1. 1.
    ayıptır söylemesi bugün öğle yemeğini "ilik gibi bir hanımefendi" ile yeme şerefine nail oldum. kendisi "Massachusetts" doğumluymuş da Hollywood tozu yutmuş gibi bir Amerikancı... toz kondurmuyor maşallah. (Sivaslıymış lan) adı da roksan.

    neyse diyetteyiz zaten salata yiyeceğiz altı üstü. oturduk seçtiği mekana. siparişleri verdik. ben "bir kamyon" salata söyledim, anca doyarım anasını satayım...

    laf lafı açıyor bir yandan sohbet ediyoruz, habire de gelip geçen karıya selam veriyor; "roksan naber", "rokzen nasılsın", "beyefendi ile tanıştırmayacak mısın rogzan"... bunlar olur normaldir ama normal olmayan her gelen karının ismini bir farklı söylüyor!

    "roksan" diyen var... "roksen" diyen var... "ruksen" diye de bir saçmalık işittim.

    şahsıma münhasır, stabil olmayan her mevzu bünyemde bulantı yarattığı için en sonunda dile getirdim;

    + aberystwyth : şu işin adını koyalım artık!

    - roksan : hangi işin?

    + her gelen bir farklı söylüyor adını?!

    - ha adım "roxanne"... r-o-x-a-n-n-e

    + annen mi yabancı baban mı?

    - yoo ikisi de türk.

    + dedelerden biri mi yoksa babaanne, anneanne?

    - onlar da türk.

    + ee ne alaka o zaman roxanne?

    - annem çok sevmiş bu adı öyle koymuşlar işte...

    tam böyle dilimin ucuna geldi, "annen ve baban kültür emperyalizmine domalanlardan demek" diye, tuttum kendimi...

    bu yabancı isim olayı aslında pratik bir çakallıktır. Bir Amerikalı'yla evlenen bir Türk, genellikle çocuğuna "iki tarafta da geçerli olacak" bir isim koyar.

    O isim de, genellikle, kız çocuğunda Suzan, erkek çocuğunda Can olur! Ki, Amerikalı eşi "Susan" ya da "John" olarak bağrına bassın veledi.

    Haaa, bir de Coşkun koyarlar ki Josh olarak geçsin oralarda...

    Eğilim genelde bu yöndedir, artık "küreselleşme çocukları" kafadan Paris, Melissa, Roxanne gibi isimler taşıyorlar.

    iki kültürden de taviz vermeden şavullanmış bir tür "koalisyon" isimleri de yok değil: Leyla Margaret, Okan Matthew falan gibi.

    Burada tuhaf olan, çocuğun "dini kimliğinin" havada kalmasıdır. Lütfullah diye Hıristiyan, Simpson diye Müslüman olur mu amına koyayım? olmaz.

    Ama Nasreddin Hoca'nın abdestsiz namaz kılması gibi, kafaları "kültür çorbasına" dönmüş Türkler yapıyorlar, oluyor.

    Gene de, eskiden bu açmaza hiç olmazsa yabancıyla "evlenen" Türk düşerdi, elbette çocuk da yapmak şartıyla. Şimdi artık, yabancıyla evlenme mevlenme sözkonusu değil, bazı kişiler, çocuklarına, ana da baba da Türk ve Müslüman da olsa, "ileride Amerika'ya yerleşirse sıkıntı çekmesin" diye birtakım alengirli isimler koymaya başlamışlar görüldüğü üzere!

    mesela bacaksız henüz kundakta, ileride Amerika'ya gitmesi planlanıyor...

    Çünkü burası cehennem, biz de enayi olduğumuz için oturuyoruz, Amerika'ya göç edecek, hayatı kurtulacak!

    yok öyle yağma roxanne hanım! işte böyle sıçratırım salatanın zeytinyağını döpiyesine...
    18 -1 ... aberystwyth