1. 1.
    Resim öğretmeninin verdiği şu garip ödevi yapma zamanı gelmişti. Gel gör ki Galatasaray'ın Mallorca ile maçı var. izlemem lazım. Ben hangi Avrupa kupası maçını kaçırdım. inandım takımım gidecek gidebildiği kadar... Ancak şu ödevi nasıl yapacagim. Koskoca resim kağıdına sigdirabildigim kadar beşyüz on bin milyon yuvarlak çizmem gerekiyor. Yahu Picasso mu olacağım. Ne gerek var. Ama çalışkan öğrenciyim buradan da geri kalmamam gerekiyor. Alabildiğine yuvarlak yapıyorum. Maç başlıyor. Gittikçe gözlerim kapanıyor. Bunların hepsiyle başa çıkmam gerekiyor... Gerekiyorda kardeşim 11 yaşındayım.. dayanamıyorum. Elimde resim kağıdı ve kalem gitmişim. O tarihte hala nefes alabilen annem beni bir şekilde yatağına götürmüş. Uyandığımda resim kağıdı yok Galatasaray yok. içimi saran tedirginliği ne size ne de geçmişteki herhangi bir kimseye anlatamam.. yataktan firladigim gibi resim kağıdını arıyorum.. evet buldum. Pek bişey kalmamış. Çoğu tamam. içim rahatlıkta.. Ya Galatasaray ? Sırt cantamin üzerine iliştirilmiş bir kağıt görüyorum. Galatasaray'ın yendiğini babamin el yazısındaki mijdeyle anlıyorum.. öyle güzel ki.. dünyanın en büyük müjdesi. Demek ki her karanlık yani özellikle bazı aksamların karanlığı asla umutsuzluk değilmiş...okula gidip ödevimi teslim ediyorum. Huzurluyum.. günün son demlerinde tekrar yatağa girdiğimde Galatasaray amblemi barındıran günlüğüme ilk cümlemi ilistiriyorum. Evet sevgili günlük mallorcayi da yendik...anladım ki her akşam umutsuzluk demek değildir. Dayanmak lazim. Malum hata varsa da zaman geçmişi silmez... Kendi mahpusumda gardiyan mecburiyetlerimle her akşam mallorcayi yenmeyi bekleyeceğim. Belki diğer herşey hallolur bir yandan.. ödevimi tamamlayan babama da ayrıca bir kez daha var ol dedim...
    -1 ... yasalmermisiyleyaklasankomiser