bugün

Cogu insanin toplu tasima araclarinda birbirini ezmesinin sebebidir. Böyle bir kültüre sahip olunsaydi; iki durak icin toplu tasima aracini kullananlar olmazdi.
belediyelerin carpik yapilasmasi, okullardaki egitim de bunla alakalidir.
Belediyeler sadece otomobil yollari yapmaktalar. Bir cok sehirde kaldirim bile mevcut degil. Arac yolundan yürüyen yayalarin cogu kelle koktukta gezmekte ve bu sartlarda olusan trafik kazalarinda da sakat kalan veya ölü cikan sayisi oldukca fazla. Peki bir cok kisi bisiklet kullansaydi? Özellikle okullarin acik oldugu dönemlerde servis veya toplu tasima araci yerine bir cok ögrenci okullarina bisikletleriyle gitseler? Tabi ki onlarca kilometreden bahsetmiyorum ki; buna ragmen gelisik toplumlarda sadece hafta sonlari gezi olsun diye yüzlerce kilometre yol gidip gelen kisiler bulunmakta.

Aslinda; cogunlugu tembel ve haziri seven ve buna alismis bir halka sahip olmamizdan dolayi böyle bir kültüre sahip degiliz.
Maalesef olmayan şeydir. Özellikle düz olan şehirlerde ulaşım aracı olmaya uygun biçimde asfalttan dökülmüş geniş ve gidiş-geliş şeritleri olan düzgün bisiklet yolları ve kiralama sistemi de yapılmış olsa. Hem gençler daha fit olur hem de benzinin bu kadar pahalı olduğu bir ülkede herkesin altında bir araba olmaz. Şehirlerde trafik düzene girer. Özellikle akdeniz kıyılarındaki şehirlerde ılıman iklimlerde hem düz olması açısından hem de iklim açısından çok rahat kullanılabileceğine inanılmaktadır.
çünkü Türkiye ye daha uğramadı.
maalesef çoğunlukla doğru tespit.
Kesinlikle öyle bir kültür yok.
Genelde yazlık bölgelerinde oluyor.
Bisiklet kültürü değil, düz yol olmamasıdır. Her yer yarım mil yokuş.
Ekonomik etkenler ve ülkemizin bisiklet için uygun yollara sahip olmamasından kaynaklanır. 3-4 bin liraya bisiklet var kim alsın? 700-800 lira orta yollu bisikletler, kaskıdır koruyucu setidir derken bunlar bile çoğu insana bu spor için cazip gelmiyor.
(bkz: Türkiye gazetesinden kuponla alınan kırmızı bisan)
(bkz: her kuşu siktik bir leylek kaldı)
Vardır fakat 13 yaşına kadar sürer ondan sonra çocuk arabalara hayranlık duyar herkeste bir lüks merakı dört teker isteği ondan sonra olmuyor tabi e bisiklet ulaşımı için yolların yetersiz teşviğinde hiç denecek kadar az olması da ayrı bir etken.
Yokuş, çok yokuş.
bisiklete "oyuncak" gözüyle, "çocuk oyunu" gözüyle bakılan bir ülkede gayet normal olan durum.
bisikletin taşıt sayılmaması, kısa mesafede de "bisiklet yolu" kısmının katiyen dikkate alınmaması, yayaların bisiklet yolu kısmında cirit atması buna sebebiyet verir.

geçenlerde kornası bozuk bir bisikletle bisiklet yolundan giderken ısrarla yolumdan çıkmadım, önüme gelenlere bisiklet yolu burası diye bağırdım ve yine ısrarla bağırmama bisiklet yolundan çekilmeyen birine çarptım. hiç de pişman değilim. yol benim, bağıra bağıra uyardım, çekilseydin.
düz şehirler var, ya da şehirlerin düz yerleri var, oralarda olabilir. tartışılıp, kurulması lazım.

istanbul´da bile, bisiklet yolu olsa, en zor acayip problemli parkur neresi olabilir?, mesela beşiktaş- taksim arası. o hattı, doğrudur, akaretler yokuşundan çıkamazsın, osurtur adamı. ama beşiktaş-mecidiyeköy-şişli taksim, şeklinde çıkabilirsin.

vallaha billaha, belki 10 dakka daha uzun sürer. şunu unutma ki,bisiklet her zaman- tabii türkiye bilmiyo bunu, önüme konuyla ilgili ne başlık gelirse aynı şeyi hep yazarım.

bisiklet, şehir içinde metro,belediye otobüsü konusundan hızlıdır.bisikleti kesinlikle küçümsemeyeceksin. paris´te mesela nereye doğru gidiyo olursan ol, bisikletle, her zaman metrodan daha çabuk ulaşırsın ulaşacağın yere.onlarca kere test edilmiş bir konudur. metro, maksimum yolcuyu taşımak için ana merkezlere uğrayarak devam etmek zorundadır, sense en kısa yoldan gidersin gideceğin yere.

