1. 1.
    mustafa kemal, ‘uygun vaktin’ geldiğine kanaat getirmiş olmalıydı ki, 9 ağustos 1928 günü, sarayburnu parkı’nda sahnelediği bir ‘mizansen’ ile ‘harf inkılabı’nı başlattı. falih rıfkı’nın anlatımıyla, o gün parkta, bir köşede caz, bir köşede mısırlı müniretü’l- mehdiye hanım ve saz arkadaşlarının arapça şarkı ve kasideleri seslendiriliyordu. bu ikinci konseri dinleyen halka eşlik eden mustafa kemal, “arap musiki takımının biteviye, ağlayışlı ve inleyişli melodileri” üzerine, yanındakilere dönmüş ve “kimde bir defter var?” diye sormuştu. ardından bulunan küçük deftere bir şeyler yazıp falih rıfkı’ya vermişti. defterde yeni yazı ile "sarayburnu nutku" diye bilinen hitabın ilk bölümleri vardı. mustafa kemal önce halka kendi seslenmiş, ardından notlarını orada bulunan bir gence vermiş, gencin okuyamaması üzerine de ’’vatandaşlarım, bu notlarım asıl hakiki türk kelimeleri, türk harfleriyle yazılmıştır. kardeşiniz bunu derhal okumaya teşebbüs etti. biraz çalıştıktan sonra birdenbire okuyamadı. şüphesiz okuyabilir. isterim ki, bunu hepiniz beş on gün içinde öğrenesiniz. arkadaşlar, bizim ahenkdar, zengin lisanımız yeni türk harfleri ile kendini gösterecektir. asırlardan beri kafalarınızı demir çerçeve içinde bulundurarak, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak gerekli, bunu anlamak mecburiyetindesiniz,” demişti. ardından falih rıfkı’yı nutkun devamını okumakla görevlendirmişti. bu konuşmadan anlaşıldığı üzere, cumhuriyet’in yeni yönetici kadroları, türklük duygusunu yaratmak için ‘eskiyi’, ‘hurafeleri’, ‘geriliği’, ‘doğulu’ olmayı temsil eden osmanlı geçmişinden kendilerini farklılaştırmaya çalışırken, ilk darbeyi alfabeye vurmaya karar vermişlerdi.
    ... imperium turcicum