1. 1.
    almanya--->%9
    ingiltere(uk)--->%6
    abd--->%5
    italya--->%5
    ırak--->%5
    fransa--->%4
    ispanya--->%4
    hollanda--->%3
    israil--->%3
    rusya--->%2
    suudi arabistan--->%2
    çin--->%2
    belçika--->%2
    romanya--->%2
    polonya--->%2
    bae--->%2
    mısır--->%2
    kanada--->%1
    ukrayna--->%1
    bulgaristan--->%1
    iran--->%1
    isveç--->%1
    azerbaycan--->%1
    katar--->%1
    gürcistan--->%1
    macaristan--->%1
    isviçre--->%1
    hindistan--->%1
    libya--->%1
    yunanistan--->%1
    lübnan--->%1
    özbekistan--->%1
    avusturya--->%1
    portekiz--->%1
    çekya--->%1
    suriye--->%1
    güney kore--->%1
    danimarka--->%1
    cezayir--->%1
    tunus--->%1
    fas--->%1
    slovenya--->%1

    yukarıda görülen kaydadeğer ihracat yaptığımız ülkelerin toplam yüzdesi; yüzde 86.

    toplam ihracatımızın da geri kalan yüzde 14'ünü dünyanın diğer ülkelerine yapıyoruz...

    kaynak: türkiye'nin ihracat haritası;
    https://www.trademap.org/...c2%7c1%7c%7c2%7c1%7c1%7c3

    şimdi sevgili arkadaşlar...
    gündemimiz ekonomi...
    ekonomi ne yazık ki gündemimizden hiç düşmüyor.

    dış ticaret açığımız var ve bu dış ticaret açığı da her gün bizi fakirleştiriyor.
    katma değerli ürün üretip ihraç edip gelir elde edemiyoruz...

    ve yukarıda yaptığım listede türkiye'nin en önemli ihracat yaptığı ülkelerin çoğuyla da papaz olmuş durumdayız.

    ihracatımızın yüzde 9'unu gerçekleştirdiğimiz, türkiye'nin en büyük alıcısı almanya "bizi kıskanıyor" (!)...

    ihracatımızın yüzde 5'ini gerçekleştirdiğimiz abd ile durumumuz karışık...

    ihracatımızın yüzde 4'ünü yaptığımız fransa ile durumumuz ortada.

    ihracatımızda yüzde 5 paya sahip ırak hükümeti sürekli bize ultimatom veriyor.

    ihracatımızın yüzde 3'ünü gerçekleştirdiğimiz hollanda ile reisimiz küs.

    eyyy israil dediğimiz israil, ihracatımızın yüzde 3'ünü yaptığımız ülkeymiş meğer. ama bizimkiler gidip bize 5 kuruş faydası olmayan filistin'in götünü yalıyorlar.

    rusya ile bir dargın bir barışıkız. ayrıca rusya'dan yaptığımız ithalat, rusya'ya yaptığımız ihracattan kat be kat fazla.

    ihracatımızda yüzde 2'şer paya sahip olan suudi arabistan, bae ve mısır'a bundan böyle ihracat yapmamız mucizelere bağlı. ama olsun, suudi arabistan milli gününü kutlamaya devam eder bizimkiler.

    ve diğerleri...
    ihracatımızda yüzde 1 paya sahip ülkelerin bir çoğuyla da ilişkilerimiz kırılgan...

    ama ne yazık ki ülkeyi yöneten siyasi irade bu tabloları doğru okuyup dış ilişkileri geliştirecek somut adımlar atmıyor.

    ihracatımızın yüzde 86'sını gerçekleştirdiğimiz ülkelerin yarısıyla aramız bozuk. birçoğu bizden mal almayı durdurmuş yahut azaltmış durumdalar.
    ve bunun neticesi olarak ülke yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyor.

    yukarıdaki listede aramızın en iyi olduğu nülkeler; azerbaycan, katar, ukrayna, gürcistan ve lübnan...
    bunların hepsi yüzde 1'er paya sahip.
    bu ülkelerin paylarını yüzde 2'ye çıkarmak bile mümkün değil, zira bu dost ülkelerin nüfusları, kapasiteleri, yapacakları ithalat bedeli belli...

    elimizdeki tablo malesef bu.
    ve bu durumda ülkeyi kim yönetirse yönetsin, türkiye'yi biraz olsun düzlüğe çıkarması için, bir parça rahat nefes alabilmemiz için bu ülkelerle, özellikle de ab ülkeleri ile aramızı düzeltmemiz, ilişkilerimizi normalleştirip, geliştirmemiz şart...

