1. 1.
    Lise yılları...

    Sırada yazılı isimlerin arasında benimki de var mı diye bakardık o zamanlar.

    Lisede birini sevmek demek, sınıf numarasını ezberlemek, evine giden yolu bilmek, tuttuğu takımı bilmekten geçerdi. Sınıfının olduğu katı, oturduğu sırayı bilmekten... daha fazlası yoktu o zamanlar. Sen yazardın gerisini. Şarkılar sana yazılırdı, sen dinlediğin şarkılarla mutlu sonlar yazardın. Sen ona yazardın, ama söyleyemezdin. Daha güzeldi, söylenmeyen şeyler daha anlamlıydı ikiniz için de.

    Mahcuptunuz, aşka tecrübesiz, konuşurken onunla yüzünüzü ateşler basardı. Bakamazdınız gözlerine.

    Sevdiğinizi söyleyemezdiniz, kolay değildi gerçekten sevince. Ama bilirdiniz sevdiğini, o da bilirdi sevildiğini sanki.

    Üst sınıftaydı, üniversiteyi kazanıp giderken, siz onun sırasında ona, onlu her şeye veda ediyordunuz, ama onun haberi yoktu.

    Okulda kazananların listesinin açıklanmasını heyecanla beklediniz. Facebook, telefon gibi iletişim araçlarından uzak olunan dönemler, çok değil 10 sene öncesinden söz ediyorum.

    Parmaklarınız listenin üzerinde hızlıca hareket ediyor, onun adını arıyordunuz. Bulduğunuzda kalakaldınız, çünkü sizden uzağa, istanbul\'a gidiyordu. Artık onunla her sabah aynı simit sırasını bekleme, aynı kantinde çay içme, aynı alışveriş merkezinde dolaşma ihtimaliniz yoktu. Bu onu bir daha görmemek de olabilirdi.

    Üzüldünüz, ama dik durdunuz.

    Üniversiteye gittiniz, büyüdünüz...

    Yıllar, yollar geçmişti, ama siz hiç değişmemiştiniz.

    Bir gün bir ders çıkışı, karşınızda duruyordu ve kalbinizin yerinden sökülecekmiş gibiydi. Yanına gittiniz, tek bir merhaba döküldü dudaklarınızdan.

    Güldü sonra o. Belki bunca hissedilen şeye rağmen, artık kocaman bir kız olmanıza rağmen konuşamamanın size kattığı o masumiyete... Gülümsediniz siz de. Gülüşünü özlediğinizi fark ettiniz.

    Sormamıştınız neden orda olduğunu. Sadece yürüdünüz, size gelmişti, belliydi. Kitaplarınızı aldı ellerinizden. Bacaklarınız sizden istemsiz hareket ediyor, gözleriniz ona yöneliyor, sesiniz titriyordu. Konuşamıyordunuz. Saatlerce susmak bilmeden konuşabilen siz, iki kelimeyi bir araya getiremiyordunuz.

    Üniversitenin kantini ilk defa bu kadar boştu. Hatta bomboştu, bir tek o vardı. Kimseyi görmüyordunuz.

    Gülümsedi tekrar ve oturdu bir yere, hadi sen de gel dedi.

    O da zorlanıyordu, biliyordum, onun için de zordu.

    Karşısına oturdum. Sadece birkaç kitap ötemdeydi. 3 sene sonra. Tam unutacakken... yaşayamadığımız onca şeyi. Hayallerimi unutacakken...

    Aptallıktı belki benimkisi, hiçbir şey yaşayamadığım, yaşamaya cesaret edemediğim birini unutamamak.

    Gülüşünü unutamamak aptallıktı, bakışını unutamamak, söylediği birkaç çift güzel sözü unutamamak, yürüyüşünü unutamamak...

    Oysa insanlar neleri unutmuştu sözlük. insanlar ne yaşanmışlıkların üstesinden gelirken, ben yaşayamadıklarımın üstesinden bile gelemeyecek kadar acizdim, güçsüzdüm. Masumdum ama. Hepsinden çok.

    karşımdaydı ve seni unutamadım sözü döküldü dudaklarından.

    seni unutamadım...

    Hiç tanışmıyorduk biz. Tanışamamıştık. O yüzden adımla hitap etmiyordu. Oysa adıma şiirler yazdığını çok sonra öğrenmiştim. Adımı biliyordu...

    Adımı söylerken bile üzerime titrediğini bilemezdim.

    Seni özledim, dedim ben de. Özlemiştim çok. Bende hiç yoktu, ama çok vardı. Yüzlerce vardı, binlerce vardı, o bilmiyordu. Sakinliğimin heyecanımdan olduğunu bilmiyordu.

