1. 1.
    "beynelmilel" filminin senaristi ve yönetmeni.
    22 -5 ... vend avesta
  2. 2.
    devrimci bir yönetmenimiz.

    edit: ahahaha yıllar önce ne kadar saçma kötü bir entry girmişim.
    hdp vekilidir. akp ile beraber az iş tutmadılar zamanında. nefret ederim.
    22 -34 ... yasakani
  3. 3.
    Kendinden söz ettirmeye Beynelmilel adlı akıllara kazınan, kimilerini yarasını deşen, kimilerinin tavuğuna kışt diyen, kiminin yüreğine dokunan muhteşem filmi ile başlamış yeni nesil yönetmendir. Kendinden daha çok söz ettireceğine süphe yoktur. Çalışkanlığı ve üretkenliği ile türk sinemasına daha çok katkılarının olacağına inandığım, politik kimliğini bir araç olarak kullanmayan tam tersine politik kimliği ile yaşayan gerçek bir sosyalisttir. Birçokları işçi bayramında sıcacık evinde otururken, o 1 Mayıs günü dolmabahçe'de sinesen ile birlikte yürüyüşe katılmış, polis panzerinden püskürtülen su ile ıslanmış yine de elinden pankartını bırakmamış yürekli bir devrimcidir. Bu katıldığı bir mayıs'ta filmi vizyona girmiş ve kendisinin yıldızı çoktan parlamıştır. Hatta 26. uluslararası film festivalinde dahi ödüle layık görülmüş, burada da onore edilmiştir ama gerçekliğinden, görüşlerinden ve duruşundan ödün vermemiştir. Politik kişiliğinin dışında Adıyamanlı bir muhabbet adamıdır. Rakı muhabbeti doyumsuzdur. Bitmek bilmeyen fıkraların, güldüren anektodların anlatıcısıdır. Bir de dillere pelesenk bir atasözü eklemiştir lugatımıza : "bu memlekette ayağınız taşa değse acısını 12 eylülden bileceksiniz."
    17 -9 ... la douce
  4. 4.
    yakında çok yakında beynelminel kadar ses getirecek bir filmin senaryosunu tamamlamış, sıcak, durup durup söylediği iki kelimeyle insanları gülme krizine sokan, hem türkiye de hemde el memleketlerinde bir çok kez yargılanan.
    6 -3 ... selsuyuna
  5. 5.
    18 yaşında bir yandan ankara siyasal'da okuyup bir yandan inşaat ameliliği yaparken siyasi olaylardan dolayı gözaltına alınıp yargılanır ankara dgm de toplu olarak görülür yargılama çünkü aynı suçtan birden çok kişi gözaltına alınmıştır yargılama başlar otomatik olarak her hakim karşısına çıkan sanık " ben atatükçüyüm laikim hakim bey... " diye söze başlar sıra sırrı süreyya öndere gelir hakim " şimdi sen de atatürkçüyüm kemalistim diye başlayacaksın" der sırrı süreyya " yavvv hakim bey bunun atatürkçülükle kemalistlikle ne alakası var" diye tepki gösterir hakim irkilir yargılamayı durdurur " yaz kızım , yavvv !!! kelimesiyle mahkemenin saygınlığına yargılamaya hakaret ettğinden... " diye başlar .ceza üstüne ceza biner üstad temyize gider dilekçede magna cartalar roma hukuku havalarda uçuşur yargıtay lehine bozar kararı da kurtulur
    16 -5 ... selsuyuna
  6. 6.
    aldığı ödülleri 12 eylül döneminde mağdur olanlara atfeden, adıyamanlı gelecek vaadeden yönetmen.
    9 -1 ... dusunenadam
  7. 7.
    yakında maraş katliamı ile ilgili bir filme başlayacak yönetmen.
    7 -3 ... hermia
  8. 8.
    kesinlikle türk sinemasın çok önemli üreticilerinden biri. yaptıkları ve yapacakları bana türk sinemasının geleceği açısından umut veriyor.

    beynelmilel filminde oynadığı rol ile yaptığı her işin layıkı ile üstesinden geleceğini bize kanıtlamıştır. değerlerine çok fazla önem vermeyen bir ülke olarak sanıyorum sırrı süreyya önderi de uzunca bir süre görmezden geleceğiz.
    6 -2 ... akustikcinayet
  9. 9.
    yine 12 eylul sonrasında geçen bir hikaye ile çıkacakmış seyircinin karşısına. filmin çalışma adı ise ' o.cocukları '. isim değişecek elbet, filmde mekan olacak yer ise tarlabaşı. film, tarlabaşı'nda fuhuş yapan kadınların çocuklarına bakan emanetçi anneler kurumuna , iltica etmekte olan bir aydın ailenin çocuklarını emanet etmesi üzerine kuruluymuş.

    filmlerinde mizaha yer veren önder'in mizaha yaklaşımı etkileyici kanımca. yaptığı tanımı virgülüne dokunmadan yazacağım.