    işte türkiye'nin dünya ülkeleri ile ilişkilerini düzenleyen, geliştiren, krizleri çözen diplomatları vardı eskiden.
    birileri kendisine "şahsım" dedi, türkiye'yi dünyada temsil eden diplomatlara ise "monşer" diyerek yol verdi.

    neticede dünya ile ilişkilerimiz ortada...

    durumumuzu da yukarıda açıkladım.
    bize acilen dolar lazım, o da bu gece lazım...

    ha tabi kendini "yerli ve milli" zanneden birileri şimdi çıkıp, "biz bize yeteriz, ekmeği bu ülkelerden mi alıyoruz" diyecektir.

    evet, ekmeği bu ülkelerden almıyoruz ama geçtiğimiz sene 2.3 milyar dolarlık buğday ithalatı yapmışız, bu ithalatın da yüzde 95'ini yukarıdaki ülkelerden yapmışız.
    türkiye nin en çok ihracat yaptığı ülkeler

    neyse...
    görüldüğü gibi ekmeği dolarla almıyoruz, ama askıda ekmek kampanyası yapacak kadar da düşmüş durumdayız...

    o halde gayrisini fütüvvet ehli olan(!) ümmetimiz bilir, bizler şahsım için amorf ehliyiz(!) ne de olsa...

    ampulü lüzumsuzsa söndürmek farzdır...
    10 ... tengir budun
  2. 2.
    ülkenin ihcarat durumunun vahimdir, son zamanlarda ülkemize yapılan yaptırımlar nedeni ile hem ihracatımız azalıyor hem de paramız değersizleşiyor.

    bu arada, ihracatının yaklaşık %50 sini avrupa birliği'ne yapmaktır yapmaktadır.

    diğer önemli ülkeler ise ırak, israil, rusya, mısır, fas ve çin'dir.
    1 ... teksin61
  3. 3.
    Türkiye'nin ihracat durumu çok ama çok vahim..

    normal ekonomik teoriye göre türk lirası dolara karşı değer kaybettiğinde ihracatımızın artması lazım.. ama artmıyor..

    neden artmıyor?

    artmıyor çünkü türkiye'nin satacak malı yok.. türkiye ihracat yapamıyor, çünkü üretmiyor...

    bu bugünün hikayesi değil.. türkiye'yi üretimsizlik+dış borç+ithalat yoluna ilk kez sokan adam adnan menderes'tir.. menderes'ten sonra süleyman demirel türkiye'yi tekrar üretim+ihracat kulvarına soktu.. turgut özal ise o kulvardan çıkarıp ithalat+dış borç+inşaat kulvarına geri soktu.. ancak üretimsizlik yolunda en ileri giden adam tabii ki rizeli recep'tir..

    sonuç: son 20 yılda biriken ve ithalat finansmanında + savaşlarda kullanılan 300 milyar dolar borç var.. bu da demek ki bizim geleceğimiz satıldı.. çocuklarımızın geleceği de satıldı.. belki torunlarımız rahat ederler..
    15 -3 ... arbutus unedo
  4. 4.
    Ne yapalım ha? Dış ilişkileri düzeltmek için ülkenin anahtarını hırsıza mi teslim edelim?
    2 -6 ... judas
  5. 5.
    Ingiltere ye giyim ihracati herhalde.
    Teknoloji satacak halimiz yok ya.
    Bu da ozal zamaninda olmuştur.
    Malatyalilarin hepsi tekstilde en başta.
    Rizeli nin başta oldugu donemde de rizeli muteahhitler en başta.
    4 ... atlant isten gelenadam
  6. 6.
    en çok ihracat yaptığımız ülke önemli değildir. ihracatta kg başına kazandığın dolara bakarlar biz tonlarca ihracattan birkaç dolar kazanıyoruz, abd gram gram ihracatlardan binlerce dolar. işte bu yüzden döviz sürekli yükseliyor türkiye'de.
    2 ... masklavi
  7. 7.
    1. almanya;
    hemen hemen tüm ülkelere ihracat kalemlerimiz;
    otomotiv, beyaz eşya, makine, inşaat malzemeleri, petrol ürünleri, hazır giyim, bakliyat, meyve

    türkiye nin en çok ihracat yaptığı ülkeler
    1 ... little little man
  8. 8.
    --spoiler--
    Hayatımda hiç bu kadar götten uydurma bir yorum duymadım. Kaynak göster desem ne gösterecek merak ediyorum.
    (bkz: türkiye nin en çok ihracat yaptığı ülkeler/#44039932)
    --spoiler--

    bence hayatında çok fazla yorum duymamışsın sen..

    cumhuriyet döneminin bütün krizlerini listeleyip onların ağababası olan 1958 devalüasyonundan hiç bahsetmemen çok ilginç...

