1. 1.
    hiç ulaşamayacağız...
    soğukta, kuytu bir sokağın bir köşesinde karton kutuyu altımıza sermiş donarak yatıyor olsak da; bilmem kaç odalı evimizde, kolumuzda milyarlık saat elimizde 1775 yılında imal edilmiş şarabı yudumluyor olsak da... bire beş, beşe on katmak isteyeceğiz. ve milyarlarımız varken bile bir kuruşta gözümüz kalacak. biz insanız...

    bırakın o kadar kompleks düşünebilen beyinlerimizi, sadece başparmağımız sayesinde tutabildiğimiz silah ile hayata başlamış varlıklarız biz. ama şu anda uzay yollarında fink atma peşindeyiz. baltadan tekere, tekerden ateşe, ateşten silaha yol almışız doyduktan sonra da başkalarının lokmasının peşine düşmüşüz. dünyayı, diğer gezegenleri, galaksiyi ve galaksileri öğrenmişiz ve ötesini merak etmekteyiz. neden? çünkü hep dahası var ulan diye kamçılandık içten içe.

    sonsuzluk var tabi, fakire de var zengine de var. aklı olan da peşinde olmayan da durmak bilmeden... sonsuzluk var tamam, tamam da... e insanın sonu var ona ne demeli? sonsuzluk var tabi... ama sonsuzluk varsa onun da bir şartı var ki o da onu düşünen birinin olması. yani asıl sonsuz olan; binlerce yıl evvel başparmağıyla hayata alet edevat yaparak tutunan insanın, ulaşamadığını elde etme arzusundan dolayı var. her şeye sahipken de hiç bir şeyi yokken de aç olan insanın doymamasından dolayı var.

    haydi şimdi kapışalım...
    3 ... alikursad
  2. 2.
    (bkz: öyle bir şey yok çıkar onu aklından)
    ... sumca
  3. 3.
    (bkz: biri bır döngüden mı bahsetti)
    Lanet döngülere bağımlı olduk dostum, gercek bu değil. Gercek son.
    1 ... quaint
  4. 4.
    -yarın ne kadar diye bir soru sormuştum anna hatırladın mı?
    -sonsuzluk ve bir gün kadar...
    -duyamadım?
    -sonsuzluk ve bir gün kadar...
    ... repulsion