1. 1.
    kofana nın büyüğü. canavar desek yeridir. tuttuğunu parçalar. tutması, tekneye çekmesi zor bi balıktır.
    1 ... pilotmont 1
  2. 2.
    karadeniz'de çıkar yumurtadan, ağaç yaşken eğilir misali daha 3 cm boyundayken bile ilaryaları kovalayacak cesarettedir. büyür, o yağlı güzel karadeniz hamsisini yemeğe başlar, hem de daha defne yaprağı iken... samsun, sinop, kastamonu derken zonguldak, düzce geçilir, bir de bakmışsın ki bizim ufaklık delikanlı bir çinekop olmuş, heyecanla beklediği memleketine, istanbul boğazı'na girmiş.
    bu sefer boğazın en lezzetlisi istavritlerine göz koyar, doyurur kendini. iyice boy atar, olur mu yağlı bir sarıkanat!

    artık tam bir predatordür. kendi cinsi dahil uçan, kaçan her balığı jiletten keskin dişleri ve güçlü çenesiyle tek darbede parçalar. bu hırçınlık ve beslenme alışkanlığı bizimkine yarar, boğaz'da akıntılarda yüze yüze iyice parlayan belirginleşen pullarıyla endamı güzel, kendisi güzel bir lüfer olur. artık babayiğittir, gören balıklar "aman" derler yüzüşünden, gecelerin adamıdır gafil avlar koca koca kefalleri, zarganaları. boğaz'ın aslanıdır o.

    bir süre sonra, boğaz dar gelir, marmara'da eser geçer kofana olur. çanakkale'yi geçer bir selam çakar seddülbahir'e, çıkar ege'ye... balık çiftliklerinde bekçilik yapmaya başlar, kaçanı affetmez! ispendekleri, lidakileri çekirdek gibi yer, öyle olunca da o'na sırtıkara derler.

    öyle bir balıktır ki o, doğumundan, ölümüne neredeyse her santim büyümesinde ismi değişir. defne yaprağı, çinekop palazı, çinekop, kaba çinekop, sarıkanat, lüfer, kaba lüfer, kofana ve son olarak sırtıkara. her boyda ismi değişse de, değişmeyen tek şey, kaderidir.. bu bizim balığımız, ve artık yok olmakla yüz yüze. bugün bu balığı yaşatmak, öldürmekten çok daha kıymetli.

    (bkz: pomatomus saltatrix)
    2 ... noro lim asfaloth