1. 1.
    insanın yaaşdığı duyguları unutamayacağını, unuttuğunu sanarken, yaraları her sızlayışında yeniden hatırlayacağını ifade eden söylem;

    unuttum sana yazdığım mektubun altına adımı yazmayı. belki hatırlarsın beni, senin çok eski bir dudağınım öptüğün..!

    kaçan bir elektriğim; haylaz, inatçı bir âşık. belki hatırlarsın beni, hani saklıyorsan hâlâ resimleri; cismim yetiyorsa kanıtlamaya kusuru, aklım şaşırtıyorsa bedeninin azametini, teklifim geçerliyse ve romantizm lök gibi oturmuşsa gündemine, hangi varlığımı yok sayabilirsin ki?

    unuttum sana yazdığım mektubun altına adımı yazmayı. belki hatırlarsın beni, senin çok eski bir çocukluk hastalığınım kırk derece ateşte yattığın!
    4 ... zargana
  2. 2.
    ''annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
    annemin cenazesinde kılmadığım namaz kadar masum
    annemin mezartaşındaki imla hataları kadar sarhoş
    annemin vasiyetindeki,
    'oğlumu benim yanıma gömmeyin sakın' maddesi kadar sevecendin.

    bazı eski romanlar
    'yıl bin dokuz yüz bilmem kaç' diye başlardı,
    ben çocukluğuma, çocukluğumun çocuk romanına,
    senin oyuncaklarını kırarak başladım.
    ben her sonbahara hep yaz'ı kırarak başladım.
    yazları kırarak sonbaharlara başlamak...
    bunlar benim sevişirken kaybettiğim savaşlardı!

    firari bir aşka saklanacak kalp bulmak
    anneme talip olan yalnızlığın sorumluluğundaydı.
    belki o kadının ölüm nedeniyle ısınan gözlerinin,
    uzak şehirleri hatırlatan soğukluğunda
    bir kalp bulmak
    bir kalbe çevrilmeyecek bir teklif sunmak
    okyanusları birleştiren hayali ara denizlerin sonundaydı.

    küçük iskender
    1 ... zargana
  3. 3.
    Bana sorarsanız hakkımı helal etmedim hiçbir sevdiğime. Sevmeyi şiir kitaplarında okuyup, şairlerin kadınlarına aşık olan umarsız, bir hayli de arsız bütün edebi sakinler gibi. Hiçbir kadın o dizelerdeki gibi durmadı benim aynamda. Yüzleri yoktu ölümsüz aşk vaatlerinde bulunurken. Aslında ne yaptımsa kendime yaptım biraz, aslında bütün haksızlıkların kontratlarında sol alt köşedeydi adım. Tango'nun en münasebetsiz yeridir, kadının burkulan dizi üzerine abanması adamın, gözlerdeki ateşe acıyla su verilir, kadının kendinden geçmesiyle ritmin değil, adamın ve adımın alakası vardır anlayacağınız. Yürek acısı da böyledir biraz. En münasebetsiz yerinde hayatınız acıtır canınızı, yandığınızı zannederken üşürsünüz. işte benim gibi. Sonrası mı; zamanın içinden geçen ırmağa doğru çıkılır yola...
    1 ... zargana
  4. 4.
    (bkz: sen kanattığım bir yarasın hala unutamadığım)
    -1 ... i see mal people
  5. 5.
    Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
    Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
    Ve durmadan
    Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
    Çalan, çaldıran, yakalatan
    Adı bende gizli bir kadındı istanbul

    Şehre bir yağmur yağdı
    Ben ağladım

    Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
    Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
    Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
    Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü
    yerlerinden
    Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk
    sipariş edildi yeniden

    Bir şehre yağmur yağdı
    Ben ağladım

    Kim daha çok yalan söndürdü çay
    bardaklarında
    Hangisi talandı demli öpücüklerin
    Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
    Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
    Soyulur muydu kabuğu hayatın
    Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?

