1. 1.
    arkadaşlar merhabalar. soma'ya gittik, geldik. medyada her zaman olduğu gibi yalan ve kirli haberler olduğundan ötürü, gördüklerimizi yazmak borç haline geldi.
    izmir'den gece 11 gibi yola çıktık. 00:30 dolaylarında akhisar'a vardık. soma'ya araç bulamadığımızdan ve taksiciler çok pahalı fiyat verdiklerinden ötürü 1 saat kadar akhisar'da beklemek zorunda kaldık. 1 saat sonra soma'da oturan, beklediğimiz yerde tanıştığımız bir madencinin akrabalarının arabasıyla soma merkez'e geçiş yaptık.
    soma merkez'de tüm dükkanlarda ''soma halkının başı sağolsun'' gibi bir yazı vardı. burada bir otostopçu grup ile daha karşılaşıp, birlikte 4-5 km yol yürüdük. 03:00 gibi bir araca otostop çekip, 03:30-04:00 arası maden ocağına vardık.
    öncelikle konuştuğumuz soma halkı ve maden ocağı çalışanlarının bir çoğu medyada verilen ölü sayısını yalanlayıp, en az 500 civarı olduğunu belirtiyorlar. maden ocağında kalan işçilerin de medyada verilen rakamın en az 2 katı olduğu kanaatindeler. biz vardığımızda dışarıda yoğun bir zehirli gaz kütlesi vardı. sabah 10:00'a kadar bu gazı tahliye etmeye devam ettiler.
    asker, polis ve yetkililer hiç bilgi vermiyorlardı. soruları da geçiştiriyorlardı. tüm bilgileri sağlıkçılardan almaya çalışıyorduk. doktorlar, ambulans şoförleri ve hemşireler bilgi paylaşımında bulundular. işçilerin tuvaletlerini ve duş aldıkları yerleri gezdik. tek kelimeyle rezaletti. 1 ay duş almamış olsanız, yine gidip orada duş almazsınız, o vaziyetteydi. bu da milyar dolarlık şirketin işçilere verdiği değeri gösteriyordu. işçilerin binasında şirket tarafından duyuruların asıldığı bir pano vardı. burada devamsızlık vs.'den ötürü disiplin soruşturması açılmış ve madene inmeleri yasaklanmış işçilerin isimleri vardı. bu işçiler bu yasak sayesinde kurtuldular. ama bugün emekli olacak, çocuğu sünnet olacak kişiler davetiyeler ve duyurular koymuş. davetiyelerin tarihi 16 mayıs idi. ve o işçiler öldü. yine 1-2 hafta sonra düğünü olacak bir işçi davetiyesini asmış, o işçi de öldü.
    şirket yetkilisi diye bir şey alanda yoktu. ve alandaki insanlar ellerinden geldiği kadar siyaset konuşmuyorlardı. ancak alana gelen bakanlar, cumhurbaşkanı alandaki insanların huzurunu bozuyordu. öyle ki cumhurbaşkanı gelecek diye herkesi dışarı çıkartmaya çalıştılar. işçi yakınları ise ''cumhurbaşkanı acımızı paylaşmaya geliyorsa biz neden çıkıyoruz?'' deyip, çıkmamak için direndiler. askerin ve vatandaşın soğukkanlılığı sayesinde tartışmalar büyümedi. ancak orada asker değil de polis olsaydı, hiç istenmeyen görüntüler kesinlikle yaşanırdı. polisin askerin anlayışından ve kriz yönetiminden büyük dersler alması gerekiyor.
    cumhurbaşkanı gelecek diye yaratılan saçma kaostan sıkıldığımız için alandan çıkıp, dönme kararı aldık. cumhurbaşkanı gelecek diye bizim alanın olduğu yere girebilmek adına ara ara 4-5 geçiş noktası yapmışlar. insanlar arabalarından indiriliyor, aranıyorlar ve çoğu içeri alınmıyorlardı. soma merkez'e vardığımızda devlet hastanesinde çok büyük bir kalabalık vardı. mezarlığa geldiğimizde ise en az 5-6 tane cenazenin defin işlemleri vardı, arabayı park edecek yer bile yoktu.
    soma'da hükümete ve başbakana olan tepki çok büyük. ne yazık ki tepki gösteren kişilerle ya röportaj yapmıyorlar ya da röportajları yarıda kesiyorlar. kırkağaç gibi asker deposu olan yer yarım saatlik uzaklıktayken, aynı askerler 36 saattir maden ocağının orada nöbet tutuyorlardı. çoğu uyukluyordu ve uyuklayanlara çay götürüyorduk.
    bir ara ''içerdekileri topluyoruz'' gibi söylemler duyduk arama-kurtarma ekiplerinden. bu bizde ''cesetlerin bir araya toplandığı'' izlenimi yarattı. emin değiliz, ama böyle bir ihtimal o söylemden sonra kafamızda oluştu. ve ölenlerin arkalardan, başka taraflardan çıkarıldığı kuşkusu var. orada dahi kimse bu kazanın neden olduğunu bilmiyor.
    maden ocağının olduğu alanda dahi bir çok soru işaretleri var. bir çok bilinmeyen var. ancak gözlemlediğimizden öğrendiklerimiz şunlar;
    kesinlikle ölü sayısı çok daha fazla. (halktan aldığımız bilgiye göre)
    kesinlikle madenin içinde kalan işçi sayısı çok daha fazla. (halktan aldığımız bilgiye göre)
    kesinlikle ölümden, işçilerin tuvaletlerine, banyolarına kadar milyar dolarlık bir şirkette bu çalışanlara 1 gram değer verilmiyor.
    ambulanslar taksiler gibi sıra yapmışlar ve bu şekilde bekliyorlar. şoförleri, hemşireleri, doktorları ambulansların içinde uyuyorlar.
    bölge askeri bölge olduğu için, tüm üstünlük askeriyede. bu yüzden polisler ikinci plandalar ve sorun çıkmamasının en önemli nedeni.
    2-3 yardım vakfı belli saatler aralığında geliyorlar. ancak kızılay çok profesyonel bir şekilde alanı hiç terk etmeden çalışıyor. sivil vatandaşlar gönüllü olarak kızılay'a yardım ediyorlar, kızılay erzak desteklerini hiç eksiltmeden sürdürüyor.
    bazı arama kurtarma ekipleri içeride rahat bir şekilde gezebiliyorken, bazıları askerden izin almak zorundalar.
    bir hemşirenin söylediğine göre; bir ceset öylesine yanmış ki, aradan 12 saatten fazla geçmesine rağmen yanık kokusu ambulanstan çıkmamış.
    9 -1 ... alkolik oldum