1. 1.
    yaklaşın yamacıma, tespitim var gene.

    türkiye'de "inşaat sektörü" denilince akla pek mimarlar, mühendisler gelmiyor dikkat ettiniz mi hiç? çünkü müteahhit ve emlakçılar daha büyük söz sahibi buralarda "inşaat" dediğimiz sektörde. mühendisin parası neyse basıyor müteahhit abimiz ve emlakçı kardeşlerimiz de "komisyon, fark, banka primi" derken götürüyor pastayı bir şekilde(son zamanlarda "satış ofisi" adı altında oluyor bu kısım daha çok).

    herneyse geliyorum konumuza. müteahhit denildiğinde aklımıza "karadenizli" olanları geliyor hep, epeyce bir hükmettiler piyasaya zira. peki bu nacizane yazarın karadenizli müteahhitlerle alıp da veremediği nedir? geliyorum canlarım, bi sakin olun.

    dikkat edin "istanbul" gibi bir şehirde evlerin pencereleri genelde "küçük" denebilecek ebatlarda kalmıştır uzun bir süre(sonradan fransız balkon çılgınlığı çıktı ve artık gecekonduların bile fransız balkonu olacak neredeyse ama başka bir konu bu). peki neden güneş ile pek haşırneşir olan bu güzide şehirde pencereler ufacık, tefecik, içi dolu turşucuk kıvamındadır? ben söyleyeyim, çünkü müteahhit karadenizli.

    eee yani?

    yanisi şu güzel kardeşim;

    karadeniz bölgemizin "iklim" şartları malum. eşek yüküyle yağış alıyor her karışı ve pencere ne kadar büyürse, bu "yağmur-yaş" sıkıntısı da ona paralel olarak büyüyecek. velhasılı bizim karadenizli müteahhitler de işi en kolay yoldan hallediveriyor ve pencereleri çük kadar yaparak "yağış" hadisesine kendilerince çözüm buluyorlar.

    ama bir şey demek istiyorum;

    istanbul ulan burası! hayır bize her yer trabzon değil be güzel kardeşim.

    doğulu müteahit kısmına bu gece girmediğim için elimden kurtulduklarını düşünmesinler! elbet onların da sırası gelecek "ığdır'dan ithal fransız balkon" başlığı altında muhtemel ki...

    edit: yazının bir kısmında odama, açık pencereden kuş girdiğini de belirterek kendimi kafasına ceviz düşen nasreddin hoca gibi hissettim bir an. bir bildiği olmalı bu karadenizli müteahhitlerin elbet.
    4 ... poisonx
  2. 2.
    imtihani yerine 'intiharı' daha yerinde olacaktır. mimari falan kalmadı ortada.

    fransız balkona da, hırsız basamağı diyorum çünkü serbest meslek erbabının işini son derece kolaylaştırdılar.
    4 ... netenyahu neten
  3. 3.
    masraftan kaçınıyorlardır, başka bir açıklaması olamaz. bir pencereye ödenecek farklı ücret pek mesele olmaz ama yüzlerce pencereye ödenecek miktar mesele olabilir. ne estetik, ne alışkanlık ve ne de aydınlık ev endişesi. tek endişe para.
    2 ... limpid
  4. 4.
    problem çoktan beridir

    "türk mimarisinin karadenizli müteahhitle imtihanı"

    olmaktan çıkıp

    "türk siyasetinin karadenizli müteahhitle imtihanı"

    şeklini aldı..

    karadenizli müteahhitler 1950-2000 arasında istanbulun yağmasından müthiş servet sahibi oldular. 2000 yılında işi büyüterek kendi partilerini piyasaya sürdüler ve seçimi kazandılar. sonuç olarak da 2000-2012 arasında daha evvel yaptıkları yağmanın on mislini yaptılar.

    recep tamamen karadenizli müteahhit tayfasının adamıdır ve sürekli olarak bu yamyamlara rant üretmek zorundadır. küçücük gezi parkı için bu kadar tantana etmesi de bundandır. kimbilir kaç kalantorun arasında paylaştırılmıştı o park.
    3 -1 ... arbutus unedo