1. 1.
    sıkıntı yaratacağına inanmadığım karardır zira kıbrıs barış harekatında boyunun ölçüsünü alan rumlar aynı çılgınlığa kalkışamaz, kalkışırlarsa bir gece ansızın 81 düzce 82 lefkoşa olabilir.
    -1 ... forevergreencrocodiles
  2. 2.
    35 yıl yeter!

    GÜNLÜK Gazetesi/11.11.2009
    Geçtiğimiz günlerde, plaza medyasında 'yoğun gündem' nedeniyle 'kutu' kadar yer bulan, önemsenmeyen bir haber vardı. Yeni Kıbrıs Partisi'nin (YKP) kurultayına katılmak üzere KKTC'ye giden DTP istanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Önder işleyen, Sosyalist Parti Merkez Komite üyesi Mahir Sayın ve YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı Lefkoşa'da düzenlenen bir basın toplantısında, 'Demokratik açılım' süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    Türkiye'nin 'krizli gündemlerinden' birinin 'Demokratik açılım' sorunu olduğunu ifade eden Tuncel, demokratik açılımın 10 Kasım'da Meclis'te tartışılacağını anımsattı. Görüşmelerin 10 Kasım'a denk getirilmesini eleştiren Tuncel, '10 Kasım, Türkiye'de hassas bir dönem. Biz aslında AKP'nin bugüne denk getirerek olayı şeklen tartışmak istediğini düşünüyoruz' diye konuştu. Türkiye'de tüm toplumsal kesimlerin demokrasi ve barış istediğini ifade eden Tuncel, 'Bu açıdan AKP bu süreçten geri dönemez' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'Proje yok, bir süreç var' sözlerini de anımsatan Tuncel, 'Ama bu sürecin nasıl işleyeceği, bu süreçte neler yapılacağı önemli. Tabii ki sorun birdenbire çözülmeyecek ama öyle sürece yayarak, işi özünden saptırarak da bu iş çözülmez. Yani Kürt halkını görmeden, Kürtlerin taleplerini dikkate almadan geliştirilecek bir çözüm çözüm değildir' dedi.

    Kıbrıs sorunu, uzun bir çatışma tarihini içinde barındırmaktadır. Kıbrıslıların ortak vatanlarında yaşamları, muhataplarının her birini 'kanını zehirleyen şovenizm' ile milliyetçi kesimlerin 'büyük'(!) düşlerinin, kapitalist toplumdaki klasik sınıf çelişkilerinin ve emperyalistlerce önemli sayılan coğrafyanın tutsaklığının dayatmalarından kurtulamadı. Yaşanan süreçte Kıbrıslılar, ortasından tel örgüler geçen, coğrafyası kanla bölünmüş, halkı ve tüm yaşam alanları ikiye ayrılmış olarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor...

    '1974 Kıbrıs Barış Harekatı' ile, Türkiye'nin askeri işgali, sorunu başka bir boyuta taşımış bulunmaktadır. Ancak, askeri harekatın neticesinde ortaya çıkan işgal; fetih siyasetiyle bir istilaya dönüşmüş ve Türkiye'nin derin ve sivil yönetimleri uyguladıkları asimilasyon ve entegrasyon politikaları sonucunda Kıbrıs'ın kuzeyini Türkleştirme ve Sünni-Müslümanlaştırma gayretini ısrarla sürdürmektedirler.

    AKP iktidarı da, klasik devlet politika ve söylemlerinden bir farklılaşma, sözde demokratik bir tutum içerisinde görünmesine rağmen Kıbrıs üzerindeki tahakkümünü korumanın ve sürdürmenin yollarını aramaktadır. Egemenler bugün AKP eliyle, 'yeni Osmanlıcılık' söylemi ile Kıbrıs'ın kuzeyini gerici tarikat yapıları eliyle fetihçi bir anlayışla sürdürmeye devam etmektedir. Diğer yandan da AKP eliyle gündeme getirilen ekonomi politikaları ile emekçilerin hakları ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

    Son 35 yılda uygulanan entegrasyon-asimilasyonla, Türkleştirme ve Sünni-Müslümanlaştırma politikalarına uygun olarak taşınan nüfus sonucunda; 100 bin civarında kalan adanın kuzeyindeki Kıbrıslı nüfus azınlığa düşürülerek; 400 bin civarında Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen/getirilen taşıma nüfusla, Kıbrıslıların özgür iradesi bloke edilmiş, bu, adanın kuzeyindeki Kıbrıslıyı yok etmeyi amaçlayan ve Kıbrıs'ı Türkiye'nin bir vilayeti yapmaya çalışan mentalitenin Kıbrıslılar üzerinde en acı saldırı silahı olmuştur. Gelinen noktada, Kıbrıs'ın kendine has kültürü Türkiye'yi yönetenlerin yayılmacı politikasıyla, adanın kuzeyinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kıbrıslı Ermeniler ve Maruniler de işgal sonrası yerlerinden yurtlarından edilerek ağır bir asimilasyona maruz kalmışlardır.

    Kıbrıs sorununun çözümünün yalnız Kıbrıslıların değil, Türkiye ve Yunan halklarının, bölge ve dünya barışının da çıkarına olduğuna inanmaktadır. Kıbrıs sorunu göstermiştir ki, uzlaşmazlık ve adaya silah yığmak, başta Türkiye ve Yunanistan, sonra da bölge ve dünya barışını tehdit etmiştir. Bu nedenle ada koşulsuz ve istisnasız tamamen silahsızlandırılmalı, garantör ve garanti diye Kıbrıs'ı devamlı müdahale altında tutan kurallar kaldırılmalıdır. Gerilim ve tehdit politikalarına son verilmeli, iki toplumun işbirliği, teması ve Kıbrıs sorununun çözümüne ve barışa antlaşmadan sonra ulaşılmasına zorluk çıkaracak her şey kaldırılmalı;

    - Şoven propaganda ve eğitim engellenmeli,

    - Yurt sevgisi, ortaklık ve ortak bir gelecek anlayışı geliştirilmeli, insan hakları ve evrensel hukuka saygı duyulmalı,

    - Toplumların, daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok refah taleplerine engel olunmamalı,

    - Toplumların bu amaçlara yönelik, üretim, yönetim ve işbirliği fonksiyonlarına saygı duyulmalı,

    - Kültür mirasımızın, ekolojik dengenin, su kaynaklarının, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin ve çevrenin korunmasına özen gösterilmeli ve

    - Esas olarak iki toplumdan birine veya diğer topluluklara mensup olma fikrinin yerine, insan olarak Kıbrıslı olmanın yeterliği kabul ve teslim edilerek ayrılıklara son verilmesine çalışılmalı, zira 35 yıldır yaşanan acılar artık son bulmalı!...

    M.Utku ŞENTÜRK
    * Gazeteci - AB ve Uluslararası ilişkiler Uzmanı
    ... hasan2salakosman4