1. 1.
    Günümüz sanatında, yaşam ile sanat arasındaki çizgiyi yok etmeye yönelik sanatsal eğilimlerin, farklı sanat disiplinleri arasındaki sınırları ortadan kaldırmaya yönelik önermelerin, sanat ve yaşamın iç içe olduğuna ilişkin bir anlayışın güçlendiğini gözlemliyoruz. Sanatın, yaşamın kendisi olduğunu savunan bir düşünce doğrultusunda, her nesnenin bir sanat eseri, her kişinin de bir sanatçı olabilme potansiyeli taşıdığı görüşü doğal olarak yadsınamaz bir hal alıyor.
    Bu düşünceye ilişkin görüşlere ileride sıkça değineceğim halde, sanat çalışması ve sanatçının tanımının ne olduğu bizi devamlı meşgul edecektir.
    insan yaşamının bir sanat çalışması olabileceği savına göre; Her yaşamını ortaya koyan kişi sanatçı mıdır?
    Her şey bir sanat nesnesi olabilir mi?
    Renkleri, formları yan yana getirmekle ya da nesnelerle yapılan her düzenleme bir sanat çalışması sayılabilir mi?
    Sanat eğitimi almak, sanat tarihini bilmek, müzelere, sergilere çok sık gitmek sanatçı kimliği edinebilmek için yeterli midir?
    Sanatçı kimliği, edinilecek bir şey midir?
    Belki de yanıtımızı yine sorarak aramalıyız.
    Sanatçı hayatı izleyen, negatif bir kaostan pozitif bir kaos, kozmos yaratan kişi olabilir mi?
    Gerçeği ya da gerçek olmayanı arayan mıdır?
    Yaratıcı bir eylem içinde olan sanatçı ısrarcı olmalıdır diyebilir miyiz?
    Karşı koyan mıdır sanatçı?
    Kavram yüklü müdür?
    imgelem sahibi midir?
    Yaşamın kendisini sanat çalışması yaparken sanatıyla bir yaşam biçimi önerebilen kişimi dir sanatçı?
    Bir başkaldırıcı, yıkıcı ya da bir devrimci midir sanatçı?
    Sanatın acı veren yanıyla ilgilenirken öte yandan da sağaltıcı olabilen kişi, bir büyücü müdür sanatçı?
    Oyuncudur; hayvan, bitki, nesne, şeytan ya da melek, bazen de Tanrıdır diyebilir miyiz bir sanatçı için?
    Zamanın akıcılığı, belirsizliği, geçiciliği ile ilgilenirken, kalıcılığı, sarsılmazlığı koyan kişimidir sanatçı?
    Soruların hepsine birden verilecek cevap evet olabilir mi?
    Sanatçı, negatif bir kaostan pozitif bir kaosu (kozmos) yaratan kişidir .
    Kozmosun kendi anlamı içindeki düzeni tanımlaması bakımından kozmos yaratıcıları, bir anlamda karmaşaya, düzensizliğe karşı bir yapı öneren, yaratma gücüne sahip olan, bir anlamda tanrısal güçlere sahip olandır. Bu bağlamda tanrının da bir sanatçı olduğundan da bahsedilebilir.. Bununla beraber sanatçıyı tanımlarken aynı zamanda devrimcidir de demiştik; yıkıcıdır, düzene karşı koyandır, anarşisttir demiştik sanatçı için.
    Bu karşıtların ortaya çıktığı yerde bir dinamizmin olacağından bahsetmiştik, o halde, kaostan kozmos yaratan bir sanatçı olarak tanrı, bu kez de mevcut düzene karşı olarak, kozmostan kaos yaratmak durumunda değil midir?
    Burada aslında sürecin iki yönde akışından bahsetmek mümkün olabilir, sürekli bir devinimden, yaratma ediminin sonsuzluğundan bahsedilebilir. Zümrüdü Anka kuşu örneğindeki gibi Anka’nın kendini yakması, küllerine dönüşmesi ve sonra yeniden küllerinden kendini oluşturması ve yeniden yanıp, kül olup sonra yine bedene dönüşmesi sürekliliği gibi. Kaos kozmos ilişkisi içinde ortaya çıkan sorun, düşüncede bir merkez oluşturma sorunudur ki, düşünce tarihinin gelişim sürecine bakıldığında, bir merkez veya merkezsizlik arayışlarının yayıldığı alanla karşılaşırız.
    Yaşam ve sanatın kendisi bir oyundur. “Mitolojik dünyaya - tanrıların ve şeytanların dünyasına, maskelerin karnavalına ve yaşanan mitos şenliğinin zamanın bütün yasalarını ortadan kaldıran, ölüleri tekrar yaşama döndüren o garip ‘sanki’ oyununa ve ‘ bir varmış bir yokmuş un yaşanan an olduğu dünya” ya katılma, inanma ve inandırma oyunu.
    Oyun öğesiyle birlikte sanat, artık bir anlamda özgürdür, yaratıcıdır, yaşamla daha yakın ilişki içindedir.
    Oyun oynayan insan rolünü benimsemek durumundadır ve bu role uygun her türlü donanıma sahip olmak durumundadır. Yaşamın içinde insanlar, kullandıkları “persona’ları” ( maske ) ile uyumlu oldukları süre içinde mutlu olmaları mümkündür. Persona’sına ters düşen davranışların mutsuzluk getireceği gerçeği insanın en başta oyunculuk yönünün gelişmesini sağlar ve bu yolla yaşamın kendisi hemen teatral bir şekil alır ki, bu da en eski sanat disiplinlerinden biridir. Teatral anlatımlar, gösterilen ile gösteren arasındaki ilişkinin yoğun yaşandığı ve kurgulandığı önemli aksiyonlardır.
    “Bir ‘yol’ olarak işlev gören mitoloji, ritüel bireyin dönüşümüne yardım eder; onu yerel, tarihsel koşullardan ayırır ve bir tür söze gelmez deneyime götürür. Öte yandan, ‘etnik fikir’ olarak işlev görerek; bireyi ailesinin tarihsel olarak belirlenmiş duygularına, etkinliklerine inançlarına, toplumun işlevsel bir üyesi olarak bağlar...Mitolojik simgenin gücü, yerel ve somut olanın içinde söze gelmez deneyim yaşatabilmek ve böylece, paradoks olarak, zihni onların ötesine taşırken yerel formları güçlendirmek ve onlara değer katmaktadır. Mitolojinin ayırt edici gücü bu ikili amacı sağlayabilme yeteneğindedir. ” (alıntı)
    1 ... nardogan
  2. 2.
    sanat eserdir sanatcı eseri işleyen kişidir..
    nesne. nesneye şekil veren kişi, 3 semavi dinin kitaplarında geçen tanrı ve kainat kavramı ile aynıdır.
    ... spoiler alert