1. .
    oldukça boktan bir durumdur.. hiç tanımadığınız fakat sizi bilen ve sizden, nefes almanızdan, aynı platformda bulunmaktan hiç haz almayan insanlar.. sanal alemde oldukça fazla görülmektedir.. bu durumun bilinmesi ise insanda garip tepki uyandırır.. "onlar kim lan?", "hiçbirisini tanımıyorum", "çok saçma" vb. tepki verir.. gariptir.. "düşman başına" der insan ama kendi başındadır..
    2 -1 ... fatal
  2. .
    ünlülerin başına gelen ve çok da iplemedikleri durum.
    3 ... system error
  3. .
    ahmet yildiz olmedi icin gecerli durum.
    1 ... syme
  4. .
    şahsımın sıkca karşılaştığı durum.

    arkadaşlarımın arkadaşları hiç hazzetmezlermiş benden. aslında az çok biliyorum nedenlerini.
    mesela sadece yeterince tanışık olmadığım insanlar olduğu için selam vermem 2.-3. görüşümde. samimiyetsiz gelir bana. ha selamın mı bitecek veriver deseniz de veremem. hadi verdim diyelim;
    -aa melaba.. naber.. nasılsın nası gidiyo.
    -iyi sağol sen?
    -ben de iyi. napıyosun. vs.vs.
    uzar gider. ismini sıfatına karşı teleffuz etmemiş bile olduğum birine neden selam verip yolda durup muhabbete giresiniz ki?
    bir de ona nedir ki nasıl olduğumdan, neyimin nasıl gittiğiyle gerçekten ilgili mi mesela? mesela şuan çok işsizim. bildiğin gibi değil çok fazla işsizim. iş bulur mu bana? ben bunu söyler miyim ayak üstü ona. gerek yok samimiyetsiz diyaloglara. işte selam vermeden geçerim.

    sonra bazılarıyla bir şekilde o istemediğim diyaloglara girerim aynı ortamda uzun kalma durumunda. konuşurken konuşurken;

    -ya inanır mısın ben senden nefret ediyordum... çok sevdim seni.

    duyarım bunu. pat diye suratıma söyler. sevdim, seviyorum kısmı enterese etmez ama nefret kısımı da gocundurtamaz hiç. kimse beni sevmek zorunda değil ki. e ben de öyle değilim tabi. ama hiç ön yargım yoktur tanımadan önce sevemem ya da nefret edemem.tabi bu benim nefretten nefret edişimle de alakalı ama. ön yargıdan da hazzetmem.

    neyse bunlardan bazılarına sorarım neden diye bazen... ilginç yanıtlar olur...
    çok kendinden emin yürüyorsun...(napiim; sürünerek mi ilerleyeyim, başım dik, alnım açık)
    çok sert bakıyorsun...(ona yapacak birşey yok o irsi, aileden geliyor, kaşlar çatık efendim)
    ortaokulda yan sınıfınızdaydım ben, duymuştum, hasan fehmi* seni pek severmiş. hasan fehmi beni hiç sevmezdi, hatta tokat atmıştı.(tembelsin diye tokat yiyorsan benim suçum ne, bizim sınıfta bile değil)
    çok kalabalık bir arkadaş grubunuz var. görüyorum hep birliktesiniz hep gülüp eğleniyorsunuz.(napalım, toplu intihar mı edelim millet bizi mutlu görmesin diye)
    platonik olarak sevdiğim çocuk senden hoşlanıyormuş, gerçi senin de haberin yokmuş, istememişsin ama.(ama ne ama? öleyim?!)
    lisede eteğim çok yakışıyordu.(al senin olsun)
    eski sevgilimle aynı dersanedeymişsin(sanki eski sevgilisiyle başbaşa özel ders alıyorum)

    sözün özü millet hasedinden benden nefret ediyor ulan. birisi de desin ki; geçerken bana omuz attın, voleybol maçında suratıma smaç bastın, atletizmde çelme taktın, sevgilimi elimden aldın, eteğimi yırtın filan desin. yok!

    hayır, haset edilecek birşey de olsa. pigmeden büyük insandan küçük boyutlarda, su içmeyi unutur, tuvalet ihtiyacını ilkel bulur, bunlar dışında öyle böyle değil bildiğin canlı.
    1 ... rodcracker