    Seneye mezun olacağım dedi, ve Sana hediye edeceğim kocaman bir hayatım var.

    Kabul edersen...

    Kabul edersem, bana hayatını hediye edecekti. Ben hayatının kenarında, köşesinde bir yerlerinde olmaya razıyken, o hayatını bana verecekti. Sezen aksu çalıyordu, küçüğüm...

    Söylediği güzel sözler, beynimin içinde yankılanıyordu. Cevap veremiyordum. Sezen aksu söylüyordu.

    --spoiler--

    Küçüğüm, daha çok küçüğüm
    Bu yüzden bütün saçmalamam
    Yenilmem bu yüzden
    Bu yüzden hala kendime güvensizliğim

    --spoiler--

    Heyecanıma yeniliyordum, söylemek istediklerimi söyleyemiyordum. Yutkundum sonra. Bir cevap vermem gerekiyordu.

    ilk aşk bu dedim.

    Sonrasında donup kalışını izledim. Onu sevdiğimden haberi yoktu. ikimiz de hayatımızın o ana kadarki en büyük sürprizini yapıyorduk birbirimize.

    Kocaman kalplerimizi hediye ediyorduk.

    Hayatımda aldığım en güzel hediyeyi veriyordu bana. Ve ben teşekkür bile edemiyordum, şaşkındım.

    Kalktık sonra, ağaçlı yoldan birlikte yürüdük. Yol boyu konuştu. Kitaplarım ellerinde yürüyorduk. Gidecekti, ama sonra gelecekti.

    Bekleyecektim ben de sözlük, bekleyecektim. Bana hayatını hediye edecek birini bekleyecektim. O hediyeyi hak edecektim.

    Ağaçlı yolda ayrılışımızdan bir hafta sonrası...

    Söylediklerini düşünürken kalbimin deli gibi atması daha geçmeden, daha ellerinin tozu kitaplarımdan silinmeden, daha bakışı gözlerimden gitmemişken, gözlerime başka hiçbir göz değmemişken...

    Sıradan bir akşam üstü, annem girdi odamın kapısından. Duydun mu haberleri, bir öğrenci vefat etmiş dedi.

    Ona o zaman da söyledim, her üniversite okuyanı tanıyamazdım. Mümkün değildi, ilgilenmedim. Ben hala kitaplarıma bakıyordum.

    Bir gün sonra haberleri izlerken, annem bak o haber dedi. Trafik kazası ve istanbul... Çok olurdu böyle şeyler, bir yandan elimdeki kitaba bakıyor, bir yandan göz ucuyla haberi izliyordum.

    Ekranda kocaman fotoğrafı.

    inanmadım. Mümkün değildi. haberler karışmıştı, fotoğraflar, hayatlar karışmıştı. inanmadım, çünkü o hayatını bana hediye etmişti. Hayallerim vardı, yaşayamadıklarım.

    \"Ali ölmüş mü?\" *

    Kısa bir soruydu. Netti.

    Haberlerde öldüğünü söylüyordu, anneme bakıyordum, o ölmüş mü diye tekrar sordum. Sesim gittikçe kısılıyordu, gözlerim doluyordu. * O ölmüştü...

    O aptal şehir, beşiktaş\'taki çaycılar, ortaköydeki kumpirciler, kırmızı ışıkta bekleyen sabırsız taksiciler, sokak satıcıları, şehrin bitmek bilmeyen gürültüsü almıştı onu benden. Çalmıştı.

    Odama gittim, kitaplarımı aldım ve çıktım evden. Okula gittim, oturduğumuz banka koştum, boştu, kimse umrumda değildi, bir hafta önce dokunduğu kitaplarıma başımı koydum, ağladım.

    Ben senin için çok ağladım, sen bilmedin.

    Kabullenemedim gidişini.

    Çünkü bana söz vermiştin, kocaman hayatını bana hediye edecektin. Senin kocaman hayatının son bir haftasıydı bana kalan. Sensiz, ama beni sevdiğini bilerek geçirdiğim, ve seni sevdiğimi bilerek geçirdiğin bir haftaydı bizim kocaman hayatımız.

    Cenazene geldim. uzaktan izledim, dualar ettim sana.

    Ben yaşayamadıklarımın üstesinden bile gelemeyecek kadar küçüktüm. biliyordun bunu. adını bile söylemeye kıyamadığın birini bırakmaya nasıl gönlün elverdi bilemiyorum.

    Tam 7 sene geçti gidişinin üzerinden.