    'mizah, acıları yok saymak değildir. mizah bir nevi, acıya direnmenin aslında en soylu biçimlerindendir.'
    5 ... siyahdalya
  10. 10.
    turkiye sinemasal açıdan öyle bereketli topraklar üzerindedir ki, uzun yıllardır türkiye'de koparılan anlatacak hikaye yok yaygarasına oldum olası götümle gülmüşümdür. koparılan bu yaygaranın kendilerine entel diyen bir sınıfın sokağa ve halka sırtını dönmesinden kaynaklandığını düşünmüşümdür. çünkü sokakta, tarlada, cezaevinde... anlatacak o kadar çok hikaye var ki..

    sırrı süreyya önder, bir bardak suda koparılan bu fırtınaya yazdığı, yazmayı düşündüğü senaryolarla son noktayı koymuştur. Evrensel gazetesine verdiği röportajıyla da takdirimi birkez daha kazanmıştır.

    sanat filmleri ve popüler filmler olarak kategorilendirlen iki türe sınıfsal açıdan bakarım demiş, arkasından şöyle devam etmiş usta:

    "Ben bir sosyalistim. Benim bakışım sınıfsal açıdan olur. Yoksullardan yana olan sinema ve yoksullardan yana olmayan, yoksullara uzak olan sinema. Benim bakış açım bu. Çünkü içerik biçimi belirler. Yani o anlamda sanat filmi gibi tanımlamaları yok saymıyorum ama benim bakışım bu değil. Ben sınıfsal olarak kamerasını kimin yanına koymuş ona bakıyorum. Nuri Bilge'nin filmleri sinema dimağı, sinema argümanları anlamında büyük ustalıklı işlerdir. Sinema estetiğini yükseltmek anlamında başarılı işlerdir. Ama ben o noktadan bakmıyorum. Varsın biraz daha çapaklı olsun bir dert anlatsın derdindeyim."

    yine aynı röportajda 12 eylül'ü anlatan filmleri nasıl değerlendiriyorsunuz sorusuna şu yanıtı vemiştir:

    "12 Eylül filmleri diye bir tasniflemenin doğruluğuna pek inanmıyorum. Sağlıklı olduğuna da inanmıyorum. Anti faşist filmler demeliyiz. Ama içinden 12 Eylül geçen filmler ya da 12 Eylül'ün içinden geçen filmler gibi bir ayrımlama yapılabilir. içinde 12 Eylül geçen sanırım 18 tane film var. Ama bunların içinde direk 12 Eylül rejimiyle hesaplaşmak gibi bir yolu tercih eden filmler var, etmeyenler var, kenarından dolaşanlar var ama tümünü olumlu ve gerekli çabalar olarak görüyorum. Böyle adlandırmak, daha da fazla yapılmasını teşvik etmek lazım. Hatta faşistin biri de kalksın kendi açısından 12 Eylül filmi yapsın. Çünkü korkuyu bu ülkenin iliğine kemiğine öyle bir işlettiler ki bununla at başı giden diğer şeyde hafıza imhası oldu.
    Yakın dönem siyasi tarihimiz yani 25-28 yıl çok uzun zaman dilimleri değildir. Ama böyle bir dönem yaşanmamış gibi davranılıyor. Oysa milyonlarca insan gözaltına alındı, istisnasız hepsi işkence gördü, yüzlerce insan katledildi. O anlamda yapılması gerekiyor. Ama eksik ama fazla hiç önemli değil yapıldıkça konuşulacaktır. Biraz da konuşmakla başlayacaktır hesaplaşmak. Herkes kendi fikrini söyleyecektir. Onun için bu ülkede yüzlerce 12 Eylül filmi yapılırsa bir gün otururuz hangisi doğru hangisi eğri onu konuşuruz. Ama şimdilik içinde 12 Eylül geçen bir hikaye yapmak bile yeterince saygıdeğer bir çaba gibi geliyor bana."

    röportajda birkaç kez yılmaz güney'in adını anan usta yılmaz güney sineması içinde şunları söylemiştir:

    "Bir ülke sinemamızdan bahsetmemiz mümkün değil. Çünkü ortak bir aklı, hafızası yoktur. Hiçbir ülke sinemasını etkilememiştir. Sadece bu ülkede bir Yılmaz Güney sinemasından bahsedilebilir. Evrensel boyutlarda bir akım yaratabilmiş, başka ülke sinemasını ve sinemacılarını etkileyebilmiş tek sinemacımızdır. Bugün ki iran sinemasının ilk öncüllerinin hepsi Yılmaz Güney filmlerini izleyerek sinema yolculuklarına başlamışlardır. Politik sinemadaki didaktikliği, ajitasyon halini sanatsal bir duruma getiren, sinemalaştıran adamdır. 'Umut' filmi de Türk sinemasının yapıtaşıdır. Yani 'Umut' filminden sonra bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olamamıştır. Benim birinci filmimdir. 'Umut' her şeyin üstündedir. Yılmaz Güney siyaseten yoldaşımız. illa rahle-i tedrisine diz çökmemiz gerekmiyor öğrenci usta ilişkisinde. işte ürünleri ortada bakarsın öğrenirsin. O anlamda Yılmaz Güney ustamdır, yoldaşımdır. "

    röportajı yapan kişinin siz de mizah ve ironi unsurları daha çok öne çıkıyor sorusuna şu yanıtı vererek röportaja noktayı koymuştur.

    Yılmaz Güney'de daha fazladır aslında. Ama daha ustalıklıdır. Yılmaz'daki ironi, o alttan alta yürüyen muzır damar dünyada çok az insanın yapabileceği bir damardır. Benimki biraz toyluktan dolayı göze batıyor. Ustalık onu Yılmaz Güney ölçeğinde yapabilmekte. Yılmaz Güney bence dünyanın en büyük mizahçılarındandır aynı zamanda. Biz de bir gün onun kadar ustalaşırsak bizimkisi de sakin, güçlü bir damara oturur.

    röportajda yeni sinema projelerinden de bahseden sırrı süreyya önder ağustos ayında "bir türk dünyaya kederdir" isimli filminin çekileceğini de müjdelemiş, bir cezaevi filminin senaryosunu da yazmaya çalıştığını söylemiştir.

    not:röportajın tam metni çok uzun oldugundan eklenememiştir.

    http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=30677
    8 -3 ... adini unutan adam