1. 1.
    Yıllar önce Sarıkamış'ta görülen askerlerdir. Çarşaflı kadın kılığında gezen Rus askerlerinin yakalanma hikâyesini dün annemden dinledim. Rus işgali yüzünden Gümrü'den gelen aile büyüklerimiz, Sarıkamış ilçe merkezine yerleşmiş. Sarıkamış, o bölgeye göre o yıllarda çağdaş ve modern bir yer olduğu için orada çarşaflı kadın görünce şüphelenmişler; Ama kadın diye saygıdan kimse ses çıkarmamış. Sonra "Sarıkamış'ta çarşaf giyen olmaz; Acaba Erzurumlu mu bu kişiler; Ama Erzurumlular yüzünü öyle sımsıkı kapatmaz. Bu yüzden Erzurumlu da olamazlar." Diye düşünmüşler ve karakola bildirmişler. Bir de çok uzun boylu olunca daha çok şüphe duymuşlar. Kendi deyişleriyle kadınlar "Rus saldatı (askeri)" gibi uzunmuş. Polis aracı gelince annemin babası da olayı öğrenmek için karakola gitmiş. Karakolda bakmışlar ki kadınlar kalın sesli ama çok düzgün Türkçe konuşuyor. Sonra çarşafı bir açmışlar; içinden erkek çıkmış. Sarışın Rus askerleri kadın kılığına girmiş; Ama Türkçe'yi çok iyi biliyorlarmış. Sarıkamış'ta kolordu var diye silahların yerini öğrenmeye gelmişler meğer. Dünyanın hiçbir yerinde sınıra silah konulmazmış; Ama "Türklerin ne yapacağı belli olmaz." Demişler ve sınırda silahların saklandığı bir yer olup olmadığını anlamak için gelmişler. Bunu da annem çocukken ona dedem anlatmış. Ve annem ona sormuş: "Neredeymiş silahlar, sınırda mıymış?" Demiş. Dedem de "Sen böyle işlere karışma. Seni ilgilendirmez." Demiş. Bunu dinleyince çarşafın nasıl suistimale açık bir giyim şekli olduğunu ve Atatürk'ün kılık kıyafet devrimi yapmakta ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anladım. Boşuna değil Atatürk'ün yaptığı hiçbir şey. Hep mantıklı bir açıklaması var yaptığı her şeyin.
    2 -3 ... hexa gram