    Sen hayatımda yaşadığım en büyük pişmanlıktın. Son görüşmemizde sana söyleyemediklerimi kimseye söylemedim.

    Yüzünü gördüğüm o televizyon ekranına bir daha bakmadım.

    Hala nefret ederim haber izlemekten.

    hayatımın fon müziği oldu o şarkı. ne zaman kenara çekilip hayatıma uzaktan baksam, bu şarkı çalar arkada bir yerlerde. ve senin bana hediye ettiğin kocaman hayatın gelir aklıma.

    doğru bildin, elimde kocaman rengarenk oyuncak zaferler var. sen yoksun. bugün bu şarkıyı dinleyeceğim, o günün anısına, bizim masumiyetimizin anısına. Sana yine dualar edeceğim...

    iyi ki vardın.

    edit: imla.
    59 -7 ... dibi dibi rek
  2. 2.
    böyle ağlatırlar adamı.
    4 ... mavidamacana
  3. 3.
    hasret ruzgarlari cok erken esti
    savrulduk sevgilim dort bir yana
    zamansiz dokulen yapraklar gibi
    ayrildik sevgilim doymadim sana

    nasil baslamisti bak nasil gitti
    en guzel duygular silindi gitti
    nasil da sevmistim bilirsin seni
    ayrildik sevgilim doymadim sana

    (bkz: muslum babayla paylaşılacak dertler)
    2 ... gorunen koydeki muhtar
  4. 4.
    yine morellerin sikilip atıldığı dakikalardayız.
    5 ... yeyovmadafaka
  5. 5.
    yakın bi cuvara.
    ... erehwyrevesi32
  6. 6.
    kaybetmek, veda etmek.. belki de dunyanin en igrenc duygulari. ayri kaldiginiz her dakikada onsuz kalmaktan korkmak, her saniye bir daha goremeyeceginizi ellerini tutamayacaginizi bi daha sarilamayacaginizi kokusunu icinize cekemeyeceginizi dusunmek. simdi dusunuyorum da bu kadar dibimde olan, ruhunu bedenimde hissedebildigim bi adami yanimdayken bu kadar ozluyorsam ben, gozlerine bakarken bile kaybetmekten korkuyorsam bu kadar, ikinci arayisima cevap vermediginde kesin bisey oldu hic boyle yapmazdi diyebiliyorsam her seferinde, bu durumla karsilastigim anda yasayamazdim. hayatima son vermeyi falan gectim, kesinlikle nefes alamaz bogulurdum.
    okudugumdan beri hickira hickira agliyorum. korkularim daha da artmis durumda. paranoyak olmak uzereyim. ya yarin ben de onsuz kalirsam? ya yarin giderse?
    ani iyi degerlendirmeliyim. birlikte yasadigimiz her saniyenin kiymetini bilmeliyim. ama nasil olacak ki? ne gelir elimden? napabilirim ben, doyamam ki ona.
    keske gitmeler hic olmasa. keske en sevdiklerimiz hic gitmese. hele benim gibi yanindaki herkese bu kadar psikopatca onem veren ben, nefret ederim gitmelerden. aglama krizlerine girerim. gitmeyin yahu bi yere. bilinmez biliyorum ama kiymetini bilin her saniyenin. soylemedikleriniz varsa, kuslukleriniz darginliklariniz. veya onla yapmayi planladiginiz herhangi bir sey.. yapin gitsin. aldirmayin. kaybedecek neyimiz var ki?
    2 ... legendss
  7. 7.
    Sevmelerini sevdiğim.

    Kaç zamandır yazmalardayım sana.

    Kaç zamandır elim gitmiyor adının süslediği, sen kokan satırlara.

    Halbuki bilirsin ne çok severim yazmayı.

    içimin gülen yüzü, sebeb-i hayatım, serv-i revanım...

    Bıraktığın gibi değil hiçbir şey.

    Terli terli su içiyorum artık mesela, ıslak taşlara oturuyorum. Hani söylerdin ya sen hep bana, yine de şemsiyemi almıyorum yanıma.

    sırılsıklam üşüyorum.

    Ve ölümüm senin elinden olacak görüyorum.

    Kalbim şimdi eski zaman kadınlarının naif aşk mektupları misali. Kırılgan, yorgun...

    Zamana ayak uyduramamış hislerim.

    Varlığını her unutuşumda, biri gelip özletmiş seni bana.

    Sebeb-i bahanem, yazacak, konuşacak, anlatacak çok şey var. ama aşık-ı mehcur bedenimin mecali yok tüm bunlara.

    Sana söyleyeceğim odur ki, nereye gidersen git ama beni güzel hatırla...
    4 -1 ... dibi dibi rek