bugün

öncelikle
(bkz: sozluk ve chat psikolojik rahatsizligin urunudur)
başlığını açarak bu konudaki düşüncelerimi haklı çıkaran secretcode'a teşekkürü borç bilirim, her ne kadar aramızda olmasa da.

ayrıca;
--spoiler--
irc'de özel penceresi açmanın ayıplandığı günlerden, evimize webcam kurarak hayatımızı yayınladığımız günlere çok kısa bir sürede geldik. iyi mi ettik, kötü mü ettik bilmiyorum fakat sanki pikselleştikçe gizemimizi kaybettik.
--spoiler--
ile de experimental internet tarihimizin geldiği noktayı özetlemiş, ona da teşekkürler.

bunun da ötesinde 5-10 dakika oturup kalkacağı sanrısıyla makine başına oturup kalkamama deneyimlerimiz olmuştur hepimizin.

hatta sözlük jargonunu benimseme, gündelik hayatta sözlük formatıyla konuşma, sınav kağıdına bkz verme, en önemlisi; sözlü sınavda tanımlarda serzeniş, sanrı, ekol, tandans vb kelimeleri kullanma alışkanlığı, delirecek kadar sözlük müptelası olma da denebilir. bakma öyle ekrana kalk git kırlarda pollyanna gibi dolaş, gez, gezdir, hayatın tadını çıkar sekansında bir mesaj beklemeyin. ama sözlüklerin, forumların, msn, irc gibi aktivitelerin insan beynini yediği sanrısı da var biraz. bu, afyonun geçici bir etkisi veya geçiştirilebilir bir yan etkisi ise eyvallah. ancak üstünde aşırı denebilecek kadar çok uğraştığınız [örneğin kitap yazma, kod yazma] bir uğraşın bünyeye etkisinden daha çok zarar verdiği de görülmüyor değil.
türkiye'deki toplam sözlük sayısı çarpı üye sayısı artı üye olmayan ama girenlerin sayısını ülkedeki genç nüfusa oranladığında çıkan komik rakam neticesinde asla mümkün olamaz denilecek iddiadır.

ancak; sözlüklerin bazen bilinçli şekilde gündem yaratmaya çalıştığı ve bu gündemlerle gençliği yönlendirdiği düşünülebilir ki , gençliğe bakınca yönlensinler de terörist olsunlar , en azından bi amaçları olur ,hiç bişey olmalarından iyidir netice de denilebilir hani.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.