1. 1.
    ben çocukken akşamları oturup ailece çay ıçerken babam türkü kanalı acardı.
    ara ara eşlik de ederdi..
    güzeldir babamın sesi. *..
    gençlik zamanlarında meraklısıymıs hatta. ve hatta sazı varmış ve ünlü olmak türkü söylemek istermiş.. ama aga dedesi karsı cıkınca ünlü olma isteğini de saz çalmayı da bırakmış..

    neyse..
    türkü dinlerdik hep birlikte özellikle kış akşamları bitki çaylarımızı içerken ..
    bundan zevk alırdım.. ailecek yapılan her şey güzel ama yaşarken kıymetini bilmiyoruz bazı şeylerin.. sonradan geliyor aklımız başımıza.. hep sonradan..
    yine neyse.. zevk alırdım türkü dinlemeyi. çocukken bile..

    hepimiz dinlerdik, ama babannem hem dinlerdi hem de her türküde sağa sola sallanırdı.
    içinde hissederdi sanki türküyü.
    ''ya bende dinliyorum oda; ama o neden böyle yapıyor?'' dıye düşünmüşlüğüm çok oluyordu. komik de geliyordu açıkcası itiraf etmek gerekirse..
    ağlardı da.
    bazen içine ağlardı, bazen gözyaşlarını görmeyelim diye tülbentiyle hemencecik silerdi.
    sonradan anladım sebebini.
    çok sonradan..
    ben sadece dinliyormuşum..
    sadece kulağıma değiyormuş tv kanalından çıkanlar.

    ama o..?

    türkünün sözleri, sazın sesi; sesin yanıklığı taaa yüreğin derinliklerine dokunduğu için oluyormuş bu..
    türküyü iç dünyada yaşamak gibi, yaşadıklarınla örtüştürmek gibi, hissetmek gibi tam anlamıyla..
    gençliğini hatırlaması, eşini genç yaşta kaybetmiş olmanın verdiği yarımlık hissi, yaşadıklarının, yaşamadıklarının ve yaşayamadıklarının muhakemesini yaparken bedenin bir tepkisiymiş o..

    yaşamadan bilmiyordum..
    yaş'lanıyoruz vesselam..

    (bkz: türküleri seviyorum)
    3 ... sen nasil istersen