1. 1.
    aramıza yetmez ulu cami minaresi
    bizi ancak ayırır bakırköy tımarhanesi

    sevgilim ben seni inek gibi sevdim
    sen de bu sevgiyi katır gibi teptin

    sevgilim aşkınla başım belada
    seni düşünürken uyumuşum helada

    not: sözler bana ait değildir. kaynak yazmak isterdim ama nereden duyduğumu hatırlamıyorum.
    3 -1 ... carli
  2. 2.
    seviyorum ama kimi
    en tatlı birisini
    nasıl söylesem sana
    ilk harflere baksana
    1 -2 ... otrivine
  3. 3.
    Avuçlarımda beş çakıl taşı
    Birkaç midye kabuğu senden arda kalanlar
    Yanaklarımda sonbahar hüzün göz yaşı
    Anılarsa mazideki yalanlar
    Oysa senle gelmişti yüreğime bayram
    Akdeniz seninleydi seyran
    Sen; kelebeğin kanatlarında
    Deniz aşırı ülkelerden gelip saran
    Mavilerime maviler karan sevgilim
    Kutsal ateşe benzerdi o buselerin
    Tortusuydun , şarap tadında gecelerin
    Sen hayallerim sendin gerçeğim
    Eylül bezenmiş gurbet çiçeğim
    Sıla kokardı tenin burcu burcu
    Yokluğun bana ölüm orucu

    Sınırsız yaşasak da bu aşkı
    Yüreğimden tut beni, sımsıkı
    Düşersem umutlarım düşer, ben biterim
    Düşlerim sevgilerim biter, çeker giderim
    Sessiz bir şarkı olurum dudaklarında
    Kayıp yüz olurum bu şehrin sokaklarında
    Beynimde vurgun veda sözleri
    Göğsümde aşkın ayak izleri
    Beni abislere gömdüğün günden beri

    Kırmızı güllere düşen şebnem
    Ey gönlümün güzelliği diğer yarısı
    Yapraklar sararınca mı düşer
    Düşeceğinden mi kesilir safran sarısı
    Bu nasıl tutkudur nasıl ilk kalp ağrısı
    Hangi canan saçlarında asar bir canı
    Hangi gurbet sinesine basar
    Böyle ayrılığı, ey canımın sancısı
    *
    6 -2 ... alayina sokayim
  4. 4.
    arka sokaklarda bulmuştuk birbirimizi,
    yaratmıştık kendi çizgimizi.
    en güzel anlar kayıp giderken zamanımızdan,
    kader ne yapıp edip ayırdı kalplerimizi.

    hep böyle mi olmalıydı?
    dürüstlük kazanmamalı mıydı?
    nasırlaşırken benim kalbim,
    sana orada bir yer kalmalı mıydı?

    zaman dediler ilaçtır dediler,
    kandık, dinledik birer birer.
    bir daha kaybetmeyeceksem eğer,
    yalan da söylerim ne fark eder?
    2 ... i love cilek
  5. 5.
    bir gün gelir de unuturmuş insan,
    en sevdiği hatıraları bile.
    bari sen her gece yorgun sesiyle,
    saat on ikiyi vurduğu zaman,
    beni unutma.

    çünkü ben her gece o saatlerde,
    seni yaşar ve seni düşünürüm.
    hayal içinde perişan yürürüm.
    sen de karanlığın sustuğu yerde,
    beni unutma.

    o saatlerde serpilir gülüşün,
    bir avuç su gibi içime, ey yar.
    senin de başında o çılgın rüzgar,
    deli deli esiverirse bir gün,
    beni unutma.

    ben ayağımda çarık, elimde asa,
    senin için şu yollara düşmüşüm.
    senelerce sonra sana dönüşüm,
    bir mahşer gününe de rastlasa,
    beni unutma.

