeldi (geçmiş zamanda okulun estetik durumu)

    japoncada ise türkçeden bile kolaydır bu mevzu. çünkü fiilden sonra bir nesne geldi mi fiil doğrudan o nesneyi tanımlıyor.
    misal: watashi no itta gakkou wa kawaii katta
    watashi: ben--> watashi no: benim
    itta: gitti/gittim/gittiler...
    gakkou: okul
    kawaii: güzel--> kawaii katta: güzeldi
    burada watashi wa gakkou ni itta dersen 'ben okula gittim demiş oluyorsun (-ni japoncada yönelme ekidir).
    ama itta (gittim) kelimesi gakkou (okul) kelimesinden önce gelirse fiil manasını kaybediyor ve itta gakkou 'gittiğim okul' manasına geliyor.

    6) etken edilgen fiil yapısı: işi yapan mısın yaptıran mısın mesele bu. basit ama günlük hayatta çok karşımıza çıkan bir şey. gene her dilin farklı yapıları var o sebeple örnek vermeye gerek görmüyorum.

    7) şartlı cümleler: eğer ... olursa ... yaparım/olur şeklindeki, bir olayı başka bir olayın gerçekleşmesine bağlayan cümleler. bunu başka bir dilde yapabiliyorsanız orta seviyeye az veya çok yakınsınız demektir.

    8) kelime bilgisini günlük hayatta en sık kullanılan kelimelerle geliştirmeye başlamak. mantıklı olan da bu zaten.
    1 ... yazar x