1. 1.
    yazar hasmet ibriktaroglu'nun bir komşu kadın vasıtasıyla bir kız bulunması ve tanıştırılması durumu. şimdi olay şu şekilde vuku buldu;

    komşumuz 1 hafta hastanede tedavi görüyor. bu esnada yandaki hastanın refakatçi kızıyla samimi oluyorlar. kız evlenmek istediğini talibinin çıkmadığını söylüyor. komşuda beni öneriyor. haydi gönüller kırılmasın diyerek kızla telefonda mesajlaşmaya başladık.

    ilk gün.

    haşmet: hayırlı akşamlar ben x in komşusu haşmet. nasılsın? ayrıca geçmiş olsun
    kız: hayırlı akşamlar. teşekkür ederim elhamdülillah siz nasılsınız. sağolasın allah razı olsun.
    haşmet: bizlerde iyiyiz.
    kız: rabbim şükrünü daim kılsın inşallah
    haşmet: amin cem-i cümlemizi inşallah anneniz in durumu nasıl acaba allah acil şifalar sağlık versin
    kız: çok şükür iyi diyelim iyi olsun
    haşmet: sevindim tanıştığıma memnun oldum bu arada
    kız: bende memnun oldum
    haşmet: sanırım konuşmanın tıkandığı yere geldik.
    kız: kendinden biraz bahsedebilir mi sin?

    bu kısımda kendimizden bahsettik.

    2. gün

    hasmet:seninde benimle ilgili sormak istediğin varsa sorabilirsin bu arada sosyal medya hesabın varsa ekleyebilirsin beni istersen facebook instagram
    kız: varda sadece akrabalarim var facemde
    hasmet: anladım önemli değil beni görmek istersen diye sormuştum. nasılsın neler yapıyorsun
    kız: teşekkür ederim elhamdülillah siz nasılsınız ?

    yine hoş beş nasılsınızdan ileri gitmewyen konuşmalar oldu.

    3.gün

    hasmet: günaydın hayırlı güzel bir hafta seninle olsun
    kız: günaydın teşekkür ederim, sizde insallah
    hasmet: teşekkür ederim inşallah
    kız: rica ederim

    bu kısımda kız hala hastanede annesinin yanındaydı. bende oraya gelip tanışmayı teklif ettim. yanlış duymadınız hastaneye kızla tanışmak için gittim. hastane kantininde oturduk çay içtik. göz teması kurmadı bir şey anlatırken kafasını çeviriyordu.sinemayı sevmediğini söyledi, sanatla ilgilenmiyor, işten eve evden işe gittiğinden bahsediyordu. buluştuğumuzda ve ayrılırken tokalaşmadı.

    aynı günün akşamı:

    hasmet: nasılsın neyapıyorsun? başın nasıl oldu
    kız: teşekkür ederim elhamdülillah sen nasılsın?
    hasmet: allah iyilik versin bende iyiyim
    kız: amin ecmain insallah. sen neler yapıyorsun
    hasmet: dışarıdaydım gezdim biraz. tamamen seninleyim şuanda evde oturuyorum.
    kız: ne güzel
    hasmet: arada değişiklik şart eve kapanmayı pek sevmem aktif olmak iyidir *
    kız: aynen
    hasmet: hoş bu taraflarda sosyal aktivitede bulunacak pek br şey yok..
    kız: aynen
    hasmet: öyle işte bu tarafta hayat bu şekilde ilerliyor
    kız: anladım. hayattan ne beklentilerin var ? benim için ne dusunuyorsun
    hasmet: hepimizin hayattan beklediği, almak istediği, yarım bıraktığı, kazandığı yada kaybettiği birşeyler muhakkak vardır. ömrüm(üz) beklemekle geçiyor ama birimizde isteklerimizin orada olduğunu biraz çabalasak ulaşacığımızı bildiğimiz halde devam ediyoruz beklemeye. benim beklentim değilde hayallerim var diyebilirim aşık olmak gibi mesela, evlenmek gibi akşam eve geldiğinde eşinin gülümsemesiyle tüm günün yorgunluğunun gitmesi gibi ve birlikte yaşlanınca aynı bastonu paylaşmak gibi isteklerim var. senin için düşüncelerimi dürüstçe paylaşmam için zamanı duygu düşünce fikirleri paylaşmam gerektiğine inanıyorum ilk buluşmamızda kesin bir sonuca varmam sağlıklı olmaz diye düşünüyrum akabinde gözlemlediğim kadarıyla konuşkan pozitif bir yapın var. şimdi sıra sende * sen söyle bakalım hayattan beklentilerin neler ve hakkımdaki ilk izlenimin nedir ?

    kız: beklentiler seninle aynı gibi. senin hakkında tam bı net cevap veremem. bunu zaman gösterecek.
    hasmet: soru bir insanı nasıl tanıyabilirsin ?
    kız: karakterinden huyunda tavirlarindan
    hasmet: bana göre 30 senede geçse yanımızdaki insanı asla tanıyamayız çünkü onun hergün yeni bir huyunu keşfederiz aslında tam anlamıyla birini tanımak için biz insanların yaklaşımı genellikle yanlış oluyor. hayatta sadece araçtan ibaret olan bedenlere takılıp kalıyorlar asıl amaç olan tüm güzelliklerin toplandığı ruha kulak vermiyorlar işte bu yüzden tam anlamıyla kimse kimseyi tanıyamıyor. halbuki zamanı duygu düşünce fikir hüzün sevinçleri paylaşmasını bilseler kendi ruhlarına ve karşısındaki insanın ruhuna kulak verip dokunabilseler ruhu kalıpsal sözlere sığdırmak yerine özgür düşünseler tam anlamıyla tanımış olucaklar
    kız: haklısın

    konu burada kapandı. ertesi akşamki konumuzx ise şu oldu.

    hasmet: nelerden hoşlanırsın ve hoşlanmazsın ?
    kız: dini sohbetler den hoşlanırim sen namaz kılıyor mu sun
    hasmet: güzel sadece dini sohbetlermi günel konular edebiyat felsefe tarzı konularda ilgini çeker mi. çalışırken maalesef gün içersindeki vakitleri kaçırıyordum lakin şu son bi kaç ayda vakit ayırabiliyorum
    kız: dini sohbet sadece. edebiyat, şiir sevmem. dini kitaplar okumayı severim romanları sevmiyorum.

    sonuç olarak muhabbet burda kesildi kaldı. nasıl bir kız olduğunu anlayan çözen beri gelsin.
    ... hasmet ibriktaroglu