1. 1.
    3 kuruşluk dünyanın 5 kuruşa eşit değerde olduğunu idrak ettiyseniz, sanatcısınızdır bu dalda.

    büyük hayallerle büyür erkek çocukları. büyük gururlar büyütürler içlerinde. büyük sever erkekler, büyüdüklerinde anlarlar bunu. ya da hayat büyüttüğünde..

    elimde olsa büyümezdim. hala kanepeye ters yatıp, binbir bakliyatlı mamamı emerdim biberonumdan. annemin modaya uyup giydiği taytlarda minik delikler açıp büyütürdüm şu saatlerde. babamın karın gurultusunda huzur bulurdum ya da. biraz daha büyümüş olsaydım, ders çalışmamak için karnım ağrıyor bahanesi yaratırdım. çoraplarımı koli bandıyla bantlayıp futbol oynardım evin mahrem odalarında.

    büyüdüm. çoktan reşit oldum. evet, ilk yaptığım şey kendi başıma bir telefon hattı almaktı. sonra tek başına tatile çıkmak için asiyi oynamak. kız arkadaşlarımdan saçma sapan sebeplerle ayrılıp, doğru kişiyi bulmak için kalp yoluna düşmek de cabası.

    büyüdüm sanrısıyla kendimi kandırdığım yıllarda tek bir hayali sevgiliyi düşündüm. tüm şiirlerimi aslında kafamda oluşturduğum o sevgiliye yazdım. bal gözlü, bal kokulu bir kızdı kendisi. sonra ayırdım bizi, ayrılık şiirleri, düz yazıları, sonu ayrılıkla biten küçük hikayeler yazmakla devam ettim amatör yazarlığıma. lise hayatım boyunca bu hikayeleri kompozisyon sınavlarında öğretmenlerine sundum. bir kaçı hariç okul derecesine layık görüldüm. yakın çevrem, melankolik bir insan olduğumu düşündü. kimi zaman katıldım, çoğu zaman daha fazla katıldım. akabinde yine onu düşündüm. bal rengiydi saçları.. rüyalarıma sokuyordum onu, bazen rüyamda sevişiyor, bazen de sevişmeye kıyamıyordum.

    kafamda oluşturduğum bu karaktere koymadığım tek şey isimdi. ona aşık olmuştum. bazı bazı, şizofren olduğum düşünce havuzunda boğuldum, kurulandığımda yine onu düşündüm. her kokuda, her kızda, bazen her kadında onu aradım. herkesi o yapmaya çalıştım, hiç kimsenin o olamayacağı gerçeğiyle yüzleşene dek.

    yalnızdım. aslında hep yalnızdım. ne öptüğüm ten istediğimdi, ne burnumdaki parfüm kokusu içime işleyendi. adeta teoman sendromu yaşıyordum.

    bir gün, hiç tahmin etmediğim bir sosyal ortamdan, hiç tahmin edemeyeceğim bir kişi olarak, tahmini mümkün olmayan melankolik zamanımda karşıma çıktın. saçların kısa ve küt, üstelik koyu renkliydi. sadece sohbetin güzeldi, rüyalarını paylaştığında dank etti.. aynı rüyaları gördüğüm.

    bir kaç yıl öncesine kadar belinde olan bal renkli saçlarından bahsettiğin gün, kendimce kahkaha attım. oluşturduğum karakter, şizofren kişiliğime misafirliğe gelmişti. bunun keyfini mi çıkarmalıydım, yoksa tedaviye mi başlamalıydım? bilmiyordum. aslında biliyordum, keyif düşkünü ben başka ne yapabilirdi..

    şimdi geleceğimi şekillendiriyorsun, aramızda 700'ü aşkın kilometre olsa dahi, 1 yılı aşkın süredir hayatımda sevgili sıfatındasın. eşim olana dek, bu sıfat ile tamlamayı oluşturacaksın.

    birazcık rahatsızsın.. huysuz bir kaç hücrenin gazabında, kendi canını yakıyorsun. ve ben artık korkuyorum, bir sabah uyandığımda hasret olduğum tenine bir daha hiç dokunamayacağımı duymaktan korkuyorum. ya da dış etkenlerin maruzatından başkasına ait olmandan. sana "o bal gözlü sensin, hayali sevgilim. gönlümün yağmuru." diye fısıldayamadan gitmenden korkuyorum. yanaklarını sıkarak, dudaklarını ısırmadan uzaklaşmandan korkuyorum. gidemeyeceğim cennetine, gelememekten korkuyorum. geç cevap verdi diye sevgilisiyle tartışan en yakın arkadaşlarıma gülüyorum sayende, erken boşaldığı için terk edilen bir başka arkadaşıma acıyorum, sorunsuz hayatlarındaki ufak güzellikleri ilişkilerinin tatlı hanelerine çevirmektense onları çözümü olmayan denklemlere dönüştüren çiftlerden tiksiniyorum.

    sadece senin, tamamiyle benim olmanı her ne acısı çekiyorsa canın bana bahşetmeni istiyorum. alaturka semalarında, ebeveyn zihniyetinde "benim canımdan al ona ver allah'ım" dualarından sana fısıldıyorum.

    boğazımdaki kör düğüme parmağımı koyup, bir düğüm daha atıyorum üstüne..

    bir zaman sonra gelen ekleme : sonucunda galibin olmadığı sanat.
    iki zaman sonra gelen ekleme : siktir edin olm, karşınıza çok daha güzel biri çıkıyor. aklınızı başınızdan alıp, sıfırdan başlatıyor.
    üç zaman sonra gelen ekleme : esasında aklınızdaki kişinin yerine koyduğunuz kişiyi seviyorsunuz. sonra da kimseyi sevemiyorsunuz.
    dört zaman sonra gelen ekleme : kişiler değişiyor ama olaylar genelde aynı. bence gelmeyin su biraz soğuk.
    beş zaman sonra gelen ekleme : asıl kız sizin oluyor.
    51 -10 ... objebi
  2. 2.
    bir şeyi kaybetme korkusu duymak o şeyi kaybettiğinin resmidir.
    2 ... poetikaaa
  3. 3.
    emanet olduğunu hissettiğiniz an başlayan huzursuzluktur belki de tanrı uyarması kim bilir. rüyalarınız çıkmıştır. daha ne olsun.
    1 ... ruhobur
  4. 4.
    terkedilme olayıyla bitebilmesi muhtemel durumdur.
    1 ... bodobop