1. 1.
    türkiye'de birçok firma çalışanını günlük 8 saatten fazla çalıştırmaktadır , fazla çalıştırdığı halde mesai ücreti ödememektedir.

    türkiye'de birçok firma çalışanına 1 saat öğle arası izni vermemektedir. çoğu şirket içinde yemek yemeye tabi tutup çalışanının yemek için dışarı çıkmasını değişik karşılamaktadır.

    türkiye'de birçok firma çalışanını cumartesi günü dahi akşama kadar çalıştırmaktadır yine mesai ücreti ödemeden. insanların ailesi , arkadaşları ile vakit geçirmesine vakit bırakmamaktadırlar.

    türkiye'de biçok firma çalışına yıllık izin verirken sorun çıkarmaktadır. 1 hafta izini alamk sıkıntı oluşturur. kaldı ki insanlar 15 gün izini nasıl alsınlar.

    türkiye'de birçok firma çalışanının sigortasını verdiği maaş üzerinden değil asgari ücret üzerinden yapmaktadır.kaldı ki birçok firma da sigorta dahi yapmamaktadır.
    43 -4 ... rosava
  2. 2.
    ve buna rağmen birçok insan buralarda çalışmak istemektedir.

    (bkz: mecburiyet)
    4 ... hamsitadindavatoz
  3. 3.
    koskoca bakanlığın işi başından aşkın (!) olduğu için bu tür koşulları tespit edip iyileştirmekle uğraşamamaktadır.
    6 -3 ... bohunovice
  4. 4.
    benim rahatına düşkün vatandaşımın yaptığı işi ve maaşını beğenmediği için ortaya attığı, atabileceği mazerettir.

    edit; eksi basan yazarların sırlarını ifşa ettim galiba.
    2 -26 ... bozoklu bozoklu
  5. 5.
    Insanlar haklarinin hirsizi haline getirilmekte, yasal dogum iznini kullanan kadina "bir tek sen mi doguruyorsun, eskiden tarlada dogurup calismaya devam ederlermis" gibi zirvalar ile hakaret edilmektedir.

    Saglikli nesillerin anahtarinin anne ilgisi oldugu goz ardi edilmekte, calisan annelerin isten uzaklastirilmasi icin elden gelen yapilmaktadir. Kadin calisanlarin cocuklari icin kresler acilmamakta, kadin eve ya da cocuk cahil "bakici" kadinlara ya da hic de ekonomik olmayan ve denetimi mechul ozel kreslere mahkum edilmektedir. Ucretsiz dogum izni kullanmak istemek isverenin is akdini hakli fesih sebebi sayilmaktadir.

    hirsizligin en buyugu yapilmakta, kidem tazminati adi altinda insanlar patronlari ve yoneticileri tarafindan ezilmeye mahkum birakilmaktadir. Kidem tazminatlari ya toptan kaldirilmali ya da iscinin is akdini tek tarafli feshi durumunda da isveren tarafindan odenmesi zorunlu hale getirilmelidir.

    Esit ise esit ucret ilkesi uygulanmamakta, kadinlara esit iste daha az ucret verilmektedir. Bir de uzerine "nasilsa kazandigin para makyaj kuafor parasi, kocan nasilsa calisiyor" bahanesiyle isten cikarmalarda kadinlar akla ilk getirilmektedir.

    Isverenin yurtdisindaki istiraklerinde calisma kesmekes halinde birakilmakta; yurtdisinda isci gorevlendirmelerinin tam bir kolelik rejimi halinde devam etmesine goz yumulmaktadir.

    Sirketlerin iscileri icin yatirdiklari sigorta primleri ve bordrolari takip edilmemekte; 20 yillik muhendise 650 tl asgari ucretten prim yatirilmasi SGK tarafindan kendi kendine anlasilmamakta ve arastirma yapmak icin illa ki ihbar beklenmektedir.
    7 ... haymatlos
  6. 6.
    türkiyede ki şirket sahiplerinin çok kazanıp az vermesi, avrupada'ki iş adamı da aynı karı yapıyor ama verdiği ücret minimum 800 euro. bizdeki gibi şirket sahipleri her gün ağlamıyor vergiler yüksek diye. çalışan kesimin yaşam standartı yüksek, bizdeki şirket sahipleri sigortayı bile maaş üzerinden yatırmıyor ve bizden daha çok ağlıyor. mesai vermez resmi tatillerde çalıştırır.
    4 ... lifeluck
  7. 7.
    çok üzülerek %100 haklı bulduğum önermedir.

    bundan 150 yıl önce insanlar günde 16 saat çalışırlarken sanayi devrimi diye bir bok olur ve derler ki:

    "lan artık makineler her işi yapıyor e insanları kovmak da olmaz, du biz şu çalışma saatlerini düşürelim ki insanlar kendilerine daha çok vakit ayırıp tüketim ihtiyaçlarını çeşitlendirebilsinler. tüm bunları yaparken bu çeşitliliği karşılayabilecek bir gelirleri de olsun"

    ve böylece günlük standart çalışma saati 8'e iner. (tabi bu olay yukarıda anlattığım gibi pat diye olmuyor. belli bir eklemlenme süreci var.)

    şimdi tartışılan bunun daha da düşürülmesi -ki avrupada yavaş yavaş bu uygulama başladı. fakat malesef doğu kültürlerinde iş anlayışı "işte ne kadar zaman geçirilirse o kadar başarılı olunur" üzerine kurulu olduğundan insanlar saatlerce ofislerinde (iş yerlerinde) hapsolur. artık kanıksanmış bir davranış biçimi olan bu kesinlikle verimliliği düşürdüğü gibi bireyin mutsuzluğunu da beraberinde getirir.

    verimlilik demişken... türkiye'de kimin umrunda?
    7 ... antonchigurh
  8. 8.
    günlerdir düşünüp bunun bir kültür şuursuzluğu olduğu sonucuna vardığım durumdur..
    1 ... ugurkose
  9. 9.
    kapitalizm tam da böyle bir şey canım kardeşim. iki kutuplu dünyanın kapitalist devletlerinde işçileri sosyalizmden uzak tutmak için uydurulmuş sosyal devlet anlayışıyla tanınan bazı haklar bu gün birer birer geri alınmaya çalışıyorlar.

    ''çalışmayı götümüz yemiyor da ondan öyle diyoruz.'' diyenler bir etraflarına baksınlar. bu ülkenin insanları her gün balık istifi otobüslerle her taraflarından terler dökerek ve şans eseri tek parça kalarak işlerine gidiyorlar. bütün gün içtikleri çay, gördükleri tuvalet ihtiyacı bile birilerinin gözetimi altında. ailelerinde ağır hastalar varken de, çocukları akşamları evde onları beklerken de patronların insafına bağlı olarak çalışıyorlar. niye? onlar daha çok kazansın diye. evlerine ev, yatlarına yat, orospularına orospu katsınlar diye. kendilerinden fakir insanlara asalak muamelesi yapsınlar diye.

    bu ülkede ömrünü heba ederek çalışan bir işçi bunun karşılığında aldığı ücretle sadece nefes alabilir, o da şimdilik bedava olduğundan. ama bir gün o işçiler birleşir de indirirlerse şalterleri, işte o zaman ortaya çıkar çalışan kim, üreten kim, otura otura götünü büyüten, asalak olan kim?
    5 ... pirayende
  10. 10.
    taşeron firmaların artması ile iyice kötüleşen koşullardır.
    4 ... menntre