bugün

taklidi imana sahip kişiler mevcudattaki allah’ a ait damgaları, delilleri ve mühürleri okuyamaz. ilahî isimlerin ve sıfatların tecellilerini göremez. Sadece Müslüman olduğu, hatta öyle doğduğu için Allah'a inanır, gerisi onun için palavradır, iman bile onun için taklit için bir vesiledir. sonuca giden her yol mübahtır bu takiyyeciler için.
Tahkiki imanda ise kendi nefsini ve kainatı ilim ve hikmet nazarıyla tefekkür etmenin sonucu olarak kalpte hasıl olan ve hiçbir şüphe ve tereddüt eseri kalmayan, hiçbir desise, vesvese yahut batıl fikirle sarsılmayacak kadar kuvvetli bir iman söz konusudur. Ve yine bu özellikte ki kişiler halka hizmeti hakkı bildiği için ona göre yapar, sonucunun hesaba çekileceğini bilir.
varın siz hesabedin mevcut hükumetin vaziyetini.
küçükken babamızın elinden tutup cuma namazlarına teravi namazlarına giderdik baba ne yaparsa onu yapardık. bu taklidi iman. şimdi ise neyi neden yaptığımızı bilerek yaparız. işte kısaca böyle bir şey.
cuma suresi 5. ayet meali:

Tevrat'ın mesajını ulaştırma ve onu uygulama yükümlülüğünü kabul ettikleri halde, sonra bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler, tıpkı ciltlerle kitap taşıyan merkebe benzer. Allah'ın âyetlerini yalan sayan kimselerin düştükleri durum ne fecî! Allah böylesi zalim gürûhu hidâyet etmez, emellerine ulaştırmaz.

Yüce allah'ın ayet-i kerimede buyurduğu gibi, "elimizde kuran olmasına rağmen, içerisindeki buyruklara göre yaşamadıktan sonra herşey boş. sonrası ise manevi bir boşluk ki o boşluk hiç küçülmez.
Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve âdeta kişinin islâm toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii sonucu olarak gözüken imana taklîdî iman denilir. Ehl-i sünnet bilginlerinin çoğuna göre bu tür iman geçerli olmakla beraber, kişi imanı aklî ve dinî delillerle güçlendirmediğinden dolayı sorumludur. Taklîdî iman, inkârcı ve sapık kim- selerin ileri süreceği itirazlarla sarsıntıya uğrayabilir. Bunun için imanı, dinî ve aklî delillerle güçlendirmek gerekir. Çünkü deliller, ileri sürülecek şüphe ve itirazlara karşı imanı korur. Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imana ise tahkîkî iman denir. Aslolan her müslümanın tahkîkî imana sahip olması, neye, niçin ve nasıl inandığının bilincini taşımasıdır.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.