1. 1.
    Tamam ben de kendi kıçımızı toplamaktan acizken 2 milyona yakın insanın ülkemiz sınırlarında yaşamasını istemiyorum.
    Kendi insanımız açken 6,5 milyar dolar gibi bir rakamın bu insanlara aktarılmasını istemiyorum.
    Tüm dünyada ekonomik gücü bizden katlarca üstün nice ülke dururken bizim bölgenin jandarması olmaya soyunmamızı istemiyorum.
    Zengin müslüman ülkeler özellikle arap ülkeleri dururken, bunlar milyonlarca dolara kendilerine futbol takımı alıp, araba modifiye ettirirlerken bizim kendi vatandaşımızın dişinden tırnağın biriktirdiklerini Suriyeliler uğruna yok etmelerini de istemiyorum.
    Kendi gençlerimize çok güzel eğitim olanakları sunmuşuz gibi Suriyelilere üniversitelere sınavsız giriş hakkı verilmesine de karşıyım. En azından biz neysek o.
    Asgari ücretli yaklaşık 2 liraya toplu taşım araçlarına binerlerken bu insanların bedavaya binmeleri de zoruma gidiyor.
    Daha bir sürü olumsuz onlarca neden de sıralayabilirim.

    Ama bugünkü gazetelerde ve internetteki medya ortamlarında bir fotoğraf vardı ki insanın gerçekten yüreğini sızlatıyor.
    Kızılhaç çalışanı Rene Schulthoff'un Ürdün'deki mülteci kampında çektiği bu yalınayak dolaşan suriyeli minik kız çocuğu sabah sabah bütün duygularımı titretti. ingiliz Daily Mail gazetesinde yayınlanan fotoğrafta savaşın yarattığı travmayı en acı şekilde yaşayanların çocuklar olduğunu ve savaşın çocuklar üzerindeki izlerini görüyoruz.

    Uyruğu, ırkı, dini ne olursa olsun... Bu çıplak ayaklı minik kız fotoğraf makinasını görünce silah zannediyor ve ellerini havaya kaldırarak ağlaya ağlaya teslim oluyor. Bu minicik çocukları bu acıya, bu trajediye, gözyaşı ve üzüntüden oluşan yaşamlara boğanların tümünün allah belasını versin. Kendi çocuklarımızın bizlere yaptığı yaramazlıkları ve şımarıklıkları görüp de bu minik kızın durumundan etkilenmemek imkansız. Bu yüzden de umutlanıyorum zaten. Hala böyle bir resimi görünce içim parçalanarak üzülecek kadar insanım diye...
    3 ... rick blaine