    menderes denen köylü asker eliyle sxtredildikten sonra türkiye'nin ciddi bir sanayileşme ivmesi yakaladığı kesindir.. Türkiye ile sovyetler arasında imzalanan Mart 1967 anlaşmasını ele alalım:
    ---Aliağa Petrol Rafinerisi,
    ---Bandırma Sülfürik Asit Fabrikası,
    ---Seydişehir Alüminyum Tesisleri,
    ---Artvin Lif-Levha Fabrikası,
    ---iskenderun Demir-Çelik Fabrikası
    gibi bugün türk sanayisinin ana omurgasını oluşturan tesisler bu anlaşma sayesinde kuruldu..
    ---Keban barajı,
    ---Oymapınar barajı
    gibi devasa enerji üretim/sulama tesisleri de gine bu dönemde yapıldı, ya da temelleri atıldı.

    sizin en büyük sorununuz ekonomiyle sanayileşme arasındaki farkı kavrayamamanız.. senin gibilere göre bir demir çelik fabrikası kurmakla bir avm yapmak arasında ekonomik olarak hiç bir fark yoktur. çünkü ikisi de yatırımdır ve ikisi de meşhur

    Milli Hasıla = Tüketim+Yatırım+Hükümet harcamaları+ihracat-ithalat

    formülünde yatırım maddesinin altına girer...

    Türkiye 1960-80 arasında elbette döviz krizleri yaşadı. Çünkü üretimi yoktu. dolayısıyla o zamanki ekonomik krizleri altalta sıralayıp "baaaak o zaman da her şey çok kötüydü" demek ancak bir aptalın yapabileceği bir şeydir..

    1960-80 arasını farklı kılan şey çok büyük bir çabayla ülkede belli bir sanayi omurgası oluşturulmasıdır.. Bügün türkiye'den erdemir, tüpraş, seydişehir, keban barajı, atatürk barajı gibi kurumları çıkar, taş devrine döneriz... O altyapıyı doğru düzgün kullanabilseydik ihracatımızı arttırabilir ve döviz krizlerinden kurtulabilirdik.. ancak 80'lerde başımıza peş peşe iki felaket geldi..

    1) Turgut özal
    2) kürt isyanı

    bu iki felaket türkiye'nin kıt kaynaklarını yedi bitirdi.. Arkasından da rizelilerin saltanatı başladı zaten..
    3 ... arbutus unedo
  9. 9.
    Akıncı'ya göre 27 Mayıs 1960 darbesi olmasaydı Başbakan
    Adnan Menderes haziran ayında Moskova'ya gidecekti.
    1950'li yıllarda başlayan kalkınma projeleri 1958'li yıllardan
    itibaren Batı'dan yeterli destek bulamayınca dönemin Başbakanı
    Menderes, Sovyetler Birliği'ne yöneldi.

    Hem kredi imkânlarını değerlendirmek hem de sanayi hamlesi
    için Moskova'nın desteğini almak kolay olacaktı. Türkiye'nin nötr
    bir ülke olarak kalmasını isteyen Sovyetler Birliği her türlü desteği
    vermeye hazırdı. Ancak 1960 darbesi Menderes'in Sovyetler Birliği
    açılımını engelledi.

    https://www.haberler.com/...kova-ya-gidecekti-haberi/

    ************************

    Türkiye ile sovyetler arasında imzalanan Mart 1967 anlaşmasını ele alalım:

    *******************************
    birkaç sene sonra demirele neden muhtıra verildiği herhalde
    anlaşılmıştır ....

    12 Mart Muhtırası, 12 Mart 1971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay
    Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri
    komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla
    Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra vererek hükûmetin istifaya zorlandığı askerî müdahaledir.

    https://tr.wikipedia.org/..._Mart_Muht%C4%B1ras%C4%B1

    ********************
    demirelin bir şansı vardı . amerikanın başı vietnamda dertteydi .
    yoksa ona da bir bahane bulup darbe yaparlardı .

    işte italyan sanayicinin başına gelenler .

    https://en.wikipedia.org/wiki/Enrico_Mattei

    During his controversial tenure of ENI, Mattei had made many enemies.
    The U.S. National Security Council described him as an irritation and an
    obstacle in a classified report from 1958.

    The French could not forgive him for doing business with the
    pro-independence movement in Algeria.
    Responsibility for his death has been attributed to the CIA, to the
    French extreme-nationalist group, the OAS, and to the Sicilian Mafia.[3]
    2 ... kurgankt66
  10. 10.
    ithalatı yazsak sayfalar yetmez.
    ... alexdeberk