    (bkz: ümit yaşar oğuzcan)
    4 ... uhrevi hayatin dunyevi yolcusu
  6. 6.
    bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
    sevgiler bekliyor sürekli benden.
    insanın bir yanı nedense hep eksik
    ve o eksiği tamamlayayım derken
    var olan aşınıyor azar azar zamanla.

    anamın bıraktığı yerden sarıl bana

    anıların kar topluyor inceden
    bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
    ama yine de unutuş değil bu
    sızlatıyor sensizliği tersine.
    senin kim olduğunu bile bilmezken.

    sevgiden caydığım yerde darıl bana.*
    3 ... denizin mavrasi
  7. 7.
    ben şimdi biraz da
    senin için görüyorum;
    gökyüzünün parlak
    bakış seken mavisini.

    ben şimdi biraz da
    senin için duyuyorum;
    gecenin o sarsak
    yokuş çıkan ezgisini.

    ben şimdi kanayarak
    senin için yaşıyorum;
    sazan derisi gibi
    günlerimi külle soyarak.*
    ... denizin mavrasi
  8. 8.
    ben güzel gözlü kadınları severim
    bir de küçük ayaklıları, uzun boyunluları
    hem nasıl severim, öyle severim işte
    terler avuçları, kesilir solukları

    ben mahzun kadınları severim
    yavru ceylanca kadınları, ürkekçe
    hem nasıl severim, öyle severim işte
    bilemezsiniz ne güzeldirler, öpüştükçe

    ben akıllı kadınları severim
    düşünen, az konuşan, çok bilen
    her yerde, her zaman nazı çekilen

    hem nasıl severim, öyle severim işte
    içimde büyük, sonsuz ateşler yanmalı
    ölümüm bile o kadının yüzünden olmalı

    ümit yaşar oğuzcan
    3 ... helikopter
  9. 9.
    dilsiz apartmanından vefa apartmanına


    bir dilsiz,bir kör,bir sakatım:
    gönlümün yarasına bunları yazmaktayım
    geceleri gündüzleri kenara koymaktayım
    gidilecek tek yer var kokun olmayan
    oraya doğru yol almaktayım…
    vefa apartmanı:
    kapa kapılarını,dön sırtını,
    asla sana koşmayacağım
    nasıl ki kırdın kolumu kanadımı;
    bekleme;
    pencere gül atmayacağım.

    vefa apartmanı*
    dik yamacın en tepesinde dört katlı
    dışı sarı boyalı,yirmiiki kapılı
    dördüncü kapıda bıraktım;
    gençliğimi,hayallerimi,umutlarımı…
    fakat yine de doymaz vefa apartmanı!
    i̇hanet en çok sana yakıştı
    şimdi çek perdelerini,kapa kapılarını
    ankara* bugün seni izlemeli
    yakma ışıklarını,
    öyle karanlık ol ki
    kimse fark etmemeli içindeki karanlığı
    vefa apartmanı*
    yıkıl git hayatımdan
    adın dilime dokunmamalı…

    dilsiz apartmanı*
    yol üzerinde beş katlı
    boyası dökülmüş,dokuz kapılı
    sekizinci kapıdan girdi ihanet
    soydu yalnızlığımı;öptü kokladı
    elimden tutup pencereden baktı:
    “bak”dedi:
    “bütün yollar bana çıkıyor,gördün mü?”
    baktım:
    tepeye doğru üç yol
    üçü de karanlık

    dilsiz apartmanı*
    aç kapılarını
    yak ışıklarını
    seni kimse görmemeli
    ah kimse bilmemeli:
    sekizinci kapıda neler yaşandığını
    şimdi susuyorsun dilsiz apartmanı*
    en büyük gururlar kapında yatmalı
    dilsiz apartmanı*
    yak ışıklarını,aç perdelerini
    bin bir renkle doldur kapılarını
    bugün bayramındır;
    toprağa gömdün
    vefasız ankaranın
    vefasız apartmanını….
    ... kalpkalbe
  10. 10.
    desem ki

    desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
    rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    sende tattım yemişlerin cümlesini.

    desem ki sen benim için,
    hava kadar lazım,
    ekmek kadar mübarek,
    su gibi aziz bir şeysin;
    nimettensin, nimettensin!
    desem ki...
    inan bana sevgilim inan,
    evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    ve soframda en eski şarap.
    ben sende yaşıyorum,
    sen bende hüküm sürmektesin.
    bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    günlerden sonra bir gün,
    şayet sesimi farkedemezsen,
    rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    bil ki ölmüşüm.
    fakat yine üzülme, müsterih ol;
    kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    ve neden sonra,
    tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    hatırla ki mahşer günüdür!
    ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

    (bkz: cahit sıtkı tarancı)
    1 ... uhrevi hayatin dunyevi yolcusu