1. .
    Çocukken ilk defa sayıları, harfleri Susam Sokağı'ndan öğrenmiştim. Hafif Hafif yağmurun çiselediği bir cumartesi günü yola çıktım. Minik kuş'u, Tahsin Usta'yı, Zeynep Abla'yı, Hakan Abi'yi görecektim. Sokağı zor buldum. Binalar eski binalar değildi, Renkli renkli dükkanlar yapılmıştı onların yerine. Ortada Kırpık'ın küfesi de yoktu. Manav Nihat amcanın dükkanının yerine Starbucks açmışlardı. Tahsin Usta'nın sokakta oynayan çocuklara ücretsiz oyuncakları yaptığı marangozhanesi Levi's mağazasına dönüştürülmüştü. Tahsin Usta ve karısı Sabiha Teyze, oturdukları apartmanı, kat karşılığı Laz müteahite verip terk etmişlerdi Susam Sokağını. O cıvıl cıvıl çocuk sesleri, şen kahkahalar yoktu. Tüm sokak yanınıza gelip "Mendil alır mısın abi?" diyen kirli, yaşının sokaklarda mendil satıp, kazandığı parayı içkici ve kumarbaz babasına vermekle muadil olduğunu düşünen çocuklarla doluydu. Minik Kuş'u sordum belki birileri görmüştür diye, ama kimse hatırlamadı. Kaldırıma çökmüş, Susam sokağının yeni haliyle yüzleşmeye çalışırken bir el dokundu omzuma."Minik kuş gitti."dedi. Kafamı çevirdim, bana bakan takım elbiseli, elinde lap-top'ını koyduğu çanta olan, gözlüklü saçlarını jöleyle geriye doğru yatırmış, biriydi."Size kim söyledi" dedim."Kendisi" dedi. Bu çocuk yıllar önce Susam sokağında Tahsin Usta"ın oyuncak kılıç yaptığı çocuklardan biriymiş. Ortaokulu bitirince derslere vermiş kendini. Borsacı olmak istiyormuş. Şimdi hem yüksek lisans yapıyormuş, hemde bir yatırım şirketinde çalışıyormuş."işyerime gitmem lazım" dedi, kartını verdi. Arkasını dönüp giderken yırttım kartı. içimden; "Minik kuş seni böyle görmemek için gitmiştir" dedim. Arkamdaki beyaz eşya bayiindeki televizyonların hepsi de aynı kanala ayarlanmıştı. Haberler başladı. Ayağa kalktım, enkırwomın Dünya'yı saran kuş gribinden bahsediyordu. Aklıma minik kuş geldi,"Şimdi hangi yağmurlarda ıslanıyordur kimbilir" dedim içimden. istemdışı titredim. Arkamı dönüp metro istasyonuna giderken biri elimi tuttu."20 lira ben alırım, bildiğim otel var 20 kağıtta oraya basarsın" dedi tanıdık bir ses. Zeynep Abla'ydı bu sesin sahibesi. Gitarist Hakan ağbiye ilgisi vardı, hoşlanıyordu ondan. Hakan abi de boş değildi bu alakaya.Susam Sokağı bitince Hakan abi'yle Zeynep Abla'nın evlendiğini düşünmüştüm. "Hakan Abi nerede?" diye sordum. Ağzındaki sakızı daha bir şiddetle çiğnemeye başladı. " Ben o kişi değilim, hep karıştırırlar ama değilim yani". Peki minik kuş diye sordum. Gözlerini yere dikti."Bir gece eve dönüyorduk Hakan'la, sinemadan çıkmıştık. 3 kişi kesti yolumuzu, laf attılar. Hakan karşılık verdi, birden saldırdılar bize. Bağırdım ama kimse gelmedi dedi. Hakan'ı 7 yerinden bıçakladılar. Gözlerini yerden kaldırdı, yutkundu."Böyle işte" dedi. Burası eski susam sokağı değil artık. Arama kimseyi bulamazsın da zaten. Zehra teyze öleli yıllar oluyor. Oğlu evini satıp yurt dışına gitti. Kırpık dayanamadı tüm bu olanlara, içkiye verdi kendini. Üst sokakta yıkık dökük bir küfede kalıyor. Minik kuş, kuş gribi çıkınca terk etti buraları. Zorla terk ettirdiler. Şimdi nerede bilmiyorum. Benim para bulmam lazım. Vücudum titremeye başladı bile, toz almam gerek. Hadi sana kolay gelsin". Bir süre gidişini takip ettim ıslak gözlerle. Ağladığımı gören, sevimli bir kürt kızı geldi yanıma. Mendil verdi bana, para verdim almadı. Başını okşadım.Belki Susam sokağını hayatında duymamıştı. Çünkü artık masumiyet yoktu hayatımızda, hiçbir yerde. Susam sokağıda yoktu işte bu yüzden.
    ... akrep