    Yağmur şehre bir yağdı
    Ben ağladım

    Ben ençok seni götürdüm giderken
    Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
    Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
    kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası
    Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
    Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı

    Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
    Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
    Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

    Ben...
    Yağmur...
    Ağladım

    yılmaz erdoğan..
    3 ... zargana
  6. 6.
    yara kanıyorsa unutmamışsın demektir. unutsaydın yara kabuk bağlar tekrardan iyileşirdi sen hayatına tekrardan değişik yön verirdin. yaran kanıyor ki her sigara yakışın da dumanın da onu hayal ediyorsun yaran kanıyor ki demekki içip içip söylediğin türkülere, şarkılara onu hayal ederek söylüyorsun, yaran kanıyorsa sahil kenarın da vupuru beklerken onun ineceğini hayal ediyorsun, yaran kanıyorsa kalabağın içinde saçlarını dalgalandırarak gelen kişiye onu hayal ederk bakıyorsun, yaran kanıyorsa elele tutuşup etrafa mutluluk saçan çifte küfür ediyorsun dur ''ben de bir zamanlar böyleydim'' diyorsun dur.

    sevdiysen, değer verdiysen, değer gördüysen, gözlerinden sevgi yaşları aktıysa o yara kapanmaz kapandıkca kanar kanadıkca acır.
    ... kuntayi kinteleyen adam
  7. 7.
    bir zamanlar sevda ile çarpan kalbin çimentoyla kaplanması ve fakat bir yerlerde boşluk kalması, sızlaması sonucu sarf edilmiş cümledir. unutmak diye bir şeyin olmadığı anlaşılır. unutmak sadece hafızada geri planda tutmaktır. günlük hayat içinde dosyaların arasında boğuşurken gözler bir anda donuklaşıp bir noktaya kilitlenir, geçmişteki bir an canlanır ve boşluktaki sızlama kendini gösterir sonra usulca kapanır gözler ve ''sızı'' devam eden hayatta anlamını aramaya devam eder.
    1 ... demester
  8. 8.
    unutulmuş fakat hala hassas bir duyguyu taşımaktır, çevrede yaşamış veya yaşanmakta olan bir olaydan etkilenerek unutulmuş yaranın tazelenmesidir.
    (bkz: aldatılmak)
    (bkz: aldatmak)
    (bkz: aşk acısı)
    ... efe misin
  9. 9.
    --spoiler--
    Canın sıkılır, daralırsın. Sevgili, ciğeri 5 para etmez bir oğlancığa kaçmıştır seni bırakıp. Madam eleni çok uzaklardadır artık, beyoğlu yalnız ve anlamsızdır. Niyetçi tavşanlar daha mahsundur o akşam. Güneş tüm sıcaklığıyla kavurur istanbul'u, gözleri serbest bıraksan günde zilyon defa dolup boşalacaklardır. Göbek çıkar,sakallar uzar, kendinden nefret edersin. yakışıklıdır ha oğlancık da. işsiz güçsüzün tekidir ama. Atmıştır abasını sevgilinin, pardon eski sevgilinin evine yaşamaktadır.

    işte bir akşam tüm bu duygular arasında, 2. paket cigaranın bitiminde gözler dolu dolu dinlenen bi şarkıdır bu. Şarkı değildir belki o zamanda, bir duruştur tüm aşağılık pazarlıklara, hayata karşı..

    Son sigara yakılır, kan oturmuş gözler son bir defa daha bakar saate. Öğrenci evinin yalnızlığı beyoğlu akşamı kokar o an. Göz gezdirilir son defa, klozetin üzerinde bitmiş şampuan şişeleri, kapıda asılı annenin gelinlik havlusu -yaban ele okumaya giden oğula verilen en değerli hediyedir- , yerde hamam böcekleri, ayna ortadan kırık tam bir senedir, doğru ya onu bile "o" kırmıştı.. Televizyon bangır bangır açık, yusuf söylüyor. Yusuf gibi sabırla, erdemle söylüyor. Söyledikçe bilekler ısınıyor, sıcaklık dirseklere kadar iniyor. Zihin, yarım metre uzağına bomba düşmüş asker kulağı kadar sağır. Ayağa kalmak istiyorum, oldugum yere oturuyorum tekrar.

    Bir an kendimi en neşeli bahçelerinde sanıyorum çocuklugumun. Fadile abla? hüseyin amca? Sizler misiniz? Beni mi bekliyordunuz onca zamandır? inanın çok özledim sizleri biliyor musunuz? En çok da o hiç kıyamadığınız erik ağacınıza tırmanmayı.. O kadar yorgunum ki.. Beni kollar mısınız orada? yanıbaşınızda? O kadar korkağım ve ezildim ki buna ihtiyacım var. Kaybolmayın bir yere, geliyorum.

    Tamam mı?
    --spoiler--
    3 ... zargana
  10. 10.
    unutulmayan eski sevgiliyi söylenilebilecek sümle.
    ... 50iki