ben bu sözlük gençleri yaşındayken, ee artık sözlük abisi olduk, ama bir zamanlar biz de istanbulda yaşardık, bakırköy´de halamları ziyarete giderdim, o zaman bisiklet yolunun b si yoktu, direkt minibüs yolundan giderdim, taaa maltepe´den, maltepe-kadıköy, vapur,eminönü- bakırköy şeklinde. 1,5 saat, 1 saat 45 dakka falan sürerdi. babam hayret ederdi, o zaman minibüs+vapur+tren şeklinde gitsen bu süre içinde maltepe´den bakırköy´e gidemiyordun - üstelik - vapur hariç bedavaydı !!

mesela kartal´dan kadıköy´e iyi bi bisikletle yarım saatte gidersin. maltepe-kadıköy çok gittim, hiç yarım saat sürmedi, hep 25 dakka ,26-27 dakka sürüyo. bugün bile normal metro tren falan-otobüs falan, bu süre içinde kadıköye gidemezsin.

türk milleti tembel kardeşim, ama...üniversite gençliğini en azından bu entryle teşvik etmiş olalım.

yani, tekrar...bisikleti küçümsemeyeceksin.

biz almanya´da yaşıyoruz, adam var, alman şehirlerinin herbirinde birer elden düşme bisiklet almış, stuttgart´ ta, bisikletle tren garına gidiyo, bisikleti oraya bağlıyo, trenle frankfurt´a gidiyo, orada da oradaki bisikletine atlıyo, ne tren bekleme var, ne metro istasyonu arama var.

türk milleti halen daha bisikleti küçümsüyo, problem oradan kaynaklanıyo. şehir içinde bisiklet, kim ne derse desin, her türlü toplu taşıma aracından daha süratlidir. düşünsene tren istasyonuna gidiyosun maltepe´de , 7 dakka tren bekliyosun, o 7 dakka da bisikletle küçükyalıya gelirsin.

yani türkler bisikleti keşfettikleri zaman,ulan bu kadar yıl aptalmışız biz be ya, diyecek.
Akp döneminde gerçekleşmemiştir.
sakaryada vardır. büyük şehir hevesinizle ankara, istanbul, izmirde takılıp ''bu ülkede kimse bisiklete binmiyor hiç modern değil yeaaa'' diye dolanmayın gülünç oluyosunuz. ayrıca kültür ne la? kültür ne? kodumun çakma moderni.
Arabalar kendilerinden başka araç tanımıyorlar ki, şerit değiştirirken bile motor bu ya geçer aradan diyip önlerine kırıyorlar, bisiklet yoluna araba park ediyorlar. Arabalardan nefret etmek için bunlar sadece bir kaç sebep.
(bkz: iki tekerleklilerin hayatta kalma çabası)
Bisiklet kültüründen çok aslında türkiye de kültür yok,saygı yok. Önce bu durumu aşmak lazım. Bisiklet Sürücülerinin can güvenliği yok malesef. Göre göre üstüne gelen arabalar var mesela bu ülkede.

Bisiklet kültürüne gelirsek de bisiklet bir tutkudur bence. Yani adam yokuş var diyor. Bu adamda bisiklet kültürü olmasın zaten. Üşengeç kolaycı insanlarız biz.
sıkıntılı bir durumdur. ancak son zamanlarda bisiklete olan ilgi artmış durumda.
Bisikletcilere ve patencilere yolda hak tanınmadığı içindir. Kültürümüzde pek olmayan ama ksinlikle olması gereken bişey. Avrupa güzel örnekleri var.
Gökçeada da kültür oluşmuş dostum.

saygılar sunuyorum azizim...
Bisiklet sürerken arabaların tacizine uğramak örneğin dibine kadar gelip korna ötürürlər .
yaya dahi yürünemeyen yollarda, kaldırımlarda gayet de şaşırılmayacak durumdur.
Bizim kültürümüz güç odaklı . Bisiklet nispeten kırılgan bir zeminde olmak demek. -kullandığı aracın motor gücüyle veya belindeki tabancanın namlu çapıyla şarjör kapasitesi ile kendini erkek daha erkek hissedenler varken bisiklete binmek alay konusu yapılıyor.
Küçük bi ilçede bile her hafta bisiklet turları düzenlenirken bir sürü bisiklet kiralama yerleri varken nasıl gelişmez anlamadığım durum. Ama bizim milletimiz her şeye en az hareketle ulaşmak istediği için bisiklet sürmek onlara göre değil.
türkiyede yayaya(çok saçma oluyomuş lan böyle yazınca), motorsikletliye ve bisikletlere saygı yok çünkü. daha tır şöförü hatcback arabayı sıkıştırırken bisikletli nasıl gitsin.
ayrıca türkiye dağ *mına koyim. allahın dağında bisiklet mi sürücen düz yol yok. ben bisiklet sürmeyi çok seven biriyim, özellikle topraklı zor yollardan gitmeyi severim ama sadece hobi olarak. bunu günlük hayata taşımak imkansız.. çık yokuş in yokuş %20 den fazla eğimli yollar, coğrafi koşullar bi kere uygun değil bisiklet sürmeye. bide tehlikeleri var amına koyim geliyolar göstergeyi çalıyolar, koltuğu çalıyolar, köpek sürüsü var onlar saldırıyor, 2-3 çingene geliyo abi binimmiii abi kısacası s*ktiret türkiyede en iyisi sedan araba.
Oha lan 4 bin liraya motor alınır kafası devam ettiği sürece değişmeyecek durum.
coğrafi olarak yükseklik bazında avrupanın çatısı olan bi ülke için gayet normal bi yolsuzluktur.
(bkz: turkiyenin peneplen yapısı)
yurume mesafesindeki isine arabayla giden gobekli çomarlar varsa tabi ki bisiklet kulturu gelismez.
bisikletin araba kadar havasi olmamasindan kaynaklidir.
Düz yol olmaması tabi ki ilk akla gelen ve en mantıklı sebeblerdendir. Ama öyle avrupadaki gibi bir saygı ve trafik düzeni beklemeyin türkiye'den. Motorla bile yola çıkmak cesaret isterken bisiklet özellikle istanbul gibi bir şehirde maceradır.

http://www.youtube.com/watch?v=gijT28vNhcg
olmasını çok istediğim ama ülkemizde olmayan durumdur. arada bikaç tane içindeki çocuk tarafı durduramayıp yapan insanada tuhaf bakışlar atılarak hevesi söndürülmüştür.
Trafikte motorlara bile saygı yokken, bisiklet ile trafiğe çıkmak intihar olur.
bisikletlere hala "karne hediyesi" olarak bakılması ve sürücülerin sadece bisiklet kullananlara değil motorculara bile öküzce bakış açısından dolayıdır. uzak doğu ülkelerinde bisikletliye çarpmanın cezası, başka bir vasıtaya çarpmanın cezasından daha ağırdır. ülkemizde ise bisiklet kullanan bir kıza, ağzından salyalar akıtarak ve yavşak yavşak gülmeleri de kanıksanmış bir manzaradır. arabaya binmenin bir statü seviyesi olduğu görüşü de bu bisiklet kültürsüzlüğünde önemli rol oynuyor.
Coğrafya bilmeyen bir yazar beyanı. Bisikleti geçtim antalya'ya daha dağlardan dolayı tren getiremedik.
bisiklet alışkanlığını edinmek lazım tartışarak bulalım.
çay/kahve sohbetlerinde çokça konuşulan fakat gerçekleştirebilecek vücut ve yol yapısına sahip olmayan ülke kültürü.
Hayatta kalma çabasından olsa gerek.
Hangi yolda, hangi cesaretle sürecekler?
Valla ben işe giderken görüyorum caddelerde fosforluyu çekmiş, kasklı insanlar, hoşuma da gidiyor ama öyle bir araç trafiği var ki anlatamam. Kapitalizme yeniliyor insan gibi hissediyor. O kadar metal aracın egzoz kirliliğinde, kalabalığında, gürültüsünde kayboluyor bisiklet. Korkunç aslında.
evet çok yok. ama ben sürüyorum. istanbulda da sürüyordum, adanada da sürüyorum. bisiklet benim için kültürden ziyade yaşam tarzı.
Sakarya’da bayağı vardır bu kültür.
yol kenarında duran araçların içindekiler aynadan yolu kontrol ederken bisikletlerin de can taşıyan bir sürücüleri olduğunu idrak etsinler hele...kaç bisiklet sürücüsü bu yüzden can verdi ve bunların bir kısmı profesyonel bisikletçilerdi.
tam arabanın yanından geçerken kapıyı açıp ya orada ciddi yaralanmaya sebep oluyorlar, ya da bisikletçiyi yola savurup akan trafikte hayatını kaybetmesine neden oluyor.
çocuğuma bisiklet kullanmayı öğretirken en çok üstünde durduğum konu bu oldu ve hala, duymaktan bıkmasına rağmen, en çok tekrar ettiğim/uyardığım konu budur.
Ferdi olarak katkıda bulunan az bir kesim harici doğru bir önerme. Buna önyargılardan mütevellit sosyo ekenomik ve coğrafi şartlar da eklenince kimse bisikletin yüzüne bakmaz. Halbuki çocukluğunda bisikleti ilk alınan gün okula bile gitmeyen o derece hastaları da vardır mesela. Hatta o bisiklet yüzünden lise de sınıfta kalanlar, kardeşiyle kavga edenler..
Her yer yokuş. Ecnebi diyarlar gibi dümdüz değiliz.

Kızılay'dasın, dikmen'e gidiyosun, üfff bujiler meme yapar.
Kaybis çıktı çıkalı çoklar heryerdeler.
yanlış iddaadır, doğrusu; konya dışındaki şehirlerin kastedildiği iddaadır.
bisiklet yolu olmaması ve sürücülerin bisikletlileri trafik unsuru olarak görmeyişinden mütevellittir. halbuki her ay bir bisikletlinin ölüm haberi geliyor maalesef.

hayvanoğlu hayvanın biri önündekini sağdan geçecek diye sağdan giden bana el kol yapıyo, profil bu işte damıtılmış çomar. millet tabi korkar bisikletle yola çıkmaktan, kültür de oluşmaz haliyle.
Çok saçmadır aslında aşırı elverişli şehirler var. Eskişehir, Mersin, Alanya, Fethiye sadece bazıları